Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Trump hedef göstermişti: Parasetamol ve otizm arasında kesin ilişki bulunamadı

Hamile bir kadın ilaç almaya hazırlanıyor.
Hamile bir kadın ilaç almaya hazırlanıyor. ©  Canva
© Canva
By Anca Ulea
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Trump'ın bilim dünyasını şaşkına çeviren açıklamalarının ardından Tylenol ile otizm arasında bağlantı kuran iddialar mercek altına alınmıştı. Yeni ve kapsamlı bir incelemeye göre, parasetamol ve otizm arasında kesin ilişki tespit edilemedi.

ABD Başkanı Donald Trump, eylül ayında Beyaz Saray’da düzenlediği olağanüstü bir basın toplantısında, çocukluk çağı aşıları ile gebelik döneminde kullanılan ağrı kesici Tylenol’ün (parasetamol) otizme yol açabileceğini iddia ederek büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.

Geçtiğimiz haftalarda bilim dünyasında bu iddianın geçerliliği hararetle tartışılırken, konuya ilişkin yeni ve kapsamlı bir derleme, hamilelikte parasetamol kullanımının, çocuklarda otizm veya dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanılarıyla açık bir bağlantısı olmadığını ortaya koydu.

İngiltere, Avustralya ve İspanya’daki önde gelen üniversite ve kurumlardan araştırmacılar, gebelikte parasetamolün güvenliğine ilişkin tartışmalara doğrudan yanıt niteliğindeki araştırmanın bulguları, hakemli tıp dergisi BMJ'de pazartesi günü yayınlandı. Mevcut kanıtların kapsamlı bir incelemesini içeren çalışma, çeşitli bilim insanları ve küresel düzenleyici kurumlardan gelen raporlara eklenerek, ilacın güvenli olduğunu savunanların elini güçlendirdi.

Liverpool Üniversitesi’nde kadın sağlığı profesörü ve çalışmanın yazarlarından olan Shakila Thangaratinam, “Şimdiye dek eldeki kanıtların ne anlattığını netleştirmek için bu alandaki tüm incelemelerin bir değerlendirmesini yapmak istedik,” dedi.

Euronews Health’e konuşan Prof. Thangaratinam, “Bu kanıtların niteliği nedir? Sağlık profesyonelleri bu bilgiyi annelere ve ailelerine aktarabilsin diye kanıtların bütününü gerçekte nasıl yorumlamalıyız?” ifadelerini kullandı.

BMJ’deki incelemede araştırmacılar, konuyla ilgili mevcut 9 sistematik derlemeyi analiz ederek iddiaların genel kalitesini ve bilimsel geçerliliğini değerlendirdi.

Dokuz incelemenin tamamı, hamilelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm ya da DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ile bağlantılı olabileceğini bildirdi. Ancak BMJ araştırmacılarına göre, bu çalışmaların çoğu önemli sağlık ve yaşam tarzı faktörlerini hesaba katmadı ve çoklu çalışmalardan oluşan birçok incelemenin de kalite düzeyi düşüktü.

Ayrıca 9 incelemeden 7'si, sonuçların önyargı riski ve sonuçları etkileyebilecek karıştırıcı (confounding) faktörlerin etkisi nedeniyle temkinli yorumlanması gerektiği uyarısında bulundu.

Araştırmacıların vardığı sonuç şu: Bu konudaki bulgulara duyulan güven “düşük ile kritik düzeyde düşük” arasında. Yani mevcut kanıtlar, parasetamolün bu rahatsızlıklara neden olduğunu bilimsel olarak kanıtlayacak kadar güçlü değil.

Nöroçeşitlilikle ilişkili genetik ve çevresel etkenler

BMJ incelemesi, olası bir ilişkinin genetik ve çevresel etkenler ya da ebeveynlerin ruh sağlığı, geçmişi ve yaşam tarzı gibi diğer değişkenler tarafından kısmen yönlendiriliyor olabileceğini öne sürüyor.

Bu faktörlerin hesaba katıldığı az sayıdaki çalışmada, araştırmacılara göre parasetamol ile çocuklukta otizm ve DEHB riski arasındaki ilişki ya ortadan kalktı ya da belirgin biçimde azaldı.

Ağrı ve ateşi gidermek için hamile kadınlara önerilen sayılı reçetesiz ilaçlardan biri olan parasetamol, asetaminofen olarak da biliniyor ve ABD’de Tylenol marka adıyla satılan yaygın bir ağrı kesici.

Trump’ın eylül ayındaki basın toplantısıyla aynı dönemde, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), parasetamol ambalajlarının üzerindeki etiketlerin değiştirilerek hamile kadınların asetaminofen kullanımının çocuklarda otizm ve DEHB gibi nörolojik durumların artmış riskiyle ilişkili olabileceğini öne süren “kanıtlara” yer verilmesini tavsiye etti.

BMJ incelemesi, sonuçları saptırabilecek diğer faktörleri hesaba katan, konuya ilişkin daha yüksek kaliteli çalışmalar yapılmasını teşvik ediyor. Araştırmacılar, bunun parasetamol maruziyetinin zamanlaması ve süresinin fetal gelişimi nasıl etkileyebileceğine dair kanıtların kalitesini artırmaya yardımcı olacağını ifade etti.

Öte yandan Thangaratinam, kesin olmayan kanıtlara dayanarak sağlık politikası kararları almanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini ve kadın sağlığını özellikle önceleyen daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söyledi.

“Bilimde cinsiyet ve toplumsal cinsiyet açısından bir uçurum var ve bu tür çalışmalar, nüfusun yüzde 51’ine, özellikle gebelik döneminde, öncelik verilmesi ve yatırım yapılması gereğini ortaya koyuyor,” diye ekledi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Lupusun gizemleri çözülüyor: Bilim insanları hastalığın temel mekanizmasını inceliyor

DSÖ raporu: Avrupa'da çocukluk çağı obezitesi alarm verici düzeyde

Araştırma: Yenidoğanları RSV virüsüne karşı korumak, çocukluk çağı astımını önleyebilir