Son Dakika

Son Dakika

Yerel seçimlerde sandık ve oy güvenliği nasıl sağlanacak?

31 Mart yerel seçimlerinde Sandık güvenliği nasıl sağlanacak?
31 Mart yerel seçimlerinde Sandık güvenliği nasıl sağlanacak? -
Copyright
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye'de sandık güvenliği konusu her seçimde olduğu gibi 31 Mart yerel seçimleri öncesinde de gündemde. Son yıllarda seçimlerden sonra yaşandığı ileri sürülen aksaklıklar ve şaibe iddiaları Oy ve Ötesi ile Adil Seçim Platformu gibi inisiyatif alan grupların oluşumunu sağladı. Peki bu sivil oluşumlar seçim güvenliğine ilişkin ne tür işlevleri yerine getiriyor?

Oy ve Ötesi Yönetim Kurulu’ndan Mustafa Köksalan 58 il 279 ilçede müşahitlik organizasyonu yapacaklarını, Sevcan Çamlıdağ ise “Ne kadar çok müşahit, o kadar şeffaf bir seçim” diyor.

Adil Seçim Platformu’ndan Tayfun İşbilen'e göre ise sandığı korumak devletin işi..

Türkiye’de Ak Parti iktidarının son yıllarında gerçekleştirilen seçimlerde sandık güvenliği ve seçim usulsüzlükleri en çok konuşulan ve tartışılan konulardan biri haline geldi. 31 Mart yerel seçimlerine günler kala sandık güvenliğinin nasıl sağlanacağı vatandaşın sorduğu sorulardan biri. 24 Haziran seçimlerinde AGİT heyetiyle birlikte seçimleri gözlemleyen Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) bir rapor yayınlamış ve raporda seçimlerdeki 7 usulsüzlükten bahsedilmişti.

Raporda, seçim kanunun cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a uygulanmadığı ve Ak Parti’nin devlet olanaklarını kötüye kullandığı vurgulanırken, medyanın seçimdeki yanlı tutumu da eleştirilmişti.

“Partilerden bağımsız ve tarafsız bir derneğiz”

Oy ve Ötesi'nin 250 bin vatandaşın emeği ile Türkiye’nin 81 iline yayılmış bir organizasyon olduğunu belirten Oy ve Ötesi Yönetim Kurulu'ndan Mustafa Köksalan, seçim döneminde müşahitlik organizasyonu yapan partilerden bağımsız ve tarafsız bir dernek olduklarını ve seçime ilişkin bulguları raporlaştırarak ilgili mecralara ilettiklerini söylüyor. Köksalan, "Amacımız seçim sürecini iyileştirmek.” diyor.

2013 yılında kurulan Oy ve Ötesi'nin 81 ile yayıldığını belirten Sevcan Çamlıdağ ise sandık güvenliğine ilişkin yüz yüze ve internet üzerinden eğitim verdiklerini belirtiyor. 31 Mart seçimlerinin Oy ve Ötesi'nin takip edeceği 8. seçim olacağını belirten Çamlıdağ, seçim mevzuatı ve seçimlerde olması gereken doğru uygulamalar konusunda toplumu bilinçlendirmeyi de amaçladıklarını vurguluyor.

“Amacımız katılımcı demokrasinin yaygınlaşması”

Sadece seçim dönemlerinde faaliyet göstermediklerini belirten Mustafa Köksalan, “Seçimden sonra da varız. Asıl amacımız katılımcı demokrasi anlayışının Türkiye’de yaygınlaşması. Vatandaşın ülkenin gidişatına karar vermesinde katılımda bulunmasını sağlamak istiyoruz. Bunun için de seçim dönemleri dışında farklı projeler de geliştiriyoruz” şeklinde konuşuyor.

“58 il 279 ilçede müşahitlik organizasyonu yapılacak”

Köksalan, her seçim döneminde o seçimin dinamiklerine ilişkin analizler yaptıklarını ve bu doğrultuda strateji geliştirdiklerine dikkat çekiyor: "Bu seçimde yaptığımız rekabet analizinin sonucu olarak 58 il 279 ilçede müşahitlik organizasyonu yapmaya karar verdik. Ama T3 Tutanak Gönder aplikasyonumuz yurt çapında devrede olacak. Dolayısıyla yurt çapında her vatandaştan müşahidimiz olsun olmasın tutanak toplayabiliriz. Ama müşahitlik organizasyonunu 58 ilde yapıyoruz.”

“Seçimlerde önceliklerimiz ilçeler”

Çağlıdağ, 31 Mart yerel seçimlerinde çalışma alanlarını belirlerken önceliklerinin ilçeler olduğuna dikkat çekiyor:

“Daha önce Oy ve Ötesi’nin gönüllü müşahitlerinin bulunup bulunmaması bizim için önemliydi. Bizim için ideal olan seçimlerin birebir tüm Türkiye’de gözlemlenebilmesi. Ancak belirli bölgelerde gönüllüye ulaşmakta zorluk çekmeye başladığımızı fark ettik. Ulaşamadığımız yerlere ulaşmak çok kıymetli bir deneyimdi 24 Haziran’da. Ancak bu bir yerel seçim olduğu için ilçe bazında önceliklendirme yapmanın daha uygun olacağını düşündük. En yüksek oy alan siyasi parti ile ikinci en yüksek oy alan siyasi parti arasındaki farkın çok az olduğu yerleri ve gönüllümüzün çok olduğu yerleri kıstas alarak önceliklendirme yaptık. O yüzden bu ilçeleri belirledik. Bu söz konusu ilçelerde müşahitlik organizasyonu yapıyoruz. Aynı zamanda bunlar için eğitimlerimiz devam ediyor. Kayıtlarımız devam ediyor. Cuma günü gece yarısına kadar kayıt almaya devam edeceğiz.”

T3 Tutanak Gönder uygulaması nedir?

T3 Tutanak Gönder uygulamasının tek işlevinin tutanak göndermek olmadığını ifade eden Çamlıdağ, bu uygulamanın sandık başındaki müşahitlerin ve sandık kurulu üyelerinin, başkanlarının ya da tüm seçmenlerin kullanımına açık olduğunu belirtiyor.

Uygulamanın seçim yasasına ilişkin detaylar da içerdiğini dile getiren Çamlıdağ, "Hem müşahit organizasyonu yapıyoruz hem T3 Tutanak Gönder mobil uygulamamız ile fotoğraf alıp seçmenlerin erişimine bu bilgileri sunuyoