Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Anket: Yabancı bilgi manipülasyonu AB'de demokrasi için ikinci büyük tehdit olarak görülüyor

11 Haziran 2013 Salı tarihli bu arşiv fotoğrafında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Russia Today" televizyonunun yeni genel merkezinde kameranın vizöründe görülüyor.
11 Haziran 2013 Salı tarihli bu arşiv fotoğrafında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Russia Today" televizyonunun yeni genel merkezinde kameranın vizöründe görülüyor. ©  AP Photo
© AP Photo
By Servet Yanatma
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Katılımcıların yüzde 49'u demokratik kurumlara ve süreçlere yönelik artan kamuoyu güvensizliğini demokrasi için en büyük zorluk olarak görüyor.

Yabancı propaganda yeni bir olgu değil. Yüzyıllar öncesine uzanan bu pratik, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla daha görünür hale geldi ve bugün en yeni iletişim teknolojilerine uyum sağlayarak varlığını sürdürüyor.

İnternet ve sosyal medya, yanlış bilgi ve dezenformasyon da dahil olmak üzere uluslararası propaganda için güçlü yeni kanallar sundu. Rusya, ABD seçimlerine müdahale iddiaları başta olmak üzere birçok vakada suçlandı ve Avrupa genelinde de giderek daha sık şüpheli olarak anılmaya başladı.

Yakın tarihli bir Eurobarometer anketine göre, 'seçimler dâhil olmak üzere yabancı bilgi manipülasyonu, müdahale ve dezenformasyon', Avrupa Birliği’nde demokrasinin karşı karşıya olduğu en ciddi ikinci sorun olarak görülüyor. Avrupalıların yüzde 42’si bu görüşü paylaşıyor. Bazı ülkelerde bu oran yüzde 50’nin üzerine çıkıyor.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden (ECFR) Dr. Pawel Zerka, Euronews Next’e şunları söyledi: 'Bu sonuçlara bakıp çok büyük anlamlar çıkarılmasına karşı dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Aslında sorunun soruluş biçimi bile, hazırlayanların (yani muhtemelen Avrupa Komisyonu iletişim ekibinin) Avrupa demokrasisindeki sorunları nasıl gördüğünü ve kendi bakış açılarını bize açıkça gösteriyor. Tabii ki bu durum, elde edilen sonuçların tamamen işe yaramaz olduğu anlamına da gelmiyor.'"

Katılımcıların yüzde 49'u demokratik kurumlara ve süreçlere yönelik artan kamuoyu güvensizliğini demokrasi için en büyük zorluk olarak görüyor. Bu, halkın sisteme olan inancının sarsıldığını gösteren en güçlü veri.

En ciddi üçüncü zorluk ise, bir öncekiyle bağlantılı olan şu içsel mesele: İnternet üzerindeki siyasi içeriklerin, yapay zeka gibi yeni teknolojiler aracılığıyla öne çıkarılıp çıkarılmadığı konusundaki şeffaflık eksikliği. Ankete katılanların neredeyse üçte biri (yüzde 32) bu görüşe katıldığını belirtti.

Diğer yandan vatandaşlar güvenilir ve bağımsız haber kaynaklarına ulaşma imkanlarının azaldığını (yüzde 27) düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 23'ü politika yapma süreçlerine katılımının kısıtlı olmasını sorun olarak görüyor. Bununla aynı oranda siber saldırılar da demokrasinin karşılaştığı ciddi bir sorun olarak görülüyor.

Medya abartısı mı, gerçek tehdit mi?

Peki yabancı bilgi manipülasyonu, AB demokrasileri için ne ölçüde gerçek bir tehdit oluşturuyor?

Cambridge Üniversitesi’nden Sander van der Linden, iki farklı yaklaşım olduğuna dikkat çekti. İlkine göre, medyada bu konuya verilen yoğun yer, kamuoyunda gereksiz bir endişe yaratıyor. İkinci yaklaşıma göre ise insanlar gerçeği doğru algılıyor; yabancı bilgi manipülasyonu, özellikle yapay zekânın sağladığı imkânlarla birlikte, bugün benzeri görülmemiş bir ölçekte gerçekleşiyor.

Van der Linden, “Medyanın bu konudaki kaygıyı büyüttüğü doğru, ancak bu kaygı yersiz değil,” dedi.

'Russia Today bilgiyi silah mı hâline getiriyor?'

Londra Üniversitesi Royal Holloway’de profesör olan Ben O’Loughlin ise Avrupa’daki siyasi elitlerin yabancı bilgi operasyonlarına dair yaklaşımını eleştirdi. O’Loughlin, 2022’de Russia Today’in (RT) yasaklanmasının ardından yayımlanan akademik çalışmaların, RT içeriklerinin bir bölümünün manipülatif olduğunu, ancak bir kısmının da tamamen doğru bilgilerden oluştuğunu gösterdiğini hatırlattı.

O’Loughlin’e göre, Avrupa başkentlerinde herhangi bir nedenle protesto düzenlendiğinde RT bunu haberleştiriyor. Bu durum, vatandaşların memnuniyetsizliğini görünür kılıyor ve “siyasetin işlemediği” algısını güçlendiriyor.

“Bu da Avrupa hükümetlerinde, RT’nin bilgiyi silah olarak kullanarak kendilerine zarar verdiği yönünde bir panik yaratıyor. Oysa yabancı müdahale olmasa bile demokrasinin zaten ciddi sorunları var,” dedi.

İsveç neden istisna?

Ankette İsveç dikkat çekici bir şekilde öne çıkıyor. İsveç’te katılımcıların yüzde 73’ü, yabancı bilgi manipülasyonunu AB’nin karşı karşıya olduğu en ciddi tehdit olarak görüyor.

Madrid’deki Rey Juan Carlos Üniversitesi’nden araştırmacı Cristina Arribas’a göre bu durum, İsveç’in Rusya’ya coğrafi yakınlığı, NATO’ya yakın zamanda katılması ve Kremlin’e atfedilen etki kampanyalarıyla ilişkilendirilebilir.

Arribas, bunun aynı zamanda güçlü medya okuryazarlığı geleneği, eleştirel düşüncenin teşvik edilmesi, yüksek eğitim düzeyi, yerleşik demokratik kültür ve çoğulcu medya yapısı gibi içsel faktörlerle de bağlantılı olduğunu vurguladı. Benzer özelliklerin Finlandiya ve Danimarka gibi diğer Nordik ülkelerde de görüldüğünü ve bu ülkelerin dezenformasyona karşı daha dirençli olduğunu ifade etti.

Finlandiya ve Hollanda’da bu görüşü paylaşanların oranı yüzde 55, Danimarka’da yüzde 51, Almanya’da ise yüzde 49 olarak ölçüldü.

Buna karşılık sekiz AB ülkesinde bu oran üçte birin altında kaldı. Çekya, Portekiz ve Estonya en düşük oranlara sahip ülkeler oldu; bu ülkelerde yabancı bilgi manipülasyonunu en büyük tehdit olarak görenlerin oranı yalnızca yüzde 28.

Coğrafi yakınlık belirleyici mi?

Arribas, Rusya’ya coğrafi yakınlığın, yabancı bilgi manipülasyonunun tehdit olarak algılanmasını her zaman artırmadığını belirtti. Baltık ülkeleri, Polonya (yüzde 29) ve Romanya (yüzde 31) buna örnek olarak gösteriliyor.

Bu bulgunun, vatandaşların dezenformasyon ve yabancı bilgi manipülasyonunu demokrasi için bir risk olarak algılamasında coğrafyadan ziyade yapısal faktörlerin daha belirleyici olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

AB’nin “Büyük Dörtlüsü” arasında Almanya yüzde 49 ile en yüksek orana sahip. Fransa ve İspanya yüzde 43 ile AB ortalamasına yakın seyrederken, İtalya yüzde 42 ile ortalamayı yakalıyor.

Ülkeler arasındaki farkları değerlendiren Zerka, geçmişte yaşanan büyük yabancı müdahale vakalarının ya da siber saldırıların, kamuoyunun algısını şekillendirmede önemli rol oynadığını ifade etti.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Bulgaristan’da erken seçimler öncesi kritik hamle: Cumhurbaşkanı Radev görevini bırakıyor

Portekiz seçimleri: Merkez sol Seguro ve aşırı sağcı Ventura ikinci tura kaldı

Macaristan seçimleri öncesi Orban’a uluslararası aşırı sağ partilerden destek