Euronews Kültür, ünlü Alman fotoğrafçı Ellen von Unwerth ile 2027 Toiletpaper takvimindeki çalışmasını, moda fotoğrafçılığına yaklaşımını ve kariyerine damga vuran ikonik karelerini konuştu.
Bir moda fotoğrafında topuklu ayakkabılarıyla koşan ya da balo elbisesiyle araba çalan bir kadın görüyorsanız, kare büyük olasılıkla Ellen von Unwerth'in objektifinden çıkmıştır. Ancak fotoğrafın kime ait olduğunu ilk bakışta fark etmemiş olabilirsiniz.
40 yılı aşkın süredir duyumsal, kışkırtıcı ve oyunbaz portreleriyle tanınan Alman fotoğrafçı, moda dünyasında kendine özgü bir görsel dil yarattı. Lüks markaların reklam kampanyalarından moda dergilerine uzanan kariyeri boyunca fotoğrafçılığa damga vuran von Unwerth, bugün pek çok kişi tarafından taklit edilen bir tarz geliştirdi. Yalnızca modayı fotoğraflamakla kalmadı, onun görsel dilinin şekillenmesine de katkıda bulundu.
Fotoğraflarında kadınların kendilerini özgürce ifade edebildiği bir alan yaratan von Unwerth, moda fotoğrafçılığında “kadın bakışı”nın öne çıkmasında etkili isimlerden biri oldu. Kadınların nasıl görünmesi gerektiğine kimin karar verdiği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı. Bu yaklaşımının ardında, kendisinin de on yıl boyunca moda modeli olarak çalışmış olması yatıyor. Fotoğrafçıların kendisinden yalnızca hareketsiz durup güzel görünmesini istediği dönemi hatırlayan von Unwerth, bugün objektifinin önündeki kadınlara çok daha özgür bir alan tanıyor.
European Lens'e konuşan von Unwerth, fotoğrafçılığa nasıl başladığını, sette insanlarla kurduğu bağı, teknolojiyle birlikte değişen fotoğraf dünyasını ve kariyerine damga vuran ikonik karelerin hikâyelerini anlattı. Fotoğrafçı ayrıca, çağdaş sanat dergisi Toiletpaper'ın kurucuları Maurizio Cattelan ve Pierpaolo Ferrari ile gerçekleştirdiği son işbirliğinin ayrıntılarını da paylaştı.
Modelken yaşadığı deneyim fotoğrafçılığa bakışını şekillendirdi
Von Unwerth'in fotoğrafçılığa yönelmesinde, on yıl boyunca modellik yaparken yaşadığı hayal kırıklığı belirleyici oldu. Kamera karşısında kendini ifade etmek, hareket etmek, şakalaşmak ve kişiliğini göstermek istediğini ancak fotoğrafçıların sürekli hareketsiz durmasını ve yalnızca poz vermesini söylediğini anlatan von Unwerth, bu deneyim sırasında kendisini rahat hissetmediğini belirtti.
Modellik kariyerinin onuncu yılında, o dönem birlikte olduğu erkek arkadaşının kendisine bir fotoğraf makinesi hediye etmesiyle fotoğrafçılığa adım attı. Fotoğraf makinesinin temel işlevlerini öğrenmesinin ardından model arkadaşlarını çekmeye başladı. Onları bit pazarlarından topladığı vintage kıyafetlerle giydiriyor, makyajlarını yapıyor ve birlikte eğlenceli çekimler gerçekleştiriyordu.
Bu süreçte aralarında güçlü bir bağ oluştuğunu ve arkadaşlarının kamera karşısında kendilerini daha özgür hissetmeye başladığını fark etti. Küçük dairelerindeki karanlık odada fotoğraflarını basmayı öğrenen von Unwerth, kısa sürede fotoğrafçılığa tutkuyla bağlandı. Geceler boyunca çalışıp baskılarını banyonun duvarlarına astığı günleri, kariyerinin başlangıcı olarak hatırlıyor.
Aradan geçen yıllara rağmen fotoğrafçılığa yaklaşımının çok değişmediğini söyleyen von Unwerth, hâlâ hayatın içinden gerçek ve spontane anları yakalamayı sevdiğini vurguluyor. İnsanlarla çekim sırasında kurduğu bağın da mesleğinin en özel yanlarından biri olduğunu belirtiyor.
'Kadınları hiçbir zaman nesneleştirmedim'
Kadınların fotoğraflarda temsil edilmesi ve nesneleştirilmesi konusundaki tartışmalara da değinen von Unwerth, Sydney Sweeney'nin son reklam kampanyası üzerinden yöneltilen soruya, kadınların kendi tercihlerini yapabilmesi gerektiği yanıtını verdi.
Von Unwerth, kadınları hiçbir zaman nesneleştirmediğini belirterek Sweeney'nin nasıl görünmek istediğine kendisinin karar verdiğini söyledi. Herkesin bu tercihten memnun olmayabileceğini ancak oyuncunun kendi hayatını yaşadığını ifade eden fotoğrafçı, bunu olumlu bulduğunu dile getirdi.
Film fotoğrafçılığına ilgisi sürüyor
Teknolojinin fotoğrafçılık üzerindeki etkisine de değinen von Unwerth, bugün insanların çoğunlukla telefonlarıyla fotoğraf çektiğini, geleneksel fotoğraf makinelerini kullananların giderek azaldığını söyledi.
Dijital fotoğrafçılığa geçiş yapan son isimlerden biri olduğunu belirten fotoğrafçı, filmin kendine özgü grenini ve görüntü kalitesini hâlâ sevdiğini, bu nedenle son dönemde filmle daha fazla çekim yaptığını anlattı. Dijital fotoğrafçılığın RAW dosyaları üzerinden sınırsız düzenleme olanağı sunduğunu kabul eden von Unwerth, ancak bu kadar çok seçeneğin fotoğrafçıların kendilerine özgü bir tarz geliştirmesini zorlaştırdığını düşünüyor.
iPhone'un sunduğu fotoğraf çekme, düzenleme ve paylaşma olanaklarını da beğendiğini söyleyen von Unwerth, buna karşılık dijital platformlardaki yoğun görsel akışına dikkat çekti. Büyük bir ekiple uzun süre çalışılarak hazırlanan fotoğrafların sosyal medyada birkaç saniye içinde tüketilmesinin yarattığı çelişkiye işaret eden fotoğrafçı, günümüzde görsellerin sürekli kaydırılarak geçildiğini belirtti.
Buna rağmen fotoğrafçılıkta en sevdiği şeyin yaratım süreci ve ekip çalışması olduğunu vurgulayan von Unwerth, saç, makyaj, stil ve set tasarımı ekiplerini bir araya getirmekten keyif aldığını söyledi. Fotoğrafçı olmasaydı sirk yöneticisi olabileceğini söyleyen von Unwerth, yaratıcı insanlarla birlikte çalışmayı ve sette eğlenmeyi işinin merkezine koyuyor. Onun için önemli olan, bir fotoğrafın ertesi gün nasıl karşılanacağından çok, çekim sırasında yaşanan deneyim.
Claudia Schiffer'den Naomi Campbell'e ikonik kareler
Kariyerinde öne çıkan fotoğrafları anlatan von Unwerth, Claudia Schiffer ile gerçekleştirdiği çekimlerin kendisi için özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Schiffer'in kariyerinin başlarında favori modellerinden biri olduğunu belirten fotoğrafçı, korseli portresinin belki de en tanınmış karesi olduğunu ifade etti.
Schiffer'i ilk gördüğünde Brigitte Bardot'ya benzettiğini anlatan von Unwerth, modelin saç ve makyajının da Bardot'yu andıracak şekilde hazırlanmasını istedi. Daha sonra Guess markası için çalışmaya başladığında Schiffer'i kampanya için önerdi. Paul Marciano'nun da 1950'ler ve 1960'ların Fransız ve İtalyan sinemasından ilham alan görsel dili sevmesi üzerine çekim gerçekleştirildi. Bir gecede tamamlanan fotoğraflar büyük ilgi gördü. Von Unwerth, bu çalışmayı kariyerinin dönüm noktalarından biri olarak tanımlıyor.
Fotoğrafçı, kariyeri boyunca Naomi Campbell, David Bowie, Sophia Loren ve Drew Barrymore gibi isimlerle de çalıştı. Campbell'in saçlarına kola kutuları yerleştirdiği çekimler de unutamadığı kareler arasında. Drew Barrymore ile tanışmasını ise bir ödül töreni sonrasındaki partide, tuvalet kuyruğunda beklerken genç oyuncuyu fark etmesine bağlıyor. Barrymore'un 1920'leri andıran görünümünden etkilenen von Unwerth, daha sonra onunla birçok çekim gerçekleştirdi. Fotoğrafçının en sevdiği kareler arasında kızının fotoğrafları da bulunuyor.
