Son Dakika

Son Dakika

İdlib düğümü Tahran'da çözülecek mi?

Okunan haber:

İdlib düğümü Tahran'da çözülecek mi?

İdlib düğümü Tahran'da çözülecek mi?
Metin boyutu Aa Aa

Türk, Rus ve İran devlet başkanları, 7 Eylül’de İran’ın başkenti Tahran’da bir araya gelecek. Dünyanın geri kalanının merakla beklediği 3’lü zirve, Suriye’nin patlamaya hazır İdlib kenti için dönüm noktası niteliğinde.

Bölgesel aktörlerin yanı sıra küresel güçlerin de yakından takip ettiği görüşmede diplomasi mi kazanacak, yoksa sıcak savaş kaçınılmaz mı olacak?

Ancak görüşmeye günler kala ABD Başkanı Donald Trump, Rusya, İran ve Suriye yönetimlerine net ifadelerle uyarıda bulundu.

Trump'ın açıklamalarına Kremlin'in cevabı gecikmedi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, bölgenin "terör yuvası" olduğunu iddia etti. Hemen akabinde Rus jetleri İdlib'de çok sayıda sivil yerleşim yerini ve muhaliflerin cephe hatlarını vurdu.

Tahran Zirvesi'nden çıkacak sonuç, yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin de mülteci konumuna düştüğü 7 yıllık Suriye savaşının bir yönüyle finali gibi de algılanıyor.

Yine olası bir geniş çaplı operasyonun milyonlarca insanı yeniden bir insani felakete sürükleyebileceği BM başta olmak üzere çeşitli kuruluşlarca sık sık dile getiriliyor.

Türkiye ile 130 kilometre uzunluğunda sınır hattına sahip İdlib, Beşşar Esad yönetimi karşıtlarının kontrol altında tuttuğu ‘son kale’ konumunda.

Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil edeceği Tahran’daki zirvede, liderlerin masaya yatıracakları ilk gündem maddesi, kuşkusuz İdlib ve daha geniş ölçekte Suriye meselesi olacak.

Her 3 ülke de Suriye’de garantör konumunda. İdlib ise Astana görüşmeleri sırasında ‘çatışmasızlık bölgesi’ olarak belirlenmişti. Ancak Şam yönetimi ve destekçileri, teoride üzerinde anlaşmaya varılan taahhüde pratikte neredeyse hiç uymadı.

Astana anlaşmasının hemen akabinde İdlib dahil Hama'nın kuzeyindeki, Kefer Zita, Kefer Ruma, Kale Madik ve Morek beldelerinin yanı sıra Lazkiye kırsalındaki Cebel Ekrad'da yer alan Kibbani, Tüffahiye, Tirdin ile İdlib'in Hatay sınırındaki Bidama ve Obin beldeleri hava ve topçu saldırılarının hedefi oldu.

Bu arada Astana Zirvesi’nin devamı niteliğindeki Tahran görüşmesini diğerlerinden ayıran özellik, o tarihten bu yana Beşşar Esad yönetiminin Dera, Kuneytra, Rastan, Talbise ve Doğu Guta'nın yanı sıra diğer tüm kentlerde kontrolü sağlaması ve elinin artık daha güçlü olması.

‘Muhaliflerin ayrıştırılması zor’

İdlib’de aralarında ‘ılımlı’ ve ‘radikal’ olarak tanımlanan irili ufaklı onlarca silahlı gruba mensup 80 bin civarında silahlı savaşçısının konuşlu olduğu biliniyor.

Öne çıkanlar ise kentin yarıdan fazlasını kontrol altında tutan Heyet Tahrir'uş Şam.

Diğer büyük gruplar ise Ahrar’uş Şam ve Nureddin Zengi örgütleri.

Türkiye, geçtiğimiz günlerde Heyet Tahrir'uş Şam’ı terör örgütleri listesine aldı.

Ağır silahlara sahip bu grupların, Suriye ordu birliklerinin muhtemel saldırısına karşı yoğun hazırlık yaptığı gelen haberler arasında.

Bölge sakinleri, olası savaşa hazırlanan grupların kentin farklı yerlerine mevzi ve tüneller kazdığını, ön cephelere sevkıyat yaptığını ve yapılan yığınakların gözle görülebildiğini aktarıyor.

Uzmanlara göre, olası bir operasyonda bu grupların birbirinden ayırt edilmesi imkansız hale gelecek.

Yine askeri uzmanlara göre, sayısal üstünlük muhalif gruplarda olsa da Rusya ve İran destekli Suriye ordusu imkan ve kabiliyet olarak daha güçlü.

