Son Dakika

Son Dakika

Türkiye yerli kenevir üretimine başlıyor: Riskler ve fırsatlar nedir?

Türkiye kenevir üretimine başlıyor
@ Copyright :
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de yerli kenevir üretimine başlanacağı yönünde yaptığı açıklama, uyuşturucu madde imalatıyla özdeşleştirilen kenevirin farklı kullanım alanları ve faydalarını yeniden gündeme taşıdı.

Halihazırda kenevir üretimiyle ilgili olarak Gıda ve Tarım Bakanlığı yoğun bir çalışma içerisinde.

Uzmanlar, bir dönümlük kenevirin kapladığı ağaçlık alanın dört dönümlük ağaca eş değer kağıt üretebildiğine işaret ederken, böceklere karşı kendini koruyabilen kenevirin tarım ilacına olan ihtiyacı da azaltacağını vurguluyorlar.

Yaygın bir kullanım alanı var

Ayrıca antibakteriyel ipliğinden dolayı pantolondan plastik ürünlerinin tamamına dek birçok ürün kenevirden üretilebiliyor; AİDS, kanser gibi birçok hastalığın tedavisinde kemoterapi ve radyasyonun etkisini azaltıyor.

Almanya’da doktorlar birkaç yıldır kenevir içeren ürünleri kronik ağrı, kanser ve MS hastalarının tedavisinde kullanabiliyor. Portekiz ve Danimarka gibi ülkelerde de kenevirle bağlantılı tıbbi araştırma programlarının başlatılması gündemde.

Kenevirden yapılan otomobil gövdelerinin ise çelikten tam on kat daha dayanıklı olduğu belirtiliyor.

Ancak, bir yandan da ağırlıklı olarak Afganistan menşeli uluslararası uyuşturucu şebekelerinin geçiş rotalarından biri olan Türkiye’de bu alanda atılacak adımların titizlikle dizayn edilmesi gerekiyor. Zira bir yandan da Europol ve BM gibi uluslararası kurumlar, Türkiye’den yasa dışı uyuşturucu ticaretiyle mücadele etmesini talep ediyor.

2016 yılı Ekim ayında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tıbbi ve bilimsel amaçlara yönelik olarak 19 ilde hükümet kontrolünde kenevir üretimine kısmen izin vermişti. Bu iller; İzmir, Uşak, Kütahya, Burdur, Antalya, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu, Sinop, Samsun, Çorum, Amasya, Ordu, Tokat, Yozgat, Kayseri, Malatya ve Rize idi.

Ancak bu izin sadece Bakanlık’tan izin alınması koşuluyla, esrarın etken maddesi tetrahydrocannabinol (THC) oranı %0,2’nin altında olan bitkilere yönelikti.

Samsun’un kenevir tohumu üretiminde dünya çapında rakipsiz olduğunu belirten ekonomist Cüneyt Akman’a göre; kenevir yetiştirilecek illerin seçimi iki sebebe dayanıyor:

“Öncelikle, daha önce kenevirin az çok üretildiği yerler olmaları sebebiyle iklimin uygun olacağı ve bu konuyu bilen insanların orada bulunacağı düşüncesi hakim. Ayrıca, artık önemli endüstriyel bitkilerin yetişmediği, şehre büyük göç veren yerler olmalarından dolayı bu bölgelere yeni ve gelir kazandırıcı bir fırsat yaratmak isteniyor” diyor.

Uzun soluklu bir süreç

Akman, 1990’larda düğmeye basılan, 2016’da yeni yasal düzenlemeler yapılan kenevir konusunda bugüne dek ciddi bir hareket yaşanmamasını, kenevir üretiminin kolay adım atılacak bir alan olmamasına bağlıyor.

“Öncelikle dünyada Çin, Fransa gibi eskiden beri bu konuda daha serbest olan ülkeleri saymazsak 1990'larda Kanada ve Avusturalya önemli adımlar attı ama pek çok ülke ve ABD'de oldukça sert kontroller var,” diyen Akman ekliyor:

“Türkiye geçmişte uyuşturucu meselesi ve haşhaş ekimi nedeniyle önemli gerilimler yaşadığı kenevirde ABD yolu açmadan yeni bir sürtüşme yaşamak istememiş olmalı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından hemen önce ABD Başkanı Donald Trump, tarımı güçlendirmek amacıyla hazırlanan bir yasa tasarısıyla birlikte ülkede endüstriyel amaçlı kenevir yetiştirilmesini onaylamıştı. Dolayısıyla Akman’a göre Türkiye açısından zamanlamada ince bir ayar söz konusu.

