Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa kavrulurken AB'nin 'Yeşil Mutabakat'ı yaz sınavında

Paris’teki sıcak hava dalgası sırasında, 24 Haziran 2026 Çarşamba günü insanlar Eyfel Kulesi yakınındaki Trocadero çeşmesinde serinliyor. (AP Fotoğrafı/Christophe Ena)
İnsanlar, Paris'teki sıcak hava dalgası sırasında, 24 Haziran 2026 Çarşamba günü Eiffel Kulesi yakınındaki Trocadero çeşmesinde serinliyor. (AP Fotoğrafı/Christophe Ena) ©  AP Photo / Christophe Ena
© AP Photo / Christophe Ena
By Marta Pacheco
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Avrupalılar iki haftadan kısa sürede ikinci sıcak hava dalgasını beklerken, klimaya erişim sosyal adalet ile AB'nin iklim ve enerji hedefleri arasındaki gerilimin simgesine dönüştü.

Avrupa'da yaklaşık bin 300 can alan vahşi bir sıcak hava dalgasının ardından ve temmuz başında ikincisinin yaklaşmasıyla, iklim siyaseti hiç olmadığı kadar kutuplaşıyor.

REKLAM
REKLAM

2019'da açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, daha az enerji tüketme, daha az fosil yakıt yakma ve Avrupa’daki konutları daha verimli hale getirme hedefi üzerine kurulu; amaç, sera gazı emisyonlarını azaltarak gelecekteki ısınmayı önlemek.

Ancak Brüksel’in vizyonu büyük ölçüde kış üzerinden şekillendi; öncelik, Avrupalıları ısıtırken ithal gaza bağımlılığı azaltmaktı.

Sonra sıcaklar bastırdı. Avrupalılar kavurucu sıcaklarla boğuşurken, pek çok kişi Yeşil Mutabakat’ın faydalarını görmeden önce maliyetlerini hissetmeye başladı.

Temiz, adil ve rekabetçi bir geçişten sorumlu Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera, şu anda Avrupa’yı vuran sıcak hava dalgasının "olabileceğini bildiğimiz, ancak kök nedenlerini ele almakta yeterince akıllı davranmadığımız" bir durum olduğunu kabul etti.

Ribera Guardian gazetesine verdiği röportajda "Hâlâ olgulara, bilime, hazırlıklı olmaya ve (temiz enerjiye) yatırıma karşı amansız bir savaş veriliyor, bu nedenle insanlara karşı sorumluluğumuzu yerine getiremiyoruz. İnsanların çıkarlarına aykırı, yalanlara dayanan bu tür saçmalıkları reddetmemiz gerekiyor," dedi.

Paris’ten Amsterdam’a, Madrid’den Münih’e kadar yakıcı yazlar daha uzun ve daha şiddetli hale geliyor. On yıllar boyunca evleri soğuğa karşı yalıtan kıta, aynı binaların temmuzda sıcak tuzağına dönüştüğünü fark ediyor.

Fransa, Almanya, Polonya ve Birleşik Krallık haziran ayında tarihinin en sıcak gününü kaydetti.

AB milletvekili Martin Hojsík (Çekya/Renew Europe) Euronews’e yaptığı açıklamada "Önümüzdeki aşırı sıcak yazlarda insanları, özellikle de hassas grupları, evlere kapatamayız. Kamusal alanı uyarlamamız lazım. Çevredeki binalar da dahil olmak üzere ortam sıcaklığında büyük fark yaratan daha fazla yeşil alana ihtiyacımız var," dedi.

Klima siyaseti

Avrupa’nın daha fazla serinlemeye ihtiyacı olduğu konusunda pek az kişi itiraz ediyor. Sorun şu ki milyonlarca evi en hızlı şekilde soğutmanın yolu, milyonlarca klima takmak.

Böyle bir karar, AB’nin iklim geçişine meydan okur ve Avrupa Komisyonu için siyasi bir paradoks yaratır; komisyon, yılın dördüncü çeyreğinde açıklanması planlanan iklim uyum stratejisi öncesinde klima konusunda ne lehinde ne aleyhinde bir tutum benimsediğini kısa süre önce açıklamıştı.

İmkânsız sıcaklıklarla karşı karşıya kalındığında, AB milletvekili Roman Haiden (Avusturya/Patriots for Europe) klimayı "oldukça bariz bir çözüm" olarak savundu.

Haiden Euronews’e "Sıcaksanız klimayı açın, üşüyorsanız ısıtıcıyı açın," diye konuştu.

Benzer bir görüş, AB milletvekili Michal Kobosko (Polonya/Renew Europe) tarafından da dile getirildi; Kobosko, Avrupa’nın yakın gelecekte "hem Avrupa’daki fabrikalarımız hem de evlerimiz için" klima sistemlerinin sayısını ve kapasitesini "kesinlikle artırması gerekeceğini" söyledi.

Kobosko Euronews’e "Bu bir tercih değil, zorunluluk. Burada iki mesele var: Bu eğilim, sadece Çin yapımı değil, Avrupa’da tasarlanan ve üretilen klima sistemlerine olan talebi artırmalı. İkincisi, klimalar çok enerji tüketiyor. Durum üye devletler arasında farklılık gösteriyor ancak genel olarak baktığımızda, burada çok sayıda ek, temiz ve uygun fiyatlı enerji kaynağına ihtiyacımız olacak," dedi.

Aynı siyasi aileden gelen bir diğer isim, AB milletvekili Ana Vasconcelos (Portekiz/Renew Europe), aşırı sıcağa karşı çözümün bir parçası olarak klimayı destekliyor.

Vasconcelos ise "Yaygınlaştırma planına gelince: Eğer bu plan, piyasanın çalışmasını sağlayacak şekilde arz ve talep yasasının önüne geçen vergi ve düzenleyici yükleri azaltmak anlamına geliyorsa, yanıt evet; çünkü böylece fiyatlar düşer ve insanlar ihtiyaç duydukları şeye erişebilir," dedi.

Yeşil Mutabakat, elektrifikasyonu teşvik ediyor; çünkü elektriğin giderek artan bir oranı yenilenebilir kaynaklardan üretilebiliyor. Ancak klimalarla ilgili endişe, sadece kullanımın yol açtığı sera gazı emisyonlarından değil, bu cihazların birliğin eskimiş elektrik şebekesi üzerinde yarattığı yükten de kaynaklanıyor.

Klima karşıtları, her hanenin aşırı sıcaklara geleneksel klima takarak yanıt vermesi halinde, en sıcak öğleden sonralarda elektrik talebinin fırlayacağını; bunun da şebekeye ve yedek üretime yönelik maliyetli yatırımları zorunlu kılacağını savunuyor.

Ama destekçileri, temiz enerjinin şebekeye girişini hızlandırmak için tasarlanan ve elektrik ağını baştan düzenleyen AB Şebekeler Paketi adlı yasal düzenlemenin, sıradan insanların güncel ihtiyaçlarını ve tartışmalı veri merkezlerinin işletilmesinden kaynaklanan talepleri karşılaması gerektiğini öne sürüyor.

Bu tablo, iklim politikasının nasıl şekillenmesi gerektiğine dair daha geniş bir yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılıyor; giderek daha fazla kişi, serinlemenin artık tüketici tercihi değil, hayati altyapı olarak görülmesi gerektiği fikrine destek veriyor.

Yeşil Mutabakatın yaz sınavı

Klimayla, İspanya’nın güneyindeki alışveriş merkezleri, Yunanistan’daki oteller ya da İtalya’daki ofis kuleleri özdeşleştirilirdi. Kuzey Avrupa’da ise istisna olmaktan öteye geçmedi; binalar ısıyı içeride tutacak şekilde tasarlandı.

Kamu politikası, yalıtım, verimli kazanlar ve fosil gazın ısı pompalarıyla değiştirilmesine odaklandı; bunlar sıradan vatandaşların ciddi yatırımlar yapmasını gerektiren ve çoğu zaman ağır bürokrasiyle gölgelenen önlemlerdi.

Fransa, Almanya, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde serinleme talebi hızla artıyor; hane halkları klimayı giderek bir lüks değil, tehlikeli sıcaklıklara karşı bir koruma olarak görmeye başlıyor.

Geçen hafta Birleşik Krallık’ta, Hampshire’daki bir süpermarkette klima cihazları için uzun kuyruklar oluştu; insanlar sıcak hava dalgasıyla başa çıkmak için hızlı ve uygun maliyetli çözümler bulmak üzere yarıştı.

Tüm Avrupa’da okullar, hastaneler ve bakım evleri, hiç dayanacak şekilde inşa edilmedikleri sıcaklık seviyeleriyle yüzleşiyor. İşverenler iş güvenliğini yeniden gözden geçiriyor, kentler de uzun süredir var olan kış barınaklarının yanına serinleme merkezleri açıyor.

Belçika İklim Bakanı Jean-Luc Crucke yakın zamanda gazetecilere yaptığı bir açıklamada "Elbette CO2 emisyonlarını azaltmalıyız ama iklim değişikliğine de uyum sağlamalıyız; çünkü hareketsiz kalmanın sağlık, ekonomi, günlük yaşam, refah ve biyolojik çeşitlilik üzerinde sonuçları var. Üstelik bunu topluca, birlikte, Avrupa düzeyinde yapmamız gerekiyor," dedi.

Paris’teki sıcak hava dalgası sırasında, 24 Haziran 2026 Çarşamba günü Eyfel Kulesi yakınındaki Trocadero çeşmesinde insanlar serinliyor.
Paris’teki sıcak hava dalgası sırasında, 24 Haziran 2026 Çarşamba günü Eyfel Kulesi yakınındaki Trocadero çeşmesinde insanlar serinliyor. AP Photo / Christophe Ena

Uyum mu karbon azaltımı mı?

