Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Video: Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin askıya alınması kararı Brüksel'de nasıl yorumlandı?

Video: Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin askıya alınması kararı Brüksel'de nasıl yorumlandı?
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler Komitesi'nde (AFET) Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması kararının onaylanması ve sonrasında Ankara'nın tepkilerini Avrupalı parlamenterler ile konuştuk.

Uzun dönem AFET'in başkanlığını yapmış olan komitenin etkili üyelerinden Alman Hristiyan Demokrat Elmar Brok ile komitenin bir başka üyesi ve aynı zamanda AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi üyesi Hollandalı liberal Maritje Schaake gelişmelere ilişkin sorularımızı yanıtladı.

"Osman Kavala gibi insanlar sembol oldu"

Schaake son olarak Osman Kavala ve Mehmet Ali Alabora'nın da içinde olduğu 16 kişi hakkında Gezi Parkı eylemleri nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmesini değerlendirerek Kavala gibi insanların ve gazetecilerin Türkiye'deki adil yargılanma, bağımsız yargı ve kuvvetler ayrılığı alanlarındaki sorunların bizzat mağduru olduklarını ve bu bireylerin neticede yaşanan adaletsizliklerde sembol haline gelerek yaşanan sayısız haksızlığı hatırlattığını ifade etti.

Bu sembol haline gelen kişilerin yaşadıklarının Türk toplumu içerisindeki güveni erittiğini ve kutuplaşmayı körüklediğini dile getiren Schaake, bu gerilimleri azaltmanın herkesten çok Türk hükümetinin çıkarına olduğuna vurgu yaptı.

"Anayasa değişikliği konusunda uyarmıştık"

Euronews: Türkiye ile müzakerelerin sona erdirilmesinin AB'ye kazandıracağı birşey olmadığını aksine Türkiye'ye yön verebilme anlamında önemli bir platformun kaybolacağını ve Brüksel'in elini zayıflatacağını düşünen hala çok sayıda Avrupalı siyasetçi bulunuyor. Siz artık onlardan biri değilsiniz. Peki müzakereler askıya alınırsa bu AB'ye veya Türkiye'ye nasıl yarayacak?

Brok: Şu anda zaten müzakere edemiyoruz çünkü bunun için koşullar müsait değil. Bu durum elbette Türkiye'nin hukukun üstünlüğü ve demokrasi alanlarında atacağı doğru adımlarla hızla çözülebilir. Ne var ki, Türkiye'de yargıya, hapisteki insanlara ve daha pek çok şeye ilişkin durum müzakerelerin yapılmasını imkansız kılıyor.

Schaake: Müzakerelerin askıya alınması kararı AP'de kimsenin hafife aldığı bir karar değil. Şahsen benim için en zorlandığım kararlardan biri oldu. Bu sadece neye kime yarar diye baktığımız bir konu değil. Bu durum Türkiye'de değiştirilen anayasa ile birlikte ihlal edilen prensiplerimizle ilgili.

Biz bu anayasa paketinin değişikliğe uğramadan kabul edilmesi halinde Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini karşılama yeterliliğini kaybedeceği uyarısını yaptık. Dolayısıyla bu artık bizler için bir kredibilite meselesi. Biz kendi içimizde Polonya ve Macaristan gibi üye ülkelere dahi gerekli çıkışları yaparken Türkiye'nin attığı adımların bedelsiz kalması mümkün değil.

"Türkiye halkı bu durumun Türkiye karşıtı lobilerle alakalı olmadığının farkında"

Euronews: Son yıllarda Avrupa Parlamentosu (AP) müzakerelerin askıya alınması konusunu tekrar tekrar dile getiriyor. Raporlarda kullanılan dil de giderek daha sertleşiyor ancak Türk hükümeti tarafından bu raporlar 'taraflı' ve 'adaletsiz' olduğu iddiası ile yok hükmünde sayılıyor. Türk Dışişleri'nden yapılan resmi açıklamaya göre raporda yer alan olumsuzluklar "Türkiye karşıtı çevrelerin etkisiyle yapılan mesnetsiz iddialar". Var mı bu tür lobiler? Türkiye'nin müzakerelerini durdurmaya mı çalışıyorlar?

Brok: Müzakereler OHAL döneminden bu yana zaten durmuştu ve sonrasında da ilişkiler eskisi gibi olamadı. Müzakereleri sonsuza kadar durdurmalıyız demiyoruz biz. Türkiye bir takım alanlarda yeniden adımlar atana kadar askıya alınmalı diyoruz. Bu önemli bir fark.

Schaake: Ben bu lobiler kim bilmiyorum. Ben kendimi Türkiye'nin ve Türkiye'deki insanların bir dostu olarak görüyorum. Kimsenin etkisi altında kalmadım. Türk hükümetinden yetkililerle görüştüm, sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüm ama kendi kararımı kendim veririm. AP'yi br kenara bırakın ve Venedik Komisyonu'nun anayasa değişikliği ile ligili raporlarına bakın, hapisteki gazetecilere bir bakın, kaç tane bürokratın işini kaybettiğine bakın.

Biz Türk devletinin darbe ile ilgili olarak insanları adaletin önüne getirme ve onları yargılama hakkını sorgulamıyoruz. Ne var ki, tepkisel davranıldığını ve amacın aşılarak sistematik şekilde hukukun üstünlüğünün ihlal edildiğini görüyoruz. Kuvvetler ayrılığına saygı gösterilmediğini, yargının bağımsız olmadığını görüyoruz. Bunlar bizler için en temel meseleler. Bu konuların lobilerle alakalı olmadığını Türkiye'deki insanların da farkında olduğunu gayet iyi biliyorum.

"Üyelik müzakeresi başka Türkiye ile ilişkiler başka"

Euronews: Bu son dönemde AP'nin çağrılarını ve raporlarını göz ardı eden sadece Türkiye değil, diğer AB kurumları ve Avrupalı liderler de AP'nin kararını hayata geçirmiyor. Sizce AB bu konuda karışık mesajlar göndermiş olmuyor mu? Göç ve ticaret gibi konularda çıkarlar söz konusu olduğunda AB hak ihlallerini görmezden mi geliyor?

Brok: Resmi olarak askıya almıyorlar ama sonuçta Konsey veya Komisyon da müzakereleri sürdürmüyor. Elbette diğer politika, ekonomi, terörle mücadele konularında Türkiye ile olan ilişkimizi sürdürmeliyiz ve ortak çıkarlarımız gereği iyi ilişkilere sahip olmalıyız. Bahsi geçen çağrı 'Üyelik müzakeresi ilişkilerinin askıya alınması' diğer ilişkiler için geçerli değil.

Schaake: Umardım ki AB hükümetlerinin ve komisyonunun da pozisyonu bizimki kadar net ve daha az çıkarcı olsun. Türkiye ile yapılan göçmen anlaşmaları ile milyonlarca Suriyeli Türkiye'de kalmaya devam ediyor ve Avrupa'ya ilerlemiyor.

Elbette Türk halkının çabalarına STK'ların özverilerine müteşekkiriz. Peki ama Türk halkı bu anlaşmadan memnun mu? Avrupa'nın menfaatçi şekilde kendi sorununu dış kaynaklara devretmesini ve kendi üzerine düşen sorumluluktan kaçmasını ben de çifte standart olarak görüyorum. Ancak bu üye ülkelerin yanlışı, AP'nin değil.

"Adaletsiz ve kanıtsız hapis cezalarına son verin"

Euronews: Brüksel'dekilerin bakış açısını değişitirebilecek Türkiye'nin atacağı en önemli ve acil adımı seçme şansınız olsaydı, bu hangisi olurdu?

Brok: Akademisyenler ve daha niceleri için bu verilen binlerce adaletsiz ve kanıtsız hapis cezalarına bir son verilmesi olurdu. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve azınlık hakları gibi konular en başta geliyor.

Schaake: En acil şey hukukun üstünlüğü. Bu bizim hoşnut olmamızdan ziyade Türkiye'de yaşayan insanların kendi gelecekleri için en önemli şey. Kopenhag kriterleri çiğnendiğinde biz burada kendi çizgimizi çekeriz, bu bizim gücümüz dahilinde ancak Türkiye'de olacaklar Türk halkı ve onların seçtiği yetkililerinin elinde.

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın