Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Avrupa nükleer savunmasında yeni bir dönemi başlatıyor. ABD'ye bağımlılığı azaltmayı hedefleyen hamle, Rusya tehdidi ve Washington'un değişen politikaları ışığında stratejik bir dönüm noktası niteliğinde.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin nükleer caydırıcılık kapasitesini Avrupa geneline yayma stratejisini açıklamak üzere bugün Ile Longue deniz üssünde kürsüye çıkıyor.
2020 yılında yaptığı benzer bir teklifin o dönem karşılık bulmamasına rağmen değişen küresel dengeler Paris'in bu hamlesini yeniden gündemin üst sırasına taşıdı.
Elysee Sarayı'na yakın kaynaklar, bu konuşmanın Macron'un görev süresindeki en kritik anlardan biri olacağını vurguluyor.
Rusya'nın Ukrayna işgali ve Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşüyle birlikte Avrupa başkentlerinde güvenlik endişeleri tırmanırken, Macron'un nükleer şemsiye teklifi artık daha fazla destek buluyor.
Cumhurbaşkanlığına yakın bir kaynak, "Bu, görev süresinin önemli bir anı olacak. Şüphesiz bazı önemli değişimler ve gelişmeler yaşanacak," dedi.
Avrupa başkentlerinde nükleer savunmaya yönelik artan ilginin temelinde, küresel jeopolitik tablodaki radikal değişimler yatıyor.
Rusya'nın Ukrayna hamlesi Avrupalıları savunma konusundaki kırılganlıklarıyla yüzleşmeye zorlarken, Washington'un Avrupa güvenliğine olan bağlılığına dair şüpheler de artıyor.
ABD'nin odağını Hint-Pasifik bölgesine kaydırma isteği ve Avrupa'daki askeri varlığını kısmen azaltma planları, müttefikleri kendi savunma mekanizmalarını kurmaya itiyor.
Fransa'nın nükleer doktrini, herhangi bir saldırgana kabul edilemez hasar vermek için gerekli görülen asgari sayıda başlığa sahip olmayı öngören katı yeterlilik ilkesine dayanıyor.
Yaklaşık 300 nükleer başlığa sahip olan Fransa, bu sayıyla ABD ve Rusya'nın 3 bin 500ü aşan cephaneliklerinin gerisinde kalsa da, stratejik özerkliğini korumakta kararlı görünüyor.
Fransız yetkililer, "Nükleer savaş reddimiz doktrinimizin temelidir. Büyük cephaneliklerle bir silahlanma yarışına girmiyoruz. Önemli olan, cephaneliğimizin kabul edilemez hasar verme yeteneğimizi garanti altına almasıdır," diyor.
Paris yönetimi, Avrupa için önerilen bu nükleer şemsiyenin ABD'nin sağladığı korumaya bir alternatif değil, onu tamamlayıcı bir unsur olduğunu savunuyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius gibi isimler, ABD nükleer şemsiyesinin yerini doldurmanın çok maliyetli ve zaman alıcı olacağını belirtse de, Fransa kendi kapasitesini bir güvence olarak sunmaya devam ediyor.
Avrupa nükleer gücünün diğer ayağı olan İngiltere ile Fransa arasındaki iş birliği de bu süreçte derinleşiyor.
Geçtiğimiz yaz imzalanan Northwood Deklarasyonu ile iki ülke, nükleer tatbikatlara karşılıklı katılım ve siyasi yönlendirme sağlayacak bir Nükleer Yönlendirme Grubu oluşturarak koordinasyonu en üst seviyeye çıkardı.
Macron'un bugünkü açıklamaları, bu ikili iş birliğinin tüm Avrupa sathına yayılıp yayılmayacağına dair en somut işaretleri verecek.