Loader
Bize Ulaşın
Reklam

AB'nin çevrim içi çocuk güvenliği hamlesi: Platformlara katı, ebeveynlere esnek kurallar

ARŞİV - Sosyal medya uygulamaları 13 Mart 2019'da New York'ta bir iPhone'da görüntüleniyor.
ARŞİV - Sosyal medya uygulamaları 13 Mart 2019'da New York'ta bir iPhone'da görülüyor. ©  (AP Photo/Jenny Kane, File)
© (AP Photo/Jenny Kane, File)
By Zoltán Kész, EU Tech Loop with Euronews
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Düzenleyiciler platformlara ve tasarım kusurlarına karşı önlemleri ve yaş doğrulama kurallarını sıkılaştırıyor. Ancak kolayca aşılabilen teknolojiler, mahremiyet riskleri ve ebeveynlere yönelik hesap verebilirlik mekanizmalarının bulunmaması tüm çabayı sessizce baltalıyor.

Gençlerin sosyal medya ve dijital hizmetleri kullanımı, Avrupa Birliği (AB) dahil dünya genelinde siyasetçilerin sıkça tartıştığı konular arasında yer alıyor.

REKLAM
REKLAM

Bazı ülkeler sosyal medya kullanımını 16 yaşına kadar yasaklamayı değerlendirirken bazıları daha düşük yaş sınırlarına dayanan daha ılımlı yaklaşımları ele alıyor.

Dijitalleşmede ileri düzeydeki Estonya ise sosyal medya kullanımı için AB genelinde asgari yaş sınırı getirilmesi fikrine açıkça karşı çıkıyor. Ülke; çocukların, öğretmenlerin ve ebeveynlerin dijital okuryazarlığının geliştirilmesi ile Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi mevcut düzenlemelerin daha etkin uygulanması gerektiğini vurguluyor.

(c) Çevrimiçi Çocuk Güvenliği: Dijital Bir Dünyada Çocukları Korumak ve Güçlendirmek, Temmuz 2026.
(c) Çevrimiçi Çocuk Güvenliği: Dijital Bir Dünyada Çocukları Korumak ve Güçlendirmek, Temmuz 2026. Euronews courtesy of EU Tech Loop

Birkaç hafta önce Prof. Dr. Jorg M. Fegert ve Dr. Maria Melchior başkanlığındaki özel uzman heyeti, çocukların internette korunmasına ilişkin uygulanabilir öneriler içeren bir rapor sundu.

Rapor genel olarak dengeli bir yaklaşım benimsiyor ve 18 yaşın altındaki tüm çocukların aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini kabul ediyor. Ancak AB'li politika yapıcılara geniş bir yorum alanı bırakıyor.

Ayrıca ebeveyn katılımı konusunda büyük ölçüde bağlayıcı olmayan önlemlere dayanırken Avrupa Komisyonu'nun platformlara yeni yükümlülükler getirilmesine odaklanan yaklaşımını da yansıtıyor.

Mevcut yasal çerçeveler nasıl işliyor?

Üye ülkelerde bu konudaki tartışma oldukça basit bir düzlemde ilerliyor ve ağırlıklı olarak sosyal medya ile diğer dijital hizmetlerin kullanımında uygulanacak asgari yaş sınırına odaklanıyor.

Fransa gibi bazı ülkeler ise yakın zamanda okullarda akıllı telefon kullanımını yasakladı.

Konu kolay anlatılabildiği ve önemli siyasi getiri sağladığı için gündemde geniş yer buluyor. Ancak bu tür kuralların uygulanması için gereken teknik ayrıntılar ve kurumsal kapasite nadiren tartışılıyor.

AB düzeyinde çocukların internette korunması meselesi ne yeni ne de göz ardı edilmiş bir konu.

AB daha önce çeşitli yasalar kapsamında çocukları internette korumayı amaçlayan çok sayıda hüküm ortaya koydu.

Örneğin Dijital Hizmetler Yasası (DSA), platformların zararlı olabilecek tasarım özelliklerinin değerlendirilmesinde kullanılıyor. Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), çocukların kişisel verileri ile çevrim içi rızalarının korunmasına yönelik hükümler içeriyor. Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi'nin (AVMSD) kapsamı da yakın zamanda yeni görsel-işitsel içerik türleri ile video paylaşım platformlarını kapsayacak şekilde genişletildi.

Bunlara Yapay Zeka Yasası (AI Act), Haksız Ticari Uygulamalar Direktifi (UCPD), Tüketici Hakları Direktifi (CRD), Haksız Sözleşme Koşulları Direktifi (UCTD), Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü (GPSR), Ürün Sorumluluğu Direktifi (PLD) ve Siyasi Reklamcılık Tüzüğü (PAR) de ekleniyor.

Yoğun eleştiri alan Chat Control 1.0, Chat Control 2.0 teklifleri ve çok sayıda rehber, iş birliği mekanizması, strateji, siyasi açıklama ve dijital okuryazarlık programı da bu listenin parçaları arasında.

İnternette tüketicinin korunmasına ilişkin diğer tartışmalarda olduğu gibi çocukların korunmasına yönelik mevcut yaklaşım da yürürlükteki kuralların daha etkin uygulanması yerine yeni düzenleme katmanları ve mekanizmalar getirilmesine odaklanıyor.

AB bu doğrultuda yaş doğrulama uygulamasını kullanıma sundu. Birliğin yakında sosyal medya için AB genelinde asgari yaş sınırı ve platformlara yönelik ek yükümlülükler önermesi bekleniyor. AB ayrıca sonsuz kaydırmanın yasaklanması gibi platformların tasarım aşamasından itibaren uyması gereken kuralları savunuyor.

Sorunlar: Kısıtlamaların aşılması, veri güvenliği ve parçalı yapı

Birleşik Krallık ve Avustralya'da gençlerin VPN kullanımı dahil çeşitli yollarla yerel kısıtlamaları aşması veya daha marjinal ve daha az denetlenen platformlara yönelmesi, siyasi tartışmaları önemli ölçüde karmaşıklaştırdı.

AB'li politika yapıcıların artık yurt dışındaki somut örnekleri dikkate alması ve benzer bir durumun Avrupa'da yaşanmasını önleyecek tedbirler geliştirmesi gerekiyor.

Ancak şimdiye kadarki çabalar başarılı olmadı. Avrupa Komisyonu'nun bu yılın başında tanıttığı yaş doğrulama uygulaması, yapay zeka ajanlarının sistemi "dakikalar içinde" aşabilmesi nedeniyle güvenilir olmadığı eleştirilerine hedef oldu.

AB ayrıca hem özel dijital platformlarda hem kamu hizmetlerinde artan veri sızıntıları nedeniyle Avrupa'nın veri koruma ve veri minimizasyonu ilkelerine uymak zorunda.

Üye ülkelerin sosyal medya kullanımındaki asgari yaş sınırına ilişkin parçalı yaklaşımı da AB genelinde anlaşmaya varılmasını zorlaştırabilir.

Bu tür yasaların kendi versiyonlarını aceleyle yürürlüğe koyan ülkelerin, uzman heyetinin 13 yaşından küçüklerin erişiminin kısıtlanmasına odaklanılması yönündeki tavsiyesine karşı çıkması bekleniyor. Bu ülkeler, aynı raporda yer alan "ülkeler 13 yaşından daha yüksek bir sınır benimsemeyi tercih edebilir" ifadesini gerekçe gösterebilir.

Dijital dayanıklılık: Ebeveynler ve bakım verenleri sürece katmak

Rapor, çocukların internetteki güvenliğinden öncelikle sosyal medya ve dijital hizmet sağlayıcılarını sorumlu tutarken ebeveynler ile bakım verenlere ikincil bir rol veriyor:

"Sosyal medya ve diğer dijital hizmet sağlayıcıları, sundukları hizmetlerde çocukların güvenliğini sağlamada birincil sorumluluğa sahip olmaya devam ediyor. Bunun yanında ebeveynler ve bakım verenler de çocukların ve ergenlerin internette geçirdikleri zamanı denetlemede ve sosyal medya+ ortamlarında karşılaştıkları risklerle birlikte mücadele etmelerinde çocuklara rehberlik etmede önemli roller üstleniyor."

Çocuk büyüdükçe, daha bağımsız hale geldikçe ve akranlarının etkisi arttıkça ebeveyn denetiminin azaldığı bir gerçek.

Bazı ebeveynlerin mevcut ebeveyn kontrol araçlarını kullanacak imkana, zamana veya dijital okuryazarlığa sahip olmadığı da doğru.

Ancak Avrupa Komisyonu ile çok sayıda ulusal siyasetçinin hedeflediği kültürel değişim, yalnızca düzenlemeler ile dijital okuryazarlık önlemlerinin birleştirilmesi ve daha güçlü ebeveyn katılımıyla desteklenmesi halinde mümkün olabilir.

Özellikle bazı ebeveynlerin kuralların aşılmasına göz yumduğu ve çocuklarına dijital dünyaya sınırsız erişim sağladığı düşünüldüğünde bu katılım daha da önem kazanıyor.

Avrupalı ebeveynlerin mevcut ebeveyn kontrol seçeneklerini kullanımına ilişkin çok az veri bulunuyor. Ancak EU Kids Online Network'ün 2020 tarihli araştırmasına göre Avrupalı ebeveynlerin ortalama yalnızca yüzde 22'si mevcut ebeveyn kontrol araçlarını kullanıyordu.

Fransız ve Maltalı ebeveynlerin katılımı nispeten daha yüksekken 2020'de Litvanyalı ebeveynlerin yalnızca yüzde 12'si, Çek ebeveynlerin ise yüzde 14'ü ebeveyn kontrol mekanizmalarını kullanıyordu.

Özel uzman heyeti, ebeveyn katılımı konusunda dijital okuryazarlık, rehberler ve destekleyici araçlara odaklanan nispeten esnek bir yaklaşım benimsiyor.

Ancak anlamlı bir kültürel değişim genellikle bağlayıcı olmayan önlemlerle katı yükümlülüklerin yalnızca dijital platformlar için değil, ebeveynler için de birlikte uygulanmasını gerektiriyor.

AB, yerel kurumlar tarafından uygulanan kapsamlı bir çocuk koruma çerçevesine sahip olsa da çocukların internet kullanımıyla ilgili mevcut siyasi tartışmalarda ebeveynlere yönelik doğrudan teşvikler veya hesap verebilirlik mekanizmaları bulunmuyor.

Aşırı ekran süresini, siber zorbalığı ve diğer çocuklara yönelik çevrim içi istismarı sınırlandıracak açık bir ebeveyn sorumluluğu tanımlanmadığı sürece birçok ebeveyn pasif kalabilir. Çocuklarının dijital refahı konusunda inisiyatif almak yerine sorumluluğu tamamen ulusal veya AB düzeyindeki düzenlemelere bırakabilir.

Bu haber ilk olarak EU Tech Loop sitesinde yayımlanmış olup bir içerik paylaşım anlaşması kapsamında Euronews’te yeniden yayımlanmıştır.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Avrupa Komisyonu'ndan Google'a 890 milyon euroluk ceza

İrlanda'nın AB dönem başkanlığı yaklaşımı: Vatandaşların söz sahibi olduğu demokratik model

Araştırma: Veri koruma kuralları Avrupa’da LLM kullanımını geciktiriyor