AB milletvekilleri için zorluk, uyum sağlama ile karbon azaltımının artık eskisi kadar kolay örtüşmemesi. Dahası, son aylarda AB’nin bazı ülkeleri, rekabet gücü eksikliğini gerekçe göstererek çiftçilerden, sanayiden ve muhafazakâr siyasi gruplardan gelen baskı altında Yeşil Mutabakat’ın bazı unsurlarını geri çekti ya da erteledi.

Oluşan "acil durum" hissiyatına yanıt veren Avrupa Yeşiller Partisi, kısa süre önce AB hükümet başkanlarının olağanüstü toplanmasını talep etti; parti, aşırı sıcakların artık mevsimsel bir hava olayı değil, tüm kıta için güvenlik, sağlık ve ekonomik kriz haline geldiğini savunuyor.

Avrupa Yeşiller Partisi eş başkanı ve milletvekili Ciaran Cuffe (İrlanda), "Avrupa net bir tercihle karşı karşıya: İnsanları koruyan Yeşil Mutabakat önlemlerini zayıflatmak mı, güçlendirmek mi. Bilim açık. Avrupa’da yaşayan herkes halihazırda sonuçlarını çekiyor," dedi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün bölgedeki ölümcül sıcak hava dalgalarına ilişkin verilerini hatırlattı.

Artan sıcaklıkları doğrudan bu politika geri dönüşlerine bağlayan Yeşiller, siyasi söylemi iklim eyleminin maliyetlerinden iklim eylemsizliğinin maliyetlerine çevirmeye çalışıyor.

Brüksel merkezli Avrupa Tüketici Örgütü (BEUC), "klima, aynı zamanda ihtiyaç duyulan daha pasif çözümlerin üzerine ekleniyor" görüşünü dile getirdi; bunlar arasında ağaçları içeren daha iyi kentsel tasarım, evleri yansıtıcı renklere boyamak ya da panjur ve gölgelendirme sistemleri kurmak yer alıyor.

BEUC'un enerji direktörü Frederico Oliveira da Silva "Avrupa’nın birçok bölgesinde insanlar kışın da evlerini ısıtmak zorunda; bu yüzden yazın soğutma konusunda meşru bir tartışma var," dedi.

Bununla birlikte tüketici örgütü, hem soğutma hem ısıtma sağlayan ısı pompalarının önemine dikkat çekti; ancak başlangıç maliyetinin hâlâ sorun olduğunu kabul ederek hükümetleri "ihtiyaç duyanlara destek vermeye" çağırdı.

AB milletvekili Hojsík, ısı pompası teknolojisinin "görmezden gelinmemesi" gerektiğini, bunun "birliğin karbon piyasası gelirlerinden, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)"nden kolaylıkla kamu desteği alabilecek bir yatırım olduğunu savundu.

Hojsík "Bu yatırım birçok açıdan faydalı ve ETS gelirlerinden kamu desteği almaya açık; ayrıca haneler için ısınmaya yönelik ETS2’nin etkisini de bertaraf eder," dedi.

"Konutların yenilenmesi ihtiyacını da unutmamalıyız; bu da benzer biçimde ETS gelirleriyle desteklenebilir."

Sınıf savaşı

Siyaset de karmaşıklaşıyor; çünkü sıcaklar, tıpkı soğuğun geçmişte yaptığı gibi eşitsizlikleri çıplak biçimde ortaya çıkarıyor. Varlıklı haneler soğutma sistemleri kurabiliyor; yoksul aileler ise çoğu zaman tehlikeli iç mekân sıcaklıklarına katlanmak zorunda kalıyor.

Daha fazla parkı ve ağaç örtüsü olan şehirler, betona boğulmuş mahallelere kıyasla daha serin kalıyor; bu da ısınan bir Avrupa’da serinliğe erişimi büyüyen bir sosyal mesele haline getiriyor.

Bu, Yeşil Mutabakat’ın başarısız olduğu anlamına gelmiyor; ağırlık merkezinin değişmekte olduğunu gösteriyor.

Kıtayı kasıp kavuran sıcak hava dalgaları, başka bir görevin de en az bunun kadar acil hale geldiğini gösteriyor: Avrupalıların halihazırda değişmiş bir iklimle yaşamalarına yardımcı olmak.

Yeşil Mutabakat karbon emisyonlarını azaltmak için tasarlandı. Artık aynı zamanda Avrupa’nın artan sıcaklarla başa çıkmasına yardımcı olabileceğini de kanıtlamak zorunda.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

DSÖ, Avrupa’daki sıcak dalgasını ‘prova’ olarak nitelendirdi

Almanya aşırı sıcağa hazırlıksız yakalandı: Ulaşım aksadı, yollar kapandı

Portekiz'de ekstrem sıcaklık dalgası: Termometreler 43 dereceyi görecek