Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Kenevir üretimi gezegeni nasıl yok ediyor?

Kenevir üretimi çevreye büyük zarar veriyor
Kenevir üretimi çevreye büyük zarar veriyor   -   ©  Dutch Passion
Metin boyutu Aa Aa

Kenevir üretimi son yıllarda dünyada hızla artıyor. Uzmanlar kenevirin çevreye büyük zarar verdiğini ve üretiminin sıkı denetlenmesi gerektiğini söylüyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) batı kıyılarındaki orman yangınları ciddi boyutlarda, Antarktika’daki Thwaite buzulu yavaşça gözlerimizin önünde eriyor ve Extinction Rebellion dünyanın ekosisteminin yok edilmesini protesto etmeye devam ediyor. Bu noktada sorulan soru şu: Yabani ot yetiştirmek çevre için iyi mi yoksa kötü mü?

Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu'nun verilerine göre İngiltere, dünyadaki en büyük tıbbi ve bilimsel kenevir üreticisi ve ihracatçısı. Bununla birlikte, kenevir üretimiyle ilgili olarak İngiltere'nin karbon emisyonu hakkında çok az tartışma var.

İngiltere'de kenevirin yasallaştırılması veya suç olmaktan çıkarılması konusundaki tartışma uzun yıllardır devam ediyor. Bazılarına göre İngiltere'nin Kanada, Kaliforniya, Hollanda ve diğerlerinin izinden gitmesinin sadece bir zaman meselesi.

Kenevir yetiştirmenin en çevreci yolu ne?

Kenevir yetiştiriciliğinde tüm dünyada farklı yöntemler kullanılıyor. Ancak üç yöntem ön plana çıkıyor.

Birincisi, doğal güneş ışığından ve yağmur suyundan yararlandığı açık havada kenevir yetiştirmek.

Bu yöntem genellikle çevreye en az zararlı yöntem olarak görülüyor, ancak bu bitkileri korumak için kimyasal böcek ilaçlarının ve kemirgen öldürücü ilaçların kullanılıp kullanılmadığına bağlı. Dış mekanda yetiştirmek, sonuç olarak daha düşük kaliteli mahsul anlamına da gelebiliyor.

İkinci yöntem, güneş ışığı veya yapay ışık kullanarak seralarda kenevir yetiştirmek.

Bu yöntemin çevresel etkisi, elektrik hesaba katıldığı için yapay ışığın kullanılıp kullanılmadığına bağlı olarak değişiyor. Ayrıca seranın ne kadar gelişmiş olduğu üretimi etkiliyor.

Üçüncüsü, kenevir, yapay aydınlatma, ısıtma, havalandırma ve nem gidericiler kullanılarak iç mekanlarda yetiştirilebiliyor. Günümüzde bu, daha kaliteli bir mahsul anlamına geliyor. Çoklu hasat yapılabildiği için genellikle en popüler yöntem olarak kabul ediliyor.

İç mekan yetiştiriciliği, kullanılan büyük miktarda elektrik nedeniyle karbon emisyonlarına katkıda bulunuyor ve çevreye en çok zarar veren yöntem olarak kabul ediliyor. Ayrıca, çiftçilik süreci boyunca bitkileri canlı tutmak için bol miktarda suya ihtiyacınız var.

Amsterdam merkezli bir kenevir tohumu şirketi olan Dutch Passion'un pazarlama müdürü Jouke Piepenbrink, "Enerji tüketimi açık ara en büyük sorun ve bu, kapalı alan yerine seralarda yetiştirilerek çözülebilir. Kenevir yapay ışık olmadan açık havada veya seralarda yetiştirilirse, çevreye etkisi çok düşük olur" diyor.

Yasa dışı kenevir yetiştiricileri, düşük profili korumak için genellikle kapalı alan çiftçiliği yöntemini kullanıyor, hatta bazen şebekeden gelen gücü kullanmamak için dizel veya benzinli jeneratörlere yöneliyorlar.

Kenevir yasallaştırılmalı mı?

Gezegene zarar veren kenevirin yasaklanıp yasaklanmaması sorusu başta İngiltere'nin dikkate alması gereken bir konu.

Humboldt Disiplinlerarası Kenevir Araştırma Enstitüsü'nde (HIIMR) çevre sosyoloğu ve öğretim üyesi Dr. Silvaggio, iklim kriziyle mücadele çevreyi kirleten bir endüstri geliştirmenin sorunlu olduğuna dikkat çekiyor: "Bu etkiler, kenevirin düzenlemeye tabi olmamasının bir sonucu, ancak bu etkilerin hiçbiri, eğer yasak olmasaydı ortaya çıkmazdı. Yasaklama, kenevir tarımının çevresel etkilerinin temel nedeni. Kenevir için endüstriyel tarım çevre için kötü. Toprak artık buna dayanamaz."

