Avrupa, yeni bir Helmut Kohl anına hazır mı? Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, kıtanın geleceğine dair kapsamlı bir vizyon ortaya koydu.
Avrupa'nın bölünmesinin ve yeniden birleşmesinin sembolü haline gelen kentte kürsüye çıkan Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, kıtanın geleceğine dair kapsamlı bir vizyon ortaya koyarak, Avrupa Birliği'ni, otuz yılı aşkın süre önce Almanya'nın yeniden birleşmesini mümkün kılan stratejik cesareti bugün de göstermeye çağırdı.
Berlin'de, Alman Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi'nde bir araya gelen üst düzey Alman iş dünyası temsilcilerine hitap eden Rama, Avrupa'nın tarihinin dönüm noktalarından birine yaklaştığını savunarak bunun bürokrasiden çok liderlik gerektiren bir dönem olduğunun altını çizdi.
“Berlin, belki de ömrümüzün en büyük jeopolitik dönüşümünün gerçeğe dönüştüğü yer. Ve bu, sadece bir duvar yıkıldığı için değil. Duvar yıkıldıktan sonra tarihin bir sonraki adımda ne talep ettiğini anlamaya cesaret eden bir lider çıktığı için. Helmut Kohl Alman yeniden birleşmesini idari bir mesele olarak görmedi; onu jeopolitik bir zorunluluk olarak gördü. İhtiyatın, kuşkuculuğun ve dönemin yerleşik kanaatlerinin tersine hareket etti,” diye konuştu.
Arnavutluk lideri, kurumsal yapılar tam olarak buna uyum sağlamadan önce stratejik gerçekleri kavrayabilen bir siyasi liderlik örneği olarak eski Almanya Başbakanı Helmut Kohl'e konuşması boyunca defalarca atıfta bulundu.
“Giderek daha fazla, Avrupa'nın kendisinin de benzer bir ana yaklaştığına inanıyorum. Gerçekliği prosedürler, tereddütler ve miras alınmış varsayımlarla yönetmeye devam etmenin, stratejik kararlar almaktan daha tehlikeli hale geldiği bir an bu. Benim yeni bir Helmut Kohl anı diye tarif edeceğim bir an.”
Rama'ya göre Avrupa Birliği, kıtanın gelecekteki mimarisini tartışırken Batı Balkanlar'ı dışarıda bırakarak stratejik bir hata yapıyor. “Çünkü Avrupa bugün, Almanya'nın o dönemde karşı karşıya kaldığına şaşırtıcı derecede benzeyen bir soruyla yüz yüze.” Enerji altyapısının, dijital ağların, askeri hareketliliğin ve kritik ham maddelerin artan önemine işaret eden Rama, bölgenin Avrupa'nın hedefleri açısından merkezi hale geldiğini savundu.
Rama “Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu enerji koridorları bizim coğrafyamızdan geçiyor. Avrupa'nın arzuladığı dijital ağlar bizim topraklarımızı gerektiriyor. Avrupa'nın bir anda stratejik olduğunu yeniden keşfettiği kritik madenler bizim toprağımızın altında yatıyor. Bunu Çin anlıyor. Rusya elbette anlıyor. Avrupa da anlıyor ama kendi planlarını yazarken bunu zaman zaman unutuyor,” dedi. Arnavutluk açısından AB üyeliğinin sadece siyasi bir hedef değil, aynı zamanda dönüştürücü bir proje olduğunu da vurguladı.
'Bize vetodan önce koltuk verin'
Rama, tam üyeliği beklemek yerine aday ülkelerin kademeli olarak Avrupa'nın kilit yapılarına entegre edilmesini önerdi.
“Bizi Avrupa'nın stratejik mimarisine şimdiden dahil edin. Bize vetolar vermeden önce koltuklar verin. Komiserler vermeden önce katılım hakkı tanıyın. Tüm kurumsal süsleri bahşetmeden önce sorumluluk verin. Bizi Enerji Birliği'ne alın. Dijital Birlik'e alın. Ortak güvenlik çerçevelerine, ortak mali araçlara, ortak tedarik zincirlerine dahil edin,” diyen Rama, Berlin'deki konuşmasında bir kez daha ülkesinin durumunu Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından oluşan tabloyla kıyasladı.
“Helmut Kohl, yeniden birleşmenin idari açıdan kusursuz olup olmadığını sormadı; bölünmenin sürmesinin stratejik olarak hâlâ kabul edilebilir olup olmadığını sordu. Bu çok farklı bir soruydu. Ve belki de Avrupa'nın bugün kendisine sorması gereken soru budur,” diyerek Kohl'ü yeniden anımsattı.
Yapay zeka, demokrasi ve hakikat mücadelesi
Rama'nın konuşmasının ikinci ana başlığı, yapay zeka ve onun algoritma güdümlü manipülasyon yoluyla demokratik toplumlar için büyüyen tehdit oldu. “Sanayi Devrimi'nden bu yana ilk kez, teknolojik liderlik yalnızca kimin zenginleşeceğini değil, kimin egemen kalacağını da belirleyebilir” dedi.
Rama, Arnavutluk'un dijitalleşme alanındaki çabalarına da dikkat çekerek “Arnavutluk, kendi payına, Avrupa'nın en iddialı dijital dönüşüm programlarından birini yürütüyor” ifadesini kullandı.
Ancak teknolojik ilerlemenin, demokratik kurumları tehdit eden biçimlerde enformasyon ortamını da yeniden şekillendirdiği uyarısında bulundu: “Bir algoritma artık, propaganda makinelerinin eskiden yıllar alan işini dakikalar içinde başarabiliyor.”
