Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

AB’de Putin tartışması: Kremlin ile temas konusunda ülkeler bölündü

AB liderleri Vladimir Putin ile doğrudan görüşme konusunda ikiye bölünmüş durumda.
AB liderleri Vladimir Putin ile doğrudan görüşme konusunda ikiye bölünmüş durumda. ©  Europea Union, 2025.
© Europea Union, 2025.
By Jorge Liboreiro
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Bazı ülkeler Kremlin ile yeniden temasın kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Abu Dabi’de ABD, Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleştirilen ve Avrupalıların yer almadığı üçlü görüşmeler, 'masada olmama' kaygısını artırdı.

Avrupa Birliği’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i arayıp aramaması gerektiği sorusu, kime sorulduğuna bağlı olarak farklı yanıtlar buluyor.

Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimler kapsamında Kremlin ile yeniden temas kurulması fikri, 27 üyeli AB içinde keskin bir bölünmeye yol açtı. Bazı ülkeler bu fikri desteklerken, bazıları karşı çıkıyor, büyük bir kısmı ise gelişmeleri izlemekle yetiniyor.

Tartışma yeni değil ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin geçen ay art arda yaptıkları açıklamalar sonrası daha görünür hale geldi.

Geçmişte sık sık karşı karşıya gelen iki lider, Ukrayna’nın en büyük bağışçısı konumundaki AB’nin, kıtanın güvenlik mimarisinin geleceğini şekillendirmek için müzakere masasında kalıcı bir yer edinmesi gerektiği konusunda uzlaştı. Liderler, AB’nin bugün Kremlin ile temaslarda başlıca aracı konumundaki Beyaz Saray’a bağımlı kalmaması gerektiğini savunuyor.

Avrupalılar ve Amerikalılar tarafından savaş sonrası için tasarlanan güvenlik garantileri — Kiev’e olası yeni bir saldırı durumunda bağlayıcı yardım taahhütleri de dahil — Kremlin ile yeniden temas kurulması çağrılarını güçlendiriyor.

Meloni, Paris’te düzenlenen “Gönüllüler Koalisyonu” toplantısına katıldıktan birkaç gün sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, “Avrupa’nın da Rusya ile konuşmasının zamanı geldiğine inanıyorum,” dedi. Meloni, “Avrupa bu müzakere sürecine yalnızca taraflardan biriyle konuşarak katılırsa, sağlayabileceği olumlu katkı sınırlı kalabilir,” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamaların ardından AB’nin Kremlin ile temas kurup kurmaması gerektiğine dair tartışmalar daha da yoğunlaştı. Üye ülkeleri temsil edecek ve “çok sayıda farklı sesin konuşması” ihtimalini ortadan kaldıracak özel bir temsilci atanması önerisi de gündeme geldi.

Avusturya, Çekya ve Lüksemburg bu fikre destek veren ülkeler arasında yer aldı.

Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, “Avrupa’nın güvenliği tartışılırken Avrupa masada değil. Avrupa tek sesle konuştuğunda en güçlü halini alır. 27 ayrı ulusal hat yerine tek bir Avrupa çizgisine ihtiyacımız var,” açıklamasını yaptı.

Ancak tüm üyeler aynı görüşte değil.

Almanya, Estonya, Litvanya ve Güney Kıbrıs ise Putin’in maksimalist taleplerini ve Rusya’nın dondurucu soğuklarda Ukrayna’nın enerji altyapısı ile sivil alanlara yönelik saldırılarını sürdürmesini, Moskova’nın barış için taviz vermeye istekli olmadığının göstergesi olarak değerlendiriyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçen ay konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Şu anda yeni iletişim kanalları açılması gerektiğini düşünmüyoruz,” dedi.

Merz, “Moskova savaşı sona erdirmeye istekli olmalı. Eğer değilse, bu savaşın ekonomik maliyeti de dahil olmak üzere ödeyeceği bedel her hafta artacaktır,” ifadelerini kullandı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ise Avrupa’nın “bir noktada” diplomatik kanalları yeniden açacağını kabul etmekle birlikte, bunun Rusya’nın barış anlaşması için ciddi bir sürece girmesine bağlı olması gerektiğini söyledi.

Kristersson, “Bu savaşın nasıl sona ereceği, uzun vadeli ilişkilerin geleceği hakkında çok şey söyleyecek,” dedi.

Tek temsilci tartışması

Brüksel’deki AB kurumları, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını yakından izliyor ve taraflardan birine yakın görünmemek için temkinli davranıyor.