Koronavirüs döneminde kenevir pazarı yüzde 50 büyüdü

Kenevir ürünlerinin popülaritesi koronavirüs salgını sırasında artış gösterdi. İngiltere'de Kenevir Sativa (CBD) ürünleri için en büyük pazar olan Alphagreen tarafından yapılan bir araştırma, 8 milyon kişinin yılın başından mayıs ayına kadar CBD ürünleri satın aldığını gösterdi. 150 milyon sterlinlik bu alım, 2019'a kıyasla pazarda yüzde 50 büyüme olduğunu ortaya koydu.

Avrupa'da esrar endüstrisinin büyümesi de sürekli bir şekilde artıyor. Bu, kenevirdeki psikoaktif bileşik olan Tetrahidrokanabinol'ün (THC) yasaklandığı ülkelerde pazarı dolduran ürünleri de içeriyor.

Dutch Passion'ın pazarlama müdürü Piepenbrink, kenevir pazarında son 3 yılda hızlı değişimler yaşandığını ve son 33 yılda da istikrarlı bir şekilde büyüme olduğuna dikkat çekiyor. Piepenbrink, "Dünyanın dört bir yanındaki birçok ülkede pazarın bir şekilde açıldığını görüyoruz, Bazen tıbbi bir programla başlıyorlar, iç pazar açılıyor veya şirketlerin eğlence amaçlı kullanım için esrar ürünleri üretmelerine izin veriyorlar" diyor.

İngiltere'de kenevir endüstrisinin büyümesi, olası yasallaştırma veya suç olmaktan çıkarmanın yapılabileceğinin bir göstergesi olabilir; ancak bazı araştırmacılar yasallaştırmanın çevre krizine yardımcı olmayacağından endişe ediyor. Onlara göre herhangi bir anlamlı değişiklik yapılabilmesi için önce ekonomi politikasının "yeşil gündemi" dikkate alması gerekiyor.

HIIMR'nin eş direktörü Dr Dominic Corva, yasalaştırmanın çerçevenin çevre politikasıyla uyumlu olmasının önemine dikkat çekiyor: "Olmaması gereken büyüklükte kenevirle dolu muazzam depoları gördüm, özellikle de büyük nehirlerin normal zamanından aylar önce kuru aktığına şahit oldum. Meslektaşlarımın çoğu, halka açık alanlarda yasaklı böcek ilaçları ve kemirgen ilaçlarının kullanıldığını gördü. "

Kuru tarım ve tamamlayıcı ekim

Dr Corva, kenevir çiftçilerinin karbon etkilerini iyileştirmeleri için kullanılabilecek teknikler olduğunu söylüyor. Bunlar kuru tarım ve tamamlayıcı ekim.

Kuru tarım, kuru bir iklimde, susuz veya bir sulama sistemi olmadan mahsul yetiştirmekle ilgili. Bu yöntem çevre için daha iyi, çünkü suyun kıt olduğu bölgelerde, özellikle de kuraklık sırasında, değerli su rezervleri tüketilmiyor.

Tamamlayıcı ekim, birbirini tamamlayan ve karşılıklı olarak birbirlerinden fayda sağlayan farklı mahsulleri birlikte ekilmesi anlamına geliyor. Örneğin fasulye ve mısır. Fasulye, uzun mısır saplarına tırmanmayı sever ve mısır, fasulyenin sağladığı azotu sever.

Bir başka örnek de frenk soğanı ve maruldur, çünkü frenk soğanı, yapraklı yeşilliklere doğal olarak gelen böcekleri uzaklaştırır. Bu büyüme yöntemi, genellikle mahsulün kalitesinin daha yüksek olabileceği anlamına gelir, ancak daha da önemlisi, bazı bitkiler, kendilerine eşlik eden bitkileri yiyen böcekleri doğal olarak uzaklaştırdıklarından, böcek ilacı kullanımına gerek kalmaz.

Sonuç olarak Dr Corva, çevre kriziyle mücadele etmenin tek yolunun büyük ölçekli kenevir ekiminin tamamen yasaklanması olduğu sonucuna varıyor. Ona göre kullanılan zararlı yöntemler toprağımızı yok ediyor.

Şimdiye kadar kenevir çiftçiliğinin ekolojik etkisi İngiltere pazarında henüz tam olarak anlaşılmadı; ancak bunu daha sonra değil şimdi düşünmeliyiz. Uzmanlar, yeşil politikalara ve potansiyel yasallaştırmaya daha güçlü bir vurgu yaparak, çevresel yıkımın önemli ölçüde sınırlanabileceğine dikkat çekiyor.