2017 yılı Şubat ayında ise Sağlık Bakanlığı, “ithal edilebilen ilaçlar” listesine, kırmızı reçeteyle alınabilen Sativex’i eklemişti. Ülke genelindeki kenevir ekimi ise 200 dekarla sınırlı kaldı.

Temmuz 2018 tarihli Avrupa Kenevir Raporu’nun verilerine göre, Türkiye’de 15-64 yaş aralığındaki vatandaşların yüzde 0,3’ü kenevir kullanıcısı.

Köye dönüş süreçlerini tetikleyecek

Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden (ASAM) ekonomist Yunus Ekşi’ye göre; ekilebilir tarım alanı 237 bin 450 kilometre olan Türkiye’de kenevir ekiminin atıl toprakların kullanımını sağlamasıyla birlikte köye dönüş süreçleri başlayacak; şehirlerdeki yoğunluk da azalacak.

“Boş bırakılan topraklara, nüfus göçünü kentlerden köylere geri döndürerek yeni bir köy modeli oluşturulabilir. Tedarik zincirini de kalkınmaya yönelik planlandıktan sonra o bölgelerdeki sanayi de gelişecektir,” diyor Ekşi ve ekliyor:

“Böylelikle istihdam sorununu yerinde çözmüş olacağız.”

Sektörün 10 yıllık bir süre zarfında 100 milyar dolarlık bir getiri potansiyeli olduğuna dikkat çeken Ekşi, kenevir üretim sürecinde yerel yönetimlerin denetim rolü üstlenmesi gerektiğine de dikkat çekiyor.

ASAM, kenevir konusunda iki yıl önce kurduğu bir enstitüyle bu konunun farklı boyutlarını bilimsel olarak takip ediyor ve yoğun araştırmalar yapıyor.

Ancak, ekonomist Akman’a göre, kenevir üretiminden çok yüksek oranlarda kar beklenmemeli.

“Şu anda endüstriyel kenevirin küresel piyasa hacmi yaklaşık 4 milyar dolar. İyimser tahminlere göre 2025'te 10,6 milyar dolara yükselecek. Üstelik hemen her ülke bu konuda kısmi serbestleşmeye gidiyor, yani büyük bir rekabet olacak,” diyen Akman:

“Ayrıca teknolojik araştırma ve geliştirme ve denetim maliyeti yüksek bir ürün. Aşırı arz ve şiddetli fiyat düşüşleri görülmesi de önümüzdeki yıllarda kuvvetle muhtemel.” görüşünü dile getiriyor.

Uyuşturucu vakalarının %42’si esrar kaynaklı

Uzmanlar, esrar üretiminin de merkezinde yer alan kenevirin denetim boyutuna özellikle dikkat çekiyorlar ve yerel yönetimlerin de süreci yakından takip etmesi gerektiğini vurguluyorlar. Ayrıca bu konuda halkı bilgilendirmeye dönük kamu spotları da hazırlanmalı.

Keza Emniyet Genel Müdürlüğü’nün son verilerine göre Türkiye’de gerçekleşen uyuşturucu vakalarının %42’si esrar kaynaklıdır.

“Esrar ülkemizde en yaygın kullanılan uyuşturucudur. Her yıl bu miktar %20-25 gibi devasa oranlarda artıyor. Esrar aynı zamanda daha kuvvetli uyuşturuculara bir geçiş uyuşturucusudur,” diyor Akman.

Kamu görevlileri eğitilmeli

Merkezi Londra’da bulunan Hanway Associates isimli uluslararası kenevir danışmanlığı şirketi kurucu ortağı George McBride ise, endüstrinin düzenlenmesi ve denetimi için kamu yetkililerine çok iyi bir eğitim verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan McBride, “Düzgün bir şekilde uygulanan yönetmelikler olmaksızın yasalaştırma, ürünlerin karaborsaya yönelmesine yol açabilir,” diyor.

McBride, kenevir ürünlerin yasal piyasaya sürülebilecek düzeyde bir kaliteye sahip olması için yüksek standartlarda yönetmeliklerin olması gerektiğini kaydediyor.

Endüstriyel amaçlı kullanılan kenevirde Avrupa Birliği’nin belirlediği THC oranı yüzde 0,2 iken, Avrupa’da son dönemde düşük THC oranlı kenevirin tarımı için ayrılan alanlar artıyor.

Öte yandan, son rakamlara göre Avrupa’da en fazla ele geçirilen uyuşturucu madde de kenevir olup, kıta çapında el konan uyuşturucuların yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor.

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın