İsveç Psikolojik Savunma Ajansı'nın geçen hafta yayımladığı ankete göre, İsveçli yetişkinlerin %64'ü bu yıl yabancı aktörlerin ülkeyi etkileme girişimlerinin çok ya da epey olası olduğunu düşünüyor.
İsveç, 13 Eylül'deki genel seçimler öncesinde, yapay zekâ (YZ) ve sosyal medyanın siyasi bilginin üretilme ve tüketilme biçimini yeniden şekillendirdiği bir dönemde, yabancı bilgi etkisini ve siyasi tartışmayı manipüle etmeye yönelik organize girişimleri tespit etme çabalarını artırıyor.
“Mevcut güvenlik durumu, teknolojik gelişmelerin hızı ve Avrupa’daki diğer seçimlerden edinilen deneyimler, yabancı hasmane bilgi etkisine karşı dayanıklılığın artırılması gereğini ortaya koydu” dedi İsveç hükümeti, seçim öncesinde yayımladığı bir açıklamada (kaynak İngilizce).
Geçen hafta İsveç Psikolojik Savunma Ajansı, X’te Holiday adı verilen ve kısmen yapay zekâ ile çalışan, yaklaşık 1.200 sahte hesaptan oluşan bir ağ hakkında bir rapor (kaynak İngilizce) yayımladı. Bu ağ, 2025 ve 2026 boyunca 50 binden fazla gönderi, yorum ve paylaşım üretti ve İsveç ile diğer ülkelere karşı hasmane etki amacıyla kullanıldı.
İlk hesaplar, çalışanlarının ajansın yürüttüğü bir tatbikata katılmasının ardından İsveç merkez bankası tarafından fark edildi ve ağ daha sonra X tarafından kaldırıldı.
Holiday’in bu yılki seçimle doğrudan bir bağlantısı kurulmadı; ancak ajans, bu tür taktiklere ilişkin farkındalığı artırmak için bulguları oylamaya kısa süre kala paylaştığını belirtti.
Yapay zekâ ve TikTok bilgi ortamını değiştiriyor
Genç seçmenler siyasete giderek daha çok TikTok ve yapay zekâ araçları üzerinden maruz kaldıkça, etki yaratmak için kullanılan muhtemel kanallar da değişiyor.
İsveç İnternet Vakfı tarafından Nisan ayında yayımlanan bir rapora (kaynak İngilizce) göre, İsveçlilerin her onundan biri, siyaset ya da toplumsal konular hakkında soru sormak için yapay zekâ hizmetlerini kullanıyor. İlk kez oy kullanacaklar arasında bu oran her dört kişiden birine çıkıyor.
Uppsala Üniversitesi’nde dijital kanaat oluşumu üzerine çalışan profesör Matteo Magnani, Euronews Next’e yaptığı açıklamada “Öneri algoritması, belirli siyasi içeriklerin görünürlüğünü artırmak için sömürülebilir” dedi.
Magnani, “Bir diğer nokta da şu: Aşırı ve duygusal açıdan yüklü içerikler, daha az sansasyonel içeriklere kıyasla daha sık önerilebilir; çünkü bu tür içerikler genellikle daha yüksek etkileşim yaratır” diye ekledi.
Üretken yapay zekâ, bu sistemleri istismar etmeye yönelik organize girişimlerin ölçeğini büyütmeyi de kolaylaştırabilir. Magnani’ye göre ağlar, çok sayıda hesap üzerinden düşük maliyetle büyük hacimlerde içerik üretebiliyor; bu da bunlardan bazılarının öneri algoritmaları tarafından öne çıkarılma olasılığını artırıyor.
Şubat ayında İsveç kamu radyosu, yapay zekâ ile üretilmiş genç kadınların yer aldığı ve “beyaz suçluluğu” fikrini reddeden mesajlar da dahil olmak üzere aşırı sağcı ve göçmen karşıtı içerikler paylaşan dört TikTok hesabı (kaynak İngilizce) tespit etti. Yayıncı kuruluş, hesapların aynı aktör tarafından yönetildiğine dair işaretler buldu.
Magnani, “Platformu içerikle doldurarak bu ağlar, videolarından bazılarının öneri algoritması tarafından seçilip öne çıkarılma ihtimalini artırıyor” dedi.
İsveçliler ne kadar kaygılanmalı?
Geçen hafta İsveç Psikolojik Savunma Ajansı tarafından yayımlanan bir ankete (kaynak İngilizce) göre, İsveçli yetişkinlerin yüzde 64’ü, bu yıl yabancı aktörlerin İsveç’i etkilemeye çalışmasının çok ya da epey olası olduğunu düşünüyor.
Seçimle ilgili çevrimiçi faaliyetleri manipülasyon belirtileri açısından izleyen devlete bağlı İsveç Savunma Araştırma Ajansı’na göre, oy kullanmaya ilişkin paylaşımların sayısı, günde yaklaşık 1.000’den, erken oy verme başlamadan hemen önce günde neredeyse 2.400’e (kaynak İngilizce) yükseldi.
“Örneğin koordineli paylaşımlar, birebir aynı içeriğin farklı hesaplardan yayımlanması, sahte hesaplar görürsünüz” diyen İsveç Savunma Araştırma Ajansı kıdemli araştırmacısı Ola Svenonius, Euronews Next’e konuştu.
Svenonius, “Ama ölçek büyük değil” diyerek, araştırmacıların şu ana kadar gözlemledikleri faaliyeti herhangi bir organize yabancı kampanyaya atfetmediğini de sözlerine ekledi.
Araştırmacıların yakından izlediği alanlardan biri de göç. Svenonius’a göre, Rus dezenformasyon aktörlerinin geçmişte öne sürdüğü anlatılar arasında, İsveç’in “İslamlaştırıldığı”, göçmenlerin sol partileri desteklemek için ülkeye getirildiği ve seçimlerde hile yapıldığı iddiaları yer alıyor.
Göç konusuna atıfla Svenonius, “Rusya’nın geçmişte ittiği başlıklara baktığımızda, bunun Ukrayna’ya destek de dahil olmak üzere diğer tüm konuları geride bıraktığını görüyoruz” dedi.
İsveç Psikolojik Savunma Ajansı’na göre İsveç ve yaklaşan seçimi, şu anda Rus bilgi etkisi operasyonları açısından öncelikli bir hedef konumunda değil.
Svenonius, benzer bir sonuca vardığını belirterek “Benim kanaatim de Rusların odağını daha çok Almanya’daki eyalet seçimlerine çevireceği yönündeydi” dedi.
2018’den bu yana İsveç’in seçim bilgi ortamını izleyen Svenonius, ülkenin şüpheli faaliyetleri tespit etme konusunda önceki seçimlere kıyasla “çok daha donanımlı” olduğunu ve yetkililer arasındaki farkındalığın arttığını söyledi.
Svenonius, “Kaygılanmalıyız” dedi. “Paniğe kapılmamalıyız, ama kaygı duymamız gerektiği kesin.”