Ancak yeniden temas kurulmasını savunan ülkelerin bile bu sürecin nasıl yürütüleceği konusunda ortak bir vizyona sahip olmadığı dikkat çekiyor.

Geçen hafta Macron, baş diplomatik danışmanı Emmanuel Bonne’u Moskova’ya gönderdi. Fransız basını tarafından sonradan ortaya çıkarılan ziyaret, Macron ile Putin arasında bir telefon görüşmesi organize edilmesi amacıyla gizli yürütüldü. İki lider en son Temmuz 2025’te görüşmüştü.

Ancak girişim başarısız oldu. Bonne’un eli boş döndüğü bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise ziyareti “bir tür acınası diplomasi” olarak nitelendirdi.

Macron daha sonra diyaloğun “çok fazla muhatap olmadan” ve “net bir yetki çerçevesinde” yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Macron, “Bunu Avrupalı ortaklarımla paylaşmak ve iyi organize edilmiş bir Avrupa yaklaşımı oluşturmak istiyorum. Rusya’yı sevsek de sevmesek de Rusya yarın da var olacak,” dedi.

Fransa birebir liderler arası temasları savunurken, bazı ülkeler farklı modeller öneriyor.

Macron ve Zelenskiy
Macron ve Zelenskiy AB, 2026.

Letonya Başbakanı Evika Siliņa, özel temsilcinin yalnızca Moskova ile değil, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen Rusya-Ukrayna görüşmelerine katılması gerektiğini savundu. Siliņa ayrıca ekonomik yaptırımların devam etmesi gerektiğini belirtti.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise öncelikle böyle bir girişimin siyasi hedeflerinin netleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kallas, Rusya’nın müzakerelerde “mutlak maksimum” taleplerde bulunma eğilimi nedeniyle temasların faydasını da sorguladı.

Kallas, “Şu anda mesele bunu kimin yapacağı değil, nasıl yapılacağı ve ne elde edilmek istendiğidir,” dedi.

Avrupa içinde derin bölünme

AB yetkilileri tartışmanın ciddi boyuta ulaştığını ancak henüz somut bir çerçeveye kavuşmadığını belirtiyor. Üye başkentler arasındaki görüş ayrılıkları, perde arkasındaki görüşmeleri zorlaştırıyor.

27 liderin konuyu ne zaman birlikte ele alacağı ise belirsizliğini koruyor. Bir sonraki resmi AB zirvesi 19 Mart’ta yapılacak.

Özel temsilci için bazı isimler şimdiden kulislerde konuşuluyor. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, eski Avrupa Komisyonu rekabetten sorumlu üyesi Margrethe Vestager ve Finlandiya’nın eski Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö bu isimler arasında yer alıyor. Niinistö’nün Rusça bilmesi ve görevdeyken Putin ile birçok kez görüşmüş olması dikkat çekiyor.

Bazı ülkeler Kremlin ile yeniden temasın kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Abu Dabi’de ABD, Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleştirilen ve Avrupalıların yer almadığı üçlü görüşmeler, bu kaygıları artırdı.

AB liderlerinin Kiev’e destek için üzerinde anlaştığı 90 milyar euroluk kredi paketi — ortak borçlanmayı gerektirmesi nedeniyle — diplomatik rolün artırılması için başka bir gerekçe olarak görülüyor.

Buna karşılık bazı ülkeler ise aceleci bir diplomasi hamlesinin Ukrayna’yı devre dışı bırakabileceği ve son dört yılda oluşturulan Avrupa ortak cephesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Macaristan ve Slovakya’nın Moskova ile daha yakın ilişkiler kurması da bu kaygıları artırıyor.

Slovenya Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, “Ukrayna’da adil ve kalıcı barışa yönelik, uluslararası hukuk ve BM Şartı temelinde yürütülen tüm diplomatik çabaları destekliyoruz,” dedi.

Bakanlık ayrıca, “AB tarafında Rusya ile siyasi diyalog, 27 üye devletin üzerinde uzlaştığı ortak bir pozisyon temelinde yürütülmelidir,” ifadelerini kullandı.

Shona Murray de habere katkıda bulundu.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

AB dış politika şefi Kallas: Moskova müzakerelere ciddi yaklaşmıyor

Özel haber: Letonya Başbakanı ve Estonya Cumhurbaşkanı Rusya ile doğrudan görüşme çağrısında bulundu

Almanya Rusya'nın taleplerinden ötürü Putin ile diyaloğa karşı çıkıyor