AB’nin 'karşılıklı savunma' maddesi NATO’nun 5. Maddesi’nden daha güçlü ifadeler içeriyor ancak askeri ittifaktaki müttefikler bugüne kadar ABD’nin sağladığı caydırıcılığa güvendiği için genelde daha zayıf görülüyor.
Avrupa Birliği’nin en üst düzey askeri yetkilisi Sean Clancy Euronews’e verdiği demeçte, AB'nin karşılıklı savunma maddesinin uygulanmasına yönelik çalışmaların, NATO’nun 5. Maddesi kapsamına girmeyen yani "eşik altı" durumlara odaklanması gerektiğini belirtti.
AB Askeri Komitesi Başkanı General Sean Clancy hafta sonu yaptığı açıklamada kurumunun Avrupa karşılıklı savunmasının ne anlama geldiğinin yeniden tanımlanmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu belirtti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşmasında AB’nin savunmada bağımsız hale gelmesi çağrısı yaptı ve bunun bir parçası olarak karşılıklı savunma maddesinin “hayata geçirilmesi” gerektiğini söyledi.
Von der Leyen, Antlaşmaların 42.7 Maddesi olarak bilinen taahhüdün “ancak güven ve kapasite üzerine kurulursa anlam taşıyacağını” vurguladı.
Rusya’nın Ukrayna’yı tam ölçekli işgali sonrası başlatılan savunma dönüşümü sürerken ve Moskova’nın on yıl bitmeden başka bir Avrupa ülkesine saldırabileceğine dair uyarılar yapılırken bu tartışmalar hız kazandı.
Avrupa liderleri aksini dile getirse de ABD’nin Avrupa güvenliğine ve NATO’nun 5. Madde kapsamındaki kolektif savunma taahhüdüne bağlılığı konusunda da kaygılar bulunuyor.
5. Madde altı tehditler
NATO’nun 5. Maddesi yalnızca 11 Eylül saldırılarından sonra ABD tarafından, AB’nin 42.7 Maddesi ise Kasım 2015 Paris saldırılarının ardından Fransa tarafından bir kez yürürlüğe kondu.
AB maddesine göre "bir üye ülke topraklarında silahlı saldırıya uğrarsa diğer üyeler tüm imkânlarıyla yardım ve destek sağlamakla yükümlüdür."
Washington’un güvenlik taahhüdüne 23 NATO üyesi AB ülkesinin güvendiği bir ortamda neden bu maddenin daha da işler hale getirilmesi gerektiği sorulduğunda Clancy iki kurumun da rollerinin gayet açık olduğunu ifade etti.
Clancy, "NATO öncelikle askeri bir ittifaktır, AB ise tamamen farklıdır. Basitçe söylemek gerekirse bunu 5. Maddenin altında kalan durumlarda işler hale getiririz," dedi.
Hibrit savaş, insani krizler ya da hibrit tehditlere müdahale gibi durumlarda AB’nin nasıl tepki vereceğinin belirlenmesi gerektiğini ifade eden Clancy, "Bu tamamlayıcılık meselesidir ve odak noktası da tamamlayıcılıktır. Böylece AB ile NATO arasındaki anlayış ve ilişki güçlenir," diye ekledi.
AB 2030’a kadar kendini savunabilecek mi?
Avrupa Komisyonu’nun ortak savunma tedarikini teşvik eden programı, askeri kabiliyet açıklarını daha hızlı ve düşük maliyetle kapatmayı hedefliyor. Bu program, AB’nin 2030’a kadar hazırlık seviyesini artırma çabalarının temel unsurlarından birini oluşturuyor.
Üye ülkelere mühimmat, insansız hava araçları, hava savunması, kara muharebe sistemleri ve stratejik destek unsurlarını içeren dokuz öncelikli alanda ortak kabiliyet edinimi için Komisyon tarafından sağlanan 150 milyar euroluk krediye erişim imkânı sunuldu.
General Clancy Euronews’e yaptığı açıklamada, AB kurumlarının artık "uygulama aşamasında" olduğunu ve "dokuz kabiliyet alanının tamamında çalışmaları sürdüğünü" söyledi.
Ancak bazı sektörlerin daha olgun sanayi altyapısına sahip olmaları ya da Ukrayna savaşından çıkarılan derslerin geliştirmeyi hızlandırması nedeniyle daha hızlı ilerlediğini kabul etti. Bu durum özellikle İHA’lar ve uzay varlıkları için geçerli.
Bir sonraki dönüm noktası, sonbaharda yayımlanacak hazırlık raporu olacak. Raporun, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen dâhil siyasi liderlere hangi açıkların sürdüğünü ve ne kadar sürede kapatılabileceğini daha net göstermesi amaçlanıyor.
Avrupa Komisyonu'nun Savunma Hazırlığı 2030 yol haritası kapsamında hedeflendiği gibi AB’nin on yılın sonuna kadar tek başına kendini savunmaya hazır olup olmayacağı sorulduğunda temkinli konuşan Clancy, "bunun sabit bir hedef durumundan ziyade uzun vadeli dönüşümün parçası görülmesi gerektiğini" belirtti.
"Son dört yıl, dünyanın aynı olmadığını gösterdi," diyen Clancy, Ukrayna’daki savaşın siperler gibi geleneksel unsurlarla teknoloji odaklı sistemleri birleştirerek çatışmanın nasıl evrildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Bu nedenle Avrupa’daki bir sonraki savaşın nasıl görüneceğini gerçekten öngörmenin imkânsız olduğunu ifade etti.
Avrupa’nın hazırlıklı olmasının, "barıştan yarı barışa, krizden devletler arası çatışmaya" uzanan tüm senaryolara hazırlanmak anlamına geldiğini belirten Clancy, "2030 bir hedef ve biz ona doğru hızlanıyoruz ama bu bir süreç olacak,” dedi.
Clancy, Avrupa’nın bu tarihten sonra savunma ve güvenliği geri plana atamayacağını ve mevcut çabaları sürdürmek zorunda kalacağını vurguladı.