Toiletpaper işbirliği: 'Çok eğlenceli bir projeydi'
Von Unwerth'in son projelerinden biri de Maurizio Cattelan ve Pierpaolo Ferrari'nin kurduğu Toiletpaper ile gerçekleştirdiği işbirliği. Fotoğrafçı, Berlin'deki Fotografiska'da düzenlenen bir etkinlik sırasında ikilinin sergisini ziyaret ettikten sonra başlayan sürecin kendiliğinden geliştiğini anlattı.
Sergiden çok sayıda fotoğrafı Instagram'da paylaşmasının ardından Cattelan ve Ferrari'nin kendisiyle iletişime geçtiğini söyleyen von Unwerth, ikilinin çalışmalarına zaten hayran olduğunu belirtti. Toiletpaper'ın popüler kültürden beslenen, renkli ve gösterişli estetiğinin kendi fotoğraflarıyla da örtüştüğünü ifade eden fotoğrafçı, işbirliği teklifinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Proje kapsamında her iki taraftan altışar fotoğraf seçilmesi gerekiyordu. Von Unwerth ve ekibi, geniş arşivinden Toiletpaper'ın görsel diline uygun kareleri belirledi. Projede bir fotoğraf von Unwerth'e, diğeri Toiletpaper'a ait olacak şekilde eşleştirildi. Böylece izleyicilerin iki tarafın işleri arasındaki benzerlikleri keşfedebileceği bir görsel oyun oluşturuldu. Fotoğrafçı, seçim sürecinin zor ama işbirliğinin son derece eğlenceli olduğunu ve projenin yayımlanmasından büyük mutluluk duyduğunu söyledi. 2027 takvimi, "ToiletEllen von PaperUnwerth Calendar 2027" adıyla Damiani Books tarafından yayımlandı.
Yeni sergiler, kitaplar ve film projesi
Von Unwerth'in gelecek projeleri arasında Hollanda'nın Maastricht kentinde açılacak "My Circus" adlı sergi de bulunuyor. Model olmadan önce Almanya'da bir sirkte çalıştığını anlatan fotoğrafçı, sirkin kendisine büyülü geldiğini ve gösterilerden sonra yöneticiden orada çalışmak için izin istediğini söyledi. Cambazlık yapmasa da bir cambazın asistanlığını üstlendiği bu dönemin kendisini derinden etkilediğini belirten von Unwerth, fotoğraflarındaki sim, ihtişam ve büyü duygusunun da bu deneyimle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Sergide sirkten ilham alan, oyuncuların ve aktrislerin yer aldığı yaklaşık 130 fotoğrafın yanı sıra Italian Vogue ve American Vogue için hazırladığı moda çekimleri de yer alacak. Fotoğrafçının St. Tropez'de açacağı "Not Your Angel" adlı daha küçük ölçekli sergi de takvimindeki projeler arasında.
Yeni kitaplar üzerinde çalıştığını söyleyen von Unwerth, kitaplarından biri olan "Revenge"i sinemaya uyarlamak için yeniden görüşmelere başladığını açıkladı. Daha önce Ukrayna'da çekilmesi planlanan proje, COVID-19 salgını nedeniyle ertelenmişti. Fotoğrafçı ayrıca yeni bir parfüm üzerinde çalıştığını ve bunun yılın en büyük projelerinden biri olduğunu belirtti.
Fotoğrafların sosyal medyada hızla tüketilmesi, von Unwerth'in çekim sürecine yaklaşımını değiştirmiyor. Fotoğrafçılıkta en çok sevdiği şeyin ekip çalışması olduğunu söyleyen sanatçı, saç, makyaj, stil ve set tasarımı ekiplerini bir araya getirmekten büyük keyif aldığını belirtiyor. Fotoğrafçı olmasaydı sirk yöneticisi olacağını söyleyen von Unwerth, ekibini seçerken yaratıcı insanlarla çalışmaya ve sette birlikte eğlenmeye önem verdiğini vurguluyor. Ona göre asıl keyif, ortaya çıkan sonuçtan çok yaratım sürecinde.
Çekimlerde model, şarkıcı ya da oyuncu olsun, fotoğrafını çekeceği kişiyle arasında bir bağ kurmasının da önemli olduğunu belirten von Unwerth, bu nedenle her isimle aynı sonucu elde edemeyeceğini düşünüyor. Fotoğraflarının birçoğunun ikonik hale gelmesini ise kamera karşısındaki insanlara kendilerini özgür hissettirebilmesine bağlıyor. Hatta objektifinin önünde hayvanların bile farklı davranmaya başladığını söylüyor.
