Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa'nın savunma hamlesi mevcut silah ihracatı kurallarını nasıl zorluyor?

Paris dışındaki Villepinte'de düzenlenen Eurosatory Savunma ve Güvenlik fuarı
Paris yakınlarındaki Villepinte'de düzenlenen Eurosatory Savunma ve Güvenlik fuarı ©  AP Photo
© AP Photo
By Evi Kiorri
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Dünya liderleri 2026 Münih Güvenlik Konferansı’nda bir araya gelirken, Avrupa’nın savunma hamlesi gündemin merkezinde bulunuyor. Ancak AB’nin sıkı kurallarına rağmen silah ihracat sistemindeki boşluklar ortaya çıkıyor ve bu boşluklar silahların hâlâ yüksek riskli bölgelere yönelmesine imkân tanıyor.

Avrupa Birliği, silah sanayisini güçlendirmek, savunma harcamalarını artırmak ve ortak tedariki geliştirmek için çalışıyor.

ABD’nin askeri angajmanının azalmasına hazırlanırken ve sözleşmelerde Amerikan şirketlerinin rolünü sınırlamayı hedeflerken, Brüksel daha hızlı üretim ve daha yakın iş birliği teşvik ediyor.

Ancak sıkı kurallara rağmen boşluklar ve belirsizlikler, silahların hâlâ yüksek riskli bölgelere ulaşmasına imkân tanıyor.

Sistemi yeniden şekillendiren savunma hamlesi

AB, EDIS ve 2025 Savunma Hazırlık Paketi gibi yeni planlarla Ukrayna’yı desteklemeyi, kendi savunma sanayisini güçlendirmeyi ve daha fazla ekipmanı Avrupalı tedarikçilerden satın almayı taahhüt etti.

Bu stratejiler ortak üretimi basitleştirmeyi, lisans gecikmelerini azaltmayı ve mühimmat, araç ve ileri sistemlerin teslimatını hızlandırmayı amaçlıyor.

AB, 2030’a kadar savunma alımlarının en az yarısının Avrupalı tedarikçilerden gelmesini ve iç savunma ticaretinin pazarın yüzde 35’ine yükselmesini hedefliyor.

Avrupa’nın silah ihracat kuralları birleşik değil. Her ülke, AB’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma’nın 346. maddesi kapsamında kendi lisans kararlarını veriyor.

AB Ortak Tutumu 2008/944/CFSP, insan hakları ve çatışma riski dâhil sekiz kriter belirliyor. AB’nin silah ihracat grubu COARM bilgi ve ret bildirimlerini paylaşıyor, ancak ulusal kararları geçersiz kılamıyor.

Boşluklar ve eşitsiz standartlar

Merkezi bir denetim olmadığı için boşluklar ortaya çıktı. Silahlar gevşek kurallar altında AB içinde kolayca hareket edebiliyor ve ardından daha az sıkı lisanslama gerekliliklerine sahip ülkelere gönderilebiliyor.

Hollandalı barış örgütü PAX’ın Proje Lideri Frank Slijper, "Bence tam da burada, 20–30 yıl önce oluşturulan Avrupa kurallarının aşındığını görüyoruz. Şimdi jeopolitik baskılar nedeniyle bu kurallar baskı altında,” değerlendirmesini yaptı.

Geçmiş örnekler, kuralların nasıl aşılabildiğini gösteriyor. 2015’ten bu yana Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne gönderilen Avrupa silahları Yemen savaşında yaygın biçimde kullanıldı.

Slijper, "Petrolün silah ticaretinin en büyük itici güçlerinden biri olduğu bir sır değil. Bu durum, Avrupa devletlerinin bir yandan petrole erişmesini sağlarken, diğer yandan aynı petrol tedarikçisi ülkelere silah satmasına imkân tanıyor," diye konuştu.

Silahların yanlış kullanımını önlemeyi amaçlayan teslimat sonrası kontrollerin ise çok az etkisi var.

Slijper, "Silahlar yasaklı ya da istenmeyen yerlere gitse bile, eğer herhangi bir sonuç doğarsa, bunlar görece küçük oluyor, kısa sürüyor ve iki ülke arasındaki genel silah ihracatı ilişkileri üzerinde büyük bir etkisi olmuyor," dedi.

COARM ret bildirimleri gönderebiliyor ve ihracatı izleyebiliyor, ancak bağlayıcı bir AB otoritesi olmadığı için ulusal hükümetler çoğu zaman insan hakları kuralları yerine sanayi ve stratejik çıkarları önceleyebiliyor.

Ukrayna’daki savaş, sorunu daha da ağırlaştırdı. NATO hedeflerini karşılamak ve Kiev’i desteklemek için AB ve üye ülkeler üretimi ve transferleri artırdı, bazen Ortak Tutum kurallarını daha gevşek yorumladı.

Slijper, "AB kendi silah sanayisini büyütmek istediği için silah ihracatı kontrolüyle ilgili her şey büyük baskı altına girdi ve çok katı iki kural ilerlemeyi engelliyor," diye belirtti.

İç pazar ikilemi

Savunma Hazırlık Paketi’nin temel hedeflerinden biri, AB içinde silah transferini kolaylaştırmak, ancak bu durum hukuki bir boşluk yaratabilir.

Eğer bir ekipman birkaç ülkede üretilirse, yalnızca montajın yapıldığı ülke kontrol yapmak zorunda kalıyor, parçaları tedarik eden ülkeler değil. Bu da silahların Avrupa içinde hareket ederken daha sıkı ulusal denetimlerden kaçınmasına imkân tanıyabilir.

Silah sanayisi de önemli bir etkiye sahip.

Slijper, "Açıkça silah sanayisinin büyümek ve kâr etmek gibi bir çıkarı var, ancak aynı zamanda bu büyümeyi destekleyen Avrupalı siyasetçiler de var. Silah sanayisinden gelen sesler sivil toplumdan gelenlerden çok daha yüksek çıktığı için insan haklarına ilişkin kaygılar maalesef gölgede kalıyor,” şeklindeki gözlemini aktardı.

Rakamlar yaklaşık değerlerdir ve yalnızca örnek niteliğindedir.

Reform çağrıları

Uzmanlara göre AB bu sorunları çeşitli reformlarla ele alabilir. Gönüllü yönergeler yerine bağlayıcı kurallara geçilerek COARM gibi yapıların ortak lisans standartlarını uygulaması veya yüksek riskli ihracatları engellemesi sağlanabilir.

AB içindeki transferlere yönelik kontroller de sıkılaştırılarak ekipmanların daha zayıf kurallar altında dolaşmasının ve daha katı ulusal denetimlerden kaçınmasının önüne geçilebilir.

AB ayrıca teslimat sonrası denetimi daha sert yaptırımlar ve AB düzeyinde olası bir uygulama mekanizmasıyla güçlendirebilir.

İhracatlar, son kullanıcılar ve reddedilen lisanslara ilişkin ayrıntılı verilerin yayımlanması da süreci daha şeffaf ve hesap verebilir hale getirebilir.

Slijper, sanayi ve stratejik baskılarla başa çıkmak için basit bir öneri sunarak, "Avrupa için sanayi kapasitesi oluşturmakta zorlanıyorsanız, en azından Avrupa Birliği dışına ihracat yapmadığınızdan emin olun," dedi.

AB'nin silah sanayisinde bağımsızlaşma çabalarına vurgu yapan Slijper, "Ukrayna’ya gönderdiğimiz silahların yerine koymak için tüm sanayi gücüne Avrupa’nın kendisi için ihtiyacımız var. Ayrıca ABD’ye çok daha az bağımlı hale gelmemiz gerekiyor,” dedi.

Uygulamada ise boşluklar açıkça görülüyor.

Büyük üye devletler Ortak Tutum’u daha esnek yorumlayabiliyor, AB içindeki transferler ulusal denetimlerden kaçabiliyor ve teslimat sonrası izleme zayıf kalıyor.

COARM’ın kuralları uygulama yetkisi de bulunmuyor. Bu arada insan haklarına ilişkin sivil toplum kaygıları, çoğu zaman sanayi lobisi ve stratejik çıkarlar tarafından geri plana itiliyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

AB, SAFE programı kapsamında ilk savunma yatırımları için 38 milyar euroyu onayladı

Silah kültürü yok ama silah sanayisi büyük: AB'nin sessiz silah ekonomisi

Kanada'da okulda silahlı saldırı: 10 ölü, en az 25 yaralı