Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa Sayıştayı: 'Kritik hammaddelerde AB'nin Çin'e olan bağımlılığı sürüyor'

İş makineleriyle Çin'in Jiangxi eyaletinde nadir toprak elementleri arayan işçiler.
İş makineleriyle Çin'in Jiangxi eyaletinde nadir toprak elementleri arayan işçiler. ©  AP Photo
© AP Photo
By Marta Pacheco
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Avrupa Birliği'nin hammadde tedarikini çeşitlendirme çabalarına rağmen Çin'e bağımlılığı sürüyor. Avrupa Sayıştayı, Pekin'in onayı olmadan birliğin 2030 iklim hedeflerini tutturmasının "neredeyse imkansız olduğunu" raporladı.

Avrupa Birliği, 2030'un sonuna kadar kritik hammadde kaynaklarını çeşitlendirmekte zorlanıyor.

Pazartesi günü yayımlanan Avrupa Sayıştayı (ECA) raporuna göre, bu durum enerji dönüşümünü riske atarken Çin'e olan yüksek bağımlılığı da pekiştiriyor.

Avrupa Komisyonu'nun elektrikli araç bataryaları, rüzgar türbinleri ve güneş panelleri gibi temiz teknolojiler için hayati önem taşıyan mineralleri çeşitlendirmek adına yürüttüğü 14 büyük ticaret anlaşmasına rağmen denetçiler karamsar.

AB denetçileri, 27 üyeli bloğun bu hedeflere zamanında ulaşmasının pek olası olmadığı sonucuna vardı.

Rapora göre Çin, hidrojen üreten elektrolizörlerde kullanılan magnezyumun yüzde 97'sini tek başına AB'ye sağlıyor. Birlik ayrıca galyumun yüzde 71'ini ve germanyumun yüzde 45'ini Pekin'den ithal ediyor.

Avrupa Sayıştayı Üyesi Keit Pentus-Rosimannus, mevcut durumu şu net ifadelerle ortaya koydu:

"Kritik hammaddeler olmadan enerji dönüşümü, rekabetçilik ve stratejik özerklik olmaz. Ne yazık ki şu anda bu malzemelerin tedariki konusunda AB dışındaki bir avuç ülkeye tehlikeli derecede bağımlıyız. AB'nin bu alandaki savunmasızlığını azaltması hayati önem taşıyor."

Raporda Türkiye'nin rolüne de özel bir parantez açıldı. Şili'nin lityum, Türkiye'nin ise bor tedarikinde birlik için kritik öneme sahip olduğu vurgulansa da, madencilik üretiminde ve özellikle rafinasyon kapasitesinde tartışmasız liderin Çin olduğu hatırlatıldı. Bu durum Pekin'i Brüksel için vazgeçilmez bir ticaret ortağı kılıyor.

Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay ile imzalanan ancak henüz Avrupa Parlamentosu onayını bekleyen Mercosur ticaret anlaşması bir çıkış yolu olarak görülüyor. Ancak AB İcra Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, aralık ayındaki teknik brifingde birçok sektörde hammadde bağımlılığını kabul etti.

Sejourne, ABD'nin giderek güvenilmez bir ortağa dönüştüğü ve kendi stoklarını oluşturarak ayrışma stratejisi izlediği bir dönemde, Brüksel'in zorlu bir denge kurması gerektiğini belirtti.

Sejourne, ikinci Trump yönetiminin politikalarına atıfta bulunarak durumu şu sözlerle özetledi:

"ABD ve diğer yerlerden hammadde stoklamaya çalışıyorlar. Bizim için risk azaltma konusunda etkili olabilmek adına doğru organizasyona ve finansal araçlara sahip olmak önemli. Kaynaklarımız, stoklarımız ve zorluklarımız konusunda netliğe ihtiyacımız var, özellikle de Çin ile gerilimin olduğu bir dönemde piyasadaki tansiyonu iyi ölçmeliyiz."

Çin, küresel kritik hammadde üretiminin yüzde 60'ını, rafinasyon kapasitesinin ise yüzde 90'ını elinde tutuyor. Jacques Delors Enstitüsü'nün politika notuna göre Pekin, bu gücü giderek artan bir şekilde "jeopolitik bir kaldıraç" olarak kullanıyor.

Enstitü, Avrupalı şirketlerin direncine dikkat çekerek şu tespitte bulundu:

"Tekrarlanan uyarılara rağmen çoğu Avrupalı şirket şimdiye kadar Çin'den uzaklaşmayı başaramadı ve toplu analiz için gereken ayrıntılı tedarik zinciri verilerini paylaşmaya direndi."

Demokrasi Çalışmaları Merkezi'nden Martin Vladimirov ise Çinli şirketlerin Grönland'daki nadir toprak elementleri dahil olmak üzere Kuzey Kutbu'ndaki madenlere de ilgi gösterdiğini belirtti.

Vladimirov, "Bu kaynaklar küresel temiz enerji tedarik zincirlerinin kalbinde yer alıyor, dolayısıyla bunlara erişim Çin'in düşük karbonlu üretim üzerindeki hakimiyetini pekiştiriyor," değerlendirmesini yaptı.

AB'nin 2024'te kabul ettiği Kritik Hammaddeler Yasası (CRMA), 2030 yılına kadar tüketimin yüzde 10'unun yerel çıkarımdan, yüzde 40'ının AB içinde işlenmesinden ve yüzde 25'inin geri dönüşümden sağlanmasını hedefliyor. Ayrıca herhangi bir stratejik hammaddenin tek bir ülkeden tedarikinin yüzde 65'i geçmemesi kuralı getirildi.

Ancak denetçiler, özellikle magnezyum ve nadir toprak elementlerinin işlenmesinde Çin'in tekel konumunda olduğunu hatırlatarak, "Hedeflere ulaşmak için daha gidilecek çok yol var ve AB 2030'un sonuna kadar ihtiyaç duyduğu stratejik hammaddeleri güvence altına almakta zorlanacak," uyarısında bulundu.

AB Sayıştayı Üyesi Pentus-Rosimannus, geri dönüşüm hedeflerinin de yetersiz kaldığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

"Jeopolitik gerilimlerin arttığı bu çağda AB'nin oyunda elini yükseltmesi gerekiyor. Stratejik ortaklıkların sonuç vermesini sağlamalı, yeniden kullanım ve geri dönüşüm potansiyelini açığa çıkarmalı ve stratejik projelerin rakiplerimize değil, AB endüstrisine tedarik sağlamasını garanti etmeliyiz."

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Fransız parlamentosunda 2026 yılı bütçesi güven oylamasından sağ çıktı

İran'daki protestolarda ölenlerle alay eden TV programı tepkilerin odağında

Kallas: NATO ile AB uyum içinde, Avrupa ordusu gündemde değil