Çekim ortamını rahatlatmak için sık sık müzik kullanan fotoğrafçı, özellikle disko müziğini tercih ediyor. Ekibin arka planda dans edip eğlendiği bir ortam yaratmayı sevdiğini anlatan von Unwerth, fotoğraf çekmeden önce birlikte çalışacağı insanlarla uyum yakalayabileceğinden emin olmak istediğini belirtiyor. Ona göre başarılı bir kare ortaya çıkarmak, teknik becerinin yanı sıra karşısındaki kişinin karakterini ve enerjisini yakalayabilmeye de bağlı.
Kariyerinde öne çıkan fotoğraflar arasında Claudia Schiffer'in korseli portresi özel bir yere sahip. Von Unwerth, kariyerinin ilk dönemlerinde favori modellerinden biri olan Schiffer'le tanışmasını ve birlikte gerçekleştirdikleri çekimi unutamadığını söylüyor. Modeli ilk gördüğünde Brigitte Bardot'ya benzettiğini anlatan fotoğrafçı, saç ve makyajının da Bardot'yu andıracak şekilde hazırlanmasını istedi.
Daha sonra Guess markası için çalışmaya başladığında Schiffer'i kampanya için önerdi. Markanın kurucusu Paul Marciano da 1950'ler ve 1960'ların Fransız ve İtalyan sinemasından ilham alan görsel dili sevince çekim için anlaşmaya vardılar. Bir gecede tamamlanan çekimin fotoğrafları yayımlandığında büyük ses getirdi. Von Unwerth, bu çalışmayı kariyerinin dönüm noktalarından biri olarak görüyor.
Fotoğrafçı, ilerleyen yıllarda Naomi Campbell, David Bowie, Sophia Loren ve Drew Barrymore gibi isimlerle de çalıştı. Campbell'in saçlarına kola kutuları yerleştirdiği çekimler de hafızasında yer eden işler arasında. Drew Barrymore ile tanışmasını ise bir ödül töreni sonrasındaki partide yaşadığı tesadüfe bağlıyor. Tuvalet kuyruğunda bekleyen kalabalığın arasında 1920'leri andıran görünümüyle dikkatini çeken genç oyuncuyu merak edip yanına gittiğini, ardından birlikte birçok çekim gerçekleştirdiklerini anlatıyor.
Von Unwerth, kariyerinin en sevdiği fotoğrafları arasında kızının portrelerinin de bulunduğunu söylüyor.
Yapay zekanın fotoğrafçılıkta hem yardımcı hem de tartışmalı bir araç olduğunu düşünen von Unwerth, özellikle rötuş aşamasında sunduğu olanaklardan yararlandığını söylüyor. Yakın zamanda nehir kenarında gerçekleştirdiği bir çekimde kadraja giren ve görüntüyü bozan bir tekneyi yapay zeka yardımıyla kaldırdıklarını anlatan fotoğrafçı, bu tür müdahalelerin kolaylığından etkilendiğini belirtiyor. Fotoğraflarını zaman zaman yapay zekayla hareketlendirdiklerini de ekleyen von Unwerth, bu teknolojiyi kullanmaktan keyif aldığını ifade ediyor.
Von Unwerth, yapay zeka kullandığı için zaman zaman eleştirildiğini ancak bu teknolojiyi fotoğrafçılıkta bir araç olarak gördüğünü söylüyor. “Sen bir sanatçısın, neden yapay zeka kullanıyorsun?” şeklindeki yorumlara, teknolojiyi kullanmayanların geride kalacağı yanıtını verdiğini anlatıyor.
Bununla birlikte fotoğrafçılığın özünde insanlarla kurulan bağın ve yaratıcı sürecin bulunduğunu vurgulayan sanatçı, fikir üretmeyi ve çekim öncesinde kendi başına düşünerek çalışmayı sevdiğini belirtiyor. Her şeyi yapay zekayla üretmenin kendi çalışma biçimi olmadığını söyleyen von Unwerth, teknolojinin çok sayıda insanı işsiz bırakabileceğine dikkat çekiyor. Modellerin bile artık kendi yapay zeka versiyonlarını oluşturduğunu hatırlatan fotoğrafçı, bu gelişmeleri insanlığın üzerine gelen büyük bir canavara benzeterek ürkütücü bulduğunu ifade ediyor.
Toiletpaper işbirliği nasıl başladı?
Von Unwerth'in çağdaş sanat dergisi Toiletpaper ile işbirliği ise Berlin'deki bir karşılaşmanın ardından başladı. Fotoğrafçı, Fotografiska'da katıldığı bir etkinlik sırasında derginin kurucuları Maurizio Cattelan ve Pierpaolo Ferrari'nin sergisini ziyaret etti. Sergide plastik muzlarla doldurulmuş büyük bir havuzun yanı sıra ziyaretçilerin içinden geçebildiği, kesilerek üç boyutlu hale getirilmiş fotoğraflar bulunuyordu.
Deneyimi son derece eğlenceli bulduğunu söyleyen von Unwerth, sergiden çok sayıda fotoğrafı Instagram hesabında paylaştı. Bu paylaşımların ardından Cattelan ve Ferrari kendisiyle iletişime geçti. Böylece, her iki tarafın da renkli, gösterişli ve pop estetiğine yakın görsel dünyasını buluşturan işbirliğinin ilk adımı atıldı.
Von Unwerth'in Instagram'da sergiden çok sayıda fotoğraf paylaşmasının ardından Cattelan ve Ferrari kendisiyle iletişime geçti. “Umarım sergimizde eğlenmişsindir” mesajına “Bayıldım” yanıtını veren fotoğrafçı, böylece işbirliğinin ilk adımının atıldığını anlatıyor.
Toiletpaper'ın pop, gürültülü ve gösterişli görsel dilini kendi fotoğraflarıyla da yakın bulan von Unwerth, bu teklif karşısında büyük heyecan duyduğunu ve hayranlık duyduğu sanatçılarla çalışmaktan gurur duyduğunu söylüyor. Ancak takvim için fotoğraf seçmek kolay olmadı. Her iki tarafın da arşivinden yalnızca altı kareye yer vermesi gerektiğinden, çok sayıda fotoğraf arasından seçim yapmakta zorlandılar.
İşbirliğinin yaratıcı sürecinde iki taraf da özgür hareket etti. Von Unwerth, yıllar içinde Vogue, i-D ve Dior gibi yayın ve markalarla çalışırken her birinin kendine özgü görsel dilini öğrendiğini belirtiyor. Toiletpaper için de ekibiyle birlikte arşivini gözden geçirerek derginin tarzına yakın fotoğrafları seçti.
Takvimde von Unwerth'in ve Toiletpaper'ın fotoğrafları dönüşümlü olarak yer alıyor. Birbirine benzer görsel unsurlar taşıyan karelerin yan yana gelmesiyle izleyicilerin iki tarafın işleri arasındaki ortak noktaları bulabileceği bir oyun kurgulandı. Fotoğrafçı, projeyi son derece eğlenceli bulduğunu ve takvimin yayımlanmasından büyük mutluluk duyduğunu söylüyor.
Ellen von Unwerth'in yeni sergileri ve projeleri
Von Unwerth'in sıradaki büyük projelerinden biri, Hollanda'nın Maastricht kentinde açılacak “My Circus” adlı sergi. Fotoğrafçının sirke duyduğu ilgi, modellik kariyerinden önce Almanya'da bir sirkte çalıştığı döneme dayanıyor. Bir gösteriyi izledikten sonra sirk yöneticisine orada çalışmak istediğini söyleyen von Unwerth, kısa süre içinde bir akrobatın asistanı olarak işe başlamış.
Bu dönemin kendisini derinden etkilediğini belirten fotoğrafçı, sirkin büyülü atmosferinin yıllar içinde görsel diline de yansıdığını anlatıyor. Fotoğraflarında sıkça karşılaşılan sim, dağınık ihtişam ve büyü duygusunun kaynağında bu deneyim bulunuyor. Yaklaşık 130 fotoğrafın yer alacağı “My Circus”, sirkten ilham alan oyuncu ve aktris portrelerinin yanı sıra Italian Vogue ve American Vogue için hazırladığı moda hikâyelerini de bir araya getirecek.
Fotoğrafçının bir diğer sergisi ise St Tropez'de açılacak “Not Your Angel”. Von Unwerth, güzel kadınların melekleri andırabileceğini ancak hafife alınmamaları gerektiğini söyleyerek serginin başlığının da bu fikre gönderme yaptığını belirtiyor.
Yeni kitaplar üzerinde de çalışan von Unwerth, kitaplarından biri üzerinden “Revenge” adlı bir film projesi geliştirmeyi planlıyor. Yıllar önce gündeme gelen ancak COVID-19 salgını nedeniyle ertelenen projenin yeniden konuşulmaya başlandığını anlatıyor. Filmin Ukrayna'da çekilmesi planlanmış, ancak salgın nedeniyle yapım iptal edilmişti. Fotoğrafçının bu yılki projeleri arasında ayrıca kendi parfümünü yaratmak da bulunuyor.
“Ellen von Unwerth ve Toiletpaper'ın ortak imzasını taşıyan “ToiletEllen von PaperUnwerth Calendar 2027”, Damiani Books tarafından yayımlandı ve satışa sunuldu.