İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Lübnan’daki İsrail saldırılarını durdurma yolunda 'büyük ilerleme' kaydedildiğini belirterek, arabulucular Pakistan ve Katar’a teşekkür etti. Bu gelişme, İran ve ABD'nin savaşı kalıcı olarak bitirmek amacıyla 6 günlük bir müzakere süreci başlatmasının ardından geldi.
İran’daki savaşa kalıcı bir son vermeyi amaçlayan İsviçre’deki üst düzey müzakereler pazartesi günü erken saatlerde sona erdi. İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Lübnan'daki çatışmaları ele almak üzere bir "çatışmasızlık hücresi" kurulması konusunda anlaşmaya varmasıyla birlikte, haftanın geri kalanında alt düzey görüşmelerin sürmesi planlanıyor.
Arabulucular Pakistan ve Katar tarafından yapılan ortak açıklamada, kurulacak bu hücreye Lübnan hükümetinin de dahil edileceği ve yapının "Lübnan'daki askeri operasyonların sonlandırılmasına bağlılığı güvence altına alacağı" belirtildi.
Ancak bu adımın, İran destekli Hizbullah ile Lübnan'ı işgal altında tutan ve Kuzey İsrail’e saldırılar düzenleyen militanları hedef almak için hareket serbestisini korumakta ısrar eden İsrail arasındaki çatışmaları durdurmaya yetip yetmeyeceği henüz belirsizliğini koruyor.
ABD tarafı, varılan ilk çerçeve anlaşmasının içeriğine ilişkin henüz resmi bir yorumda bulunmazken, İran ise devlet medyasının "dikkat çekici bir dönüm noktası" olarak tanımladığı süreçte arabulucuların yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladı.
Vance ve ABD’li müzakereciler Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner, İran devlet medyasının yaklaşık 80 dakika sürdüğünü bildirdiği bir görüşme için İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bagır Galibaf ile bir araya geldi.
Daha sonra X hesabından bir paylaşım yapan Arakçi, "Pakistan ve Katar'ın yorulmak bilmez arabuluculuğu, Lübnan Savaşı'nı sona erdirme yolunda büyük bir ilerleme sağladı," ifadelerini kullandı. Araki, müzakerelerin ilk "gerçek sınavının," kurulacak çatışmasızlık hücresinin Lübnan'daki çatışmaları durdurmada başarılı olup olamayacağı ile görüleceğini belirtti.
Bu görüşmeler, Tahran'a yönelik 28 Şubat'ta başlayan ancak 8 Nisan'dan bu yana kırılgan bir ateşkesle hız kesen ABD-İsrail askeri operasyonunu kalıcı bir anlaşmayla sona erdirmeyi amaçlayan 60 günlük diplomatik sürecin başlangıcını teşkil ediyor.
Lübnan’daki çatışmalar, anlaşmanın önündeki en büyük tıkanıklık noktalarından biri olmayı sürdürüyor; zira İran, Lübnan'da devam eden çatışmaları, ABD ile güvence altına alacağı herhangi bir ateşkes anlaşmasının ana bileşeni haline getirmek istiyor.
Öte yandan İran, hafta sonu bir kez daha, barış zamanında dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurdu, ABD ise geçişlerin devam ettiğini belirtti.
İsviçre'deki müzakereler pazar günü gergin başladı. Tahran, ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırı tehdidine ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a yönelik "ne söylediğine dikkat etmesi" gerektiği yönündeki uyarısına sert tepki gösterdi.
Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran, Lübnan'da yüksek paralar ödediği VEKİLLERİNİN sorun çıkarmasını derhal durdurmalıdır. Durdurmazlarsa, tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi İran'ı yine çok sert vuracağız, hem de daha sert!!!" ifadelerini kullanmıştı.
Trump'ın sosyal medya ve haber mecraları üzerinden yaptığı bu yorumlar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile arabulucular Pakistan ve Katar’ın İran’ı diyalog masasında tutma çabalarını zorlaştırdı.
Trump’ın açıklamalarına X’ten yaptığı paylaşım ile yanıt veren İran’ın başmüzakerecisi ve Meclis Başkanı Galibaf, “Açıklamaları konusunda dikkatli olsalar iyi ederler. Silahlı kuvvetlerimiz onlara farklı bir şekilde yanıt vermeye hazır, Onlar konuşmaya devam edebilir ancak eyleme geçen biziz," dedi.
Görüşmelere katılan ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan üst düzey bir ABD’li diplomat, pazar günkü görüşmelerde İran'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin son açıklamalarıyla tam olarak neyi kastettiğinin açıklığa kavuşturulmasının da yer aldığını belirtti.
Müzakereciler ayrıca, boğazın açık kalmasını ve Lübnan’ın güneyinde ilan edilecek bir ateşkesin uygulanmasını garanti altına alacak “mekanizmaları” ile nükleer dosya konusunda kapsamlı istişarelerde bulundu.