Batılı insan hakları örgütlerinden Müslüman ülkelere: Doğu Türkistan'a neden destek vermiyorsunuz?

Doğu Türkistan'ın Kaşgar kenti
Doğu Türkistan'ın Kaşgar kenti -
Telif hakkı
Gusjer, CC BY 2.0 flickr
Metin boyutu Aa Aa

İnsan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, Çin'in Doğu Türkistan'da yaptığı ihlalleri araştırması için bir Birleşmiş Milletler soruşturma komisyonu oluşturulması çağrısında bulundu.

Aralarında İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi bağımsız STK'ların da bulunduğu örgütler, söz konusu komisyona özellikle Müslüman ve Avrupa ülkelerinin öncülük etmesini istedi.

Sivil toplum kuruluşları, 25 Şubat'ta Cenevre'de toplanacak BM İnsan Hakları Konseyi'nin bir karar alarak Doğu Türkistan'a uluslararası bir keşif heyeti göndermesini talep etti.

Bu çağrıyı BM İnsan Hakları Konseyi'ne yönelik bir güven testi olarak da gördüklerini belirten hak örgütleri, Çin'in Müslümanları kitlesel olarak gözaltına alıp toplama kamplarında tuttuğunu belirtti. Ayrıca örgütler, suistimallere uluslararası tepki verilmesi gerektiğine de vurgu yaptı.

HRW'den Müslüman ülkelere: Uygurlara neden destek vermiyorsunuz?

Cenevre'de düzenlenen basın toplantısında konuşan ve Doğu Türkistan'da yaşanan ağır insan hakları ihlallerine vurgu yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Genel Direktörü Kenneth Roth, "Sincan'da meydana gelen hak ihlalleri çok ciddi ve bu suistimallerin boyutu da tartışmasız uluslararası bir incelemeyi gerektiriyor." diye konuştu.

Halkı Müslüman ülkelere seslenen Roth, "Eğer Müslüman ülkeler BM'nin Myanmar'ın Arakanlı 700 bin Müslüman'a yönelik zulmünü soruşturmasına destek vermeye istekliyse, neden Çin'in 1 milyon Uygur'a uyguladığı zulüm için aynı şeyi yapmıyorlar?" sözleriyle Müslüman ülkelere hem çağrıda bulundu hem de Müslüman ülkelerin Çin'e karşı sessizliğine tepki gösterdi.

Çin'in ekonomik gücünün arkasına gizlenmesine izin verilmemesi gerektiğini de kaydeden Roth, "İnsan Hakları Konseyi'nin dürüstlüğü, Çin'in BM daimi üyeliği veya ekonomik gücünü hesap verebilirlikten gizlemesine izin vermemesini gerektiriyor. ifadelerini kullandı.

'Çin, Müslümanların etnik ve dini kimliğini yok ediyor'

Çin'in Müslümanların etnik ve dini kimliklerini yok etme amacı taşıdığını ifade eden HRW Genel Direktörü Kenneth Roth, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Toplama kamplarının hedefi, ülkedeki Müslümanların etnik ve dini kimliklerini yok etmek, ortadan kaldırmaktır. Bu insanların yalnızca Çin Komünist Partisi'ne, Çin makamlarına ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'e bağlılıklarını garanti altına almayı amaçlamaktadır. Bu, bir azınlığın dini ve etnik kimliğini değiştirme çabasıdır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, geçen bir yılda akademisyenlerin ve uluslararası basın mensuplarının araştırmalarının ışığında, Çin'in Doğu Türkistan'da günden güne genişleyen gizli yeniden 'eğitim kamplarında' yaklaşık bir milyon Uygur Türkü Müslüman'ı gözaltında tuttuğunun anlaşıldığını da dile getirdi.

Sivil toplum kuruluşları, Çin makamlarının "terörizm tehdidi" savıyla Müslümanların dinini, örf ve adetlerini yaşamasını engellediğini ve bu insanlara yönelik sert baskı yapıldığını da bildirdi.

Af Örgütü: Doğu Türkistan açık hava hapishanesine döndü

Ayrıca STK'lar Çin'in yaygın bir şekilde yüz tanıma teknolojisi kullanımı, DNA örnekleri toplama ve bölgeye binlerce ek güvenlik personeli gönderilmesini de içeren gözetim programı uyguladığını aktardı.

Basın toplantısında konuşan Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo, açıklamasında, "Doğu Türkistan bir açık hava hapishanesine dönüşmüş durumda. Yüksek teknolojik gözetim, siyasi tehdit, beyin yıkama, zorunlu kültürel asimilasyon, keyfi tutuklamalar ve ortadan kaybolmalar, etnik azınlıkları kendi topraklarında yabancıya, paryaya dönüştürdü." ifadelerine yer verdi.

Reuters
Çin'in Doğu Türkistsan'da inşa ettiği toplama kamplarından bazılarıReuters

Çin'den propaganda amaçlı önceden ayarlanan bölgelere ziyaret taktiği

Pekin yönetimi zaman zaman yabancı basın mensuplarını, Doğu Türkistan'ın daha önceden ayarlanan bazı bölgelerine götürüyor.

Geçtiğimiz günlerde aralarında bir Türk muhabirin de bulunduğu bir basın grubu, 'mesleki eğitim merkezlerine' götürülmüştü.

Çinli yetkililer eşliğinde bu merkezlerden bazılarını gezen Türk muhabir daha sonra yaptığı değerlendirmede, "Ön yargılarım yıkıldı, ne kadar hata yaptığımızı gördüm. Çin'in amacı mesleki eğitim vermek" ifadelerini kullanmıştı.

Çin yönetimi, gazetecilerin bağımsız olarak Doğu Türkistan'a seyahat etmesini engelliyor.

Bu girişimde bulunan gazeteciler de hızlı bir şekilde gözaltına alınıyor.

AB: Çinlileştirme politikalarına dair görüşümüz değişmedi

Avrupa Birliği'nden geçen hafta yapılan bir açıklamada, Avrupalı 3 diplomatın Çinli yetkililerce önceden özenle seçilen yerlere götürüldüğünü ve bu diplomatlara Çin'in duruşuna dair bilgiler verildiğini bildirmişti.

Ancak Brüksel'den yapılan açıklamada, "Avrupa Birliği'nin Doğu Türkistan'daki kitlesel gözaltıları, siyasi eğitim, dini baskı ve Çinlileştirme politikaları dahil olmak üzere insan hakları ihlallerine ilişkin görüşümüzü değiştirmiyor." denilmişti.

'Müslüman ülkeler de harekete geçmeli'

İnsan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler'in dışında Çin'in hak ihlallerine karşı bariz bir şekilde sessiz kalan İslam İşbirliği Teşkilatı'nın üyesi Müslüman ülkeleri de harekete geçmeye çağırdı.

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın