Cornell Üniversitesi'nden araştırmacılara göre, geçmişe mesaj göndermek teorik olarak mümkün olabilir.
Yeni bir araştırma "zaman yolculuğu" kavramının fizik kuralları çerçevesinde tamamen imkansız olmayabileceğini iddia ediyor. Araştırmacılara göre, en azından geçmişe mesaj göndermek teorik olarak mümkün olabilir.
Araştırma, kuantum fiziği ve Genel Görelilik kuramlarının birlikte değerlendirilmesiyle geliştirildi. Çalışma henüz deneysel olarak uygulanabilir olmasa da, zamanın doğasına dair önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıyor.
'Zaman döngüleri' mümkün olabilir
Cornell Üniversitesi'nden Dr Kaiyuan Ji ve meslektaşlarının üzerinde durduğu temel kavramlardan biri, “kapalı zaman benzeri eğri” (closed time-like curve / CTC). Bu teoriye göre bir parçacık, zaman içinde ileri gidip sonra geçmişe dönerek başladığı noktaya geri dönebilir. Bu teoride zaman, bazı durumlarda kendi üzerine kıvrılan bir yol gibi davranabilir. Yani bir parçacık şu yolu izleyebilir: Önce geleceğe gider, sonra bir şekilde geri dönüp geçmişe ulaşır ve en sonunda tekrar başladığı ana geri gelir.
Bu tür döngüler teorik olarak mümkün kabul edilse de, büyük ölçekte oluşturulmaları için neredeyse sonsuz enerji gerekiyor. Ancak araştırmacılara göre, bu tür yapılar kuantum düzeyinde doğal olarak ortaya çıkabilir.
Kuantum dolanıklık ve geçmişe mesaj
Kuantum fiziğinde “dolanıklık” adı verilen bir olgu, iki parçacığın birbirinden çok uzak mesafelerde bile anında bağlantılı olmasını sağlıyor.
Yeni çalışmaya göre, bu etkileşim aslında parçacıkların geçmişe bilgi göndermesiyle açıklanabilir. Yani bir parçacık, gelecekte nasıl davranacağını belirlemek için geçmişte aldığı bir “mesajı” kullanıyor olabilir.
Yaygın kabule göre, geçmişe gitmek imkansız, ancak geleceğe gitmek teorik olarak mümkün. Termodinamiğin İkinci Yasası (Entropi Yasası), zamanın tek yönlü aktığını belirtiyor. Evrendeki düzensizlik sürekli artıyor ve bu süreci geriye sarmak mümkün değil.
Öte yandan, Einstein'ın Özel Görelilik Teorisi'ne göre, ışık hızına yakın hızlarda seyahat eden veya çok güçlü bir kütleçekim alanının (örneğin bir karadeliğin) yakınında bulunan biri için zaman, dünyadakilere göre daha yavaş akıyor. Işık hızına yakın bir uzay gemisiyle 1 yıl seyahat edip dünyaya dönerseniz, dünyada onlarca veya yüzlerce yıl geçmiş olabilir. Bu teknik olarak geleceğe gitmek demek.
'Interstellar' senaryosu bilimsel olabilir mi?
Araştırmacılar, bu teorinin Interstellar (Yıldızlararası) filmindeki sahnelere benzer bir mantıkla çalışabileceğini belirtiyor. Filmde baş karakter, geçmişteki kızına mesaj göndermek için saat mekanizmasını kullanıyordu.
Bilim insanlarına göre bu tür bir “nedensel döngü” (causal loop), gerçek fizik kurallarıyla da uyumlu olabilir. Yani bir kişi, gelecekte gönderdiği mesajın geçmişte nasıl çözüldüğünü hatırlayarak mesajını daha anlaşılır hale getirebilir.
Cornell Üniversitesi'nden araştırmacı ve çalışmanın ortak yazarı Ji, New Scientist'e şunları söyledi:
"Baba, kızının, gelecekten gönderdiği mesajını nasıl çözdüğünü hatırlıyor. Böylece mesajı kodlamanın en iyi yolunu kendine öğretebiliyor."
'Deneysel olarak mümkün olabilir'
Araştırmanın ortak yazarlarından Seth Lloyd, New Scientist'e yaptığı açıklamada, 2010 yılında kuantum parçacıklarıyla bu tür zaman döngülerinin simüle edilebildiğini hatırlatıyor. Bu deneylerde, bir fotonun birkaç nanosaniye “geçmişe gönderildiği” etkisi yaratılmıştı.
Bu sistem, geçmişle bağlantılı bir iletişim hattı gibi düşünülebilir. Ancak bu hat “gürültülü” olduğu için mesajların tamamen net iletilmesi zor.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, geçmişe gönderilen mesajların, normal zaman akışındaki iletişimden daha anlaşılır olabileceği ihtimali. Bunun nedeni, mesajı gönderen kişinin zaten geçmişteki çözümleme sürecini “hatırlayarak” mesajı optimize edebilme ihtimali.
Henüz teori ama kapı aralıyor
Şu ana kadar gerçek bir zaman döngüsü oluşturulabilmiş değil. Ancak araştırmacılar, bu fikrin kuantum düzeyinde test edilmesinin mümkün olabileceğini düşünüyor.
Bu tür çalışmalar yalnızca zaman yolculuğu tartışmalarını değil, aynı zamanda iletişim teknolojilerini de etkileyebilir. Özellikle “gürültülü kanallar” üzerinden bilgi iletimi konusunda yeni yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.