Diğer yandan muhalif grupların tek çatı altında hareket etmemesi, zaman zaman da kendi aralarındaki sürtüşmelerin, ‘geniş çaplı operasyon’ sırasında daha da belirginleşebileceği belirtiliyor.

'Rusya ve İran, Esad için bastıracak'

Analistlere göre, Tahran Zirvesi’nde İran ve Rusya, Beşşar Esad yönetiminin İdlib’i de kontrol altına alınarak elini daha güçlendirmesi için bastıracak.

Ancak Rusya’nın sadece Esad cephesinden değil, Türkiye’yi de memnun edecek bir sonuç için çaba harcayacağı belirtiliyor.

Rusya'nın ayrıca, ABD'yi Suriye meselesinden birkaç adım ötede tutarak belirleyici bir pozisyonda durmaya çalıştığı bilinen bir gerçek.

Ancak İran, Rusya’dan farklı olarak tüm muhalif unsurları ortadan kaldırana kadar askeri mücadelenin devam etmesini savunuyor.

NATO üyesi Türkiye ise, öncelikli olarak İdlib’deki muhaliflerin birbirinden ayrıştırılmasını, bunun zamana yayılmasını, insani krizin engellenmesini ve buna bağlı olarak yüz binleri bulacak olası göç dalgasını tetiklememesini istiyor.

Mülteci akını konusunda Türkiye ile benzer endişeyi Avrupa Birliği de taşıyor.

Avrupalı siyasetçiler, İdlib’den başlayacak yeni göç dalgasının kendilerini de etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Kimi Avrupalı yöneticiler, Tahran Zirvesi öncesi Türkiye ile aynı safta durduklarını deklare eden açıklamalarda bulunuyor.

Operasyon adım adım yaklaşıyor mu?

Daha önce muhaliflerin ‘kalesi’ konumundaki Halep’e yönelik düzenlenen operasyon sırasında tarihi kentte taş üstünde taş kalmadı.

Batılı kaynaklara göre, Rus ve Suriye savaş uçaklarının yerleşim alanları dahil düzenlediği hava saldırılarında yüksek oranda insan hakları ihlalleri yaşandı ve doğrudan sivil alanlar hedef alındı. Kaynaklar, Halep'teki silahlı muhalif grupların da aynı oranda ihlaller yaptığını bildirdi.

Yine benzeri bir izolasyon Şam yakınlarındaki Doğu Guta’da da yaşandı.

Kuşatma altına alınan bölgeye en temel ihtiyaç malzemelerinin girişine izin verilmedi.

Bu arada Orta Doğu’yu takip eden analistlere göre, İdlib'de çatışmanın başlamasına sayılı günler kaldı.

Özellikle bölgedeki askeri konuşlanmayı izleyenler, operasyonun kısa sürede başlayacağı konusunda hemfikir.

Suriye ordu birliklerinin müttefikleriyle birlikte İdlib'in çevresindeki en az üç farklı noktaya konuşlandığı, asker ve silahlı milis sayısının da Halep operasyonuna katılanlar kadar olduğu ifade ediliyor.

Bu rakam, Hizbullah ve diğer unsurlar da göz önüne alındığında, Halep kuşatmasını dahi geride bırakabilir.

Suriye ordusunun Halep ve Doğu Guta örneklerinde olduğu gibi benzer bir kuşatmayı İdlib’de yapmasının ihtimal dışı olduğunu öne sürenler kadar benzer bir izolasyonun ihtimal dahilinde olduğunu dile getirenler de mevcut.

Konuşlanmalara bakıldığında sıcak çatışmaların yaşanmasının muhtemel olduğu bölgeler arasında İdlib kırsalı, Lazkiye'nin doğusunda kalan Türkmen dağı ile Kürt dağı arasındaki bölge ve bunun uzantısı olarak Cisr eş-Şuğur, kuzey Hama kırsalını kuzeye ve kuzey batıya doğru kesen Gab düzlükleri ile Kuzey Hama arasında kalan yerler, Ebu Duhur merkez olmak üzere batı Halep kırsalı öne çıkıyor.

Bu cephelerdeki çatışmaların Suriye ordusu ve müttefikleri lehine gelişmesi halinde İdlib kent merkezinin kuşatma altına alınması da konuşulan bir diğer senaryo.

Özellikle de kırsal alanlardaki çatışmaların Rus bombardımanıyla kısa sürede aşılacağı dile getiriliyor.

Tüm senaryolar, Tahran Zirvesi’nin sonrasına bırakılmış durumda.

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İdlib'deki kritik gelişmeler uluslararası kamuoyunu endişelendiriyor

Hakkani hareketinin hayatını kaybeden lideri kimdir?