Arnavutluk başbakanı, tek başına askeri harcamaların Avrupa demokrasilerini korumaya yetip yetmeyeceğini sorguladı. “Biz egemenlikten söz ediyoruz. Avrupa, askeri kabiliyetlere, hava savunma sistemlerine, siber güvenliğe, kritik altyapıların korunmasına ve stratejik özerkliğe yüz milyarlarca euro yatırım yapıyor. Bunların hepsi gerekli. Ama insan zihninin sistematik biçimde manipüle edilmesine karşı toplumlarımız savunmasız kalacaksa, tüm bu kalkanların ne değeri olacak?” diye sordu ve ekledi: “Avrupa sadece füzelere karşı bir kalkana ihtiyaç duymuyor; aynı zamanda algoritmalar çağının da bir kalkanına ihtiyaç duyuyor.”
Kushner projesi protestoları tetikledi
Rama'nın açıklamaları, Arnavutluk'un güney Adriyatik kıyısında, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'la bağlantılı tartışmalı bir turizm yatırımı projesine karşı büyüyen protestoların gölgesinde geldi.
Önerilen yatırım, Sazan Adası'nda ve yakınındaki bir kıyı şeridinde yapılacak projeleri kapsıyor. Arnavutluk hükümeti, projeyi üst düzey turizmi çekmek ve ekonomik kalkınmayı hızlandırmak için büyük bir fırsat olarak sunuyor.
Ancak çevre örgütleri ve yerel aktivistler, koruma altındaki habitatlar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki olası etkiden endişe duyduklarını dile getiriyor. Son haftalarda binlerce protestocu, düdük çalarak ve kampanyacılara göre projeyle birlikte tehlikeye girebilecek göçmen kuş türlerinden biri olan flamingoların kartondan maketlerini taşıyarak sokaklara döküldü.
Protestolar aynı zamanda daha geniş bir siyasi harekete dönüştü; bazı göstericiler Rama'nın istifasını isterken, erken seçime gidilmesi çağrısında bulunuyor.
Projeden doğrudan söz etmeyen Rama, tartışmayı sosyal medyanın yanlış bilgiyi nasıl yayabildiğine ve öfkeyi nasıl büyütebildiğine dair bir örnek olarak gösterdi.
“Ve nereden başlamam gerektiğini seçmek zorunda kalsam, oradan başlardım. Son haftalarda kendi ülkemiz çok canlı bir örnek yaşadı. Arnavutluk kıyısında önerilen bir turizm geliştirme projesi bir anda uluslararası bir dijital fırtınanın merkezine dönüştü. Çevre felaketi, olup bitmiş bir gerçek gibi sunuldu. Herhangi bir kanıt ortaya konmadan yolsuzluğun ispatlandığı ilan edildi. Komplo teorileri saat başı çoğaldı. İddialar manşetlere dönüştü. Manşetler hakikate dönüştü. Hakikatler dogmaya dönüştü. Ve delil isteyen herkes şüpheli muamelesi gördü.”
Rama, proje etrafındaki kamu tartışmasının olgulardan koptuğunu savunarak, çevrimiçi kampanyaların doğrulanmamış iddiaların yayılmasını hızlandırdığını öne sürdü.
“Öfke, olguların konuşma fırsatı bulmasından çok önce milyonlarca görüntülenme üretti. Anlatılar, belgelere dayalı prosedürler tek bir odanın içinde dolaşmayı başaramadan dünyayı dolaştı. Bu artık sadece Arnavutluk'a özgü bir olgu değil; Avrupa çapında bir olgu.”
Rama, projeyi durdurma çağrılarını defalarca geri çevirdi; hükümetinin çevre karnesini savunurken, yabancı siber aktörlerin de proje etrafındaki kamuoyu tartışmasını etkilemeye çalıştığını öne sürdü.
Avrupa Birliği yetkilileri, AB çevre ve yönetişim standartlarına uyumu güvence altına almak amacıyla projeyi Arnavutluk'un katılım sürecinin bir parçası olarak yakından izliyor.
Reform çabaları mercek altında
Rama'nın AB üyeliği çağrısı, Arnavutluk'un Brüksel'in talep ettiği hukukun üstünlüğü reformlarında ilerleme kaydettiğini göstermeye dönük çabalarını sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.
Bu hafta Arnavutluk'un Özel Yolsuzlukla Mücadele ve Organize Suçlar Yapısı (SPAK), uluslararası bir uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama şebekesini hedef alan yeni bir büyük operasyon başlattı. Savcılara göre suç gelirleri gayrimenkul, inşaat ve turizm-konaklama gibi sektörlere aktarılırken, yaklaşık 150 milyon euro değerinde varlığa el konuldu.
Söz konusu operasyon, Arnavutluk makamlarının ülkenin AB üyeliğine bir adım daha yaklaşmaya hazır olduğunun kanıtı olarak sunduğu daha geniş kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele hamlesinin parçası. Buna rağmen Arnavutluk, organize suç ve yolsuzluk konularında eleştiri almaya devam ediyor.
Rama'ya göre ise asıl soru artık Arnavutluk'un Avrupa'ya hazır olup olmadığı değil, Avrupa'nın Arnavutluk'a hazır olup olmadığı. “Avrupa'nın bugün cesarete ihtiyacı var. Adenauer'in cesaretine. Kohl'ün cesaretine. Yeniden birleşme cesaretine. Yenilik cesaretine. Genişlemenin bir hayırseverlik olmadığını kabul etme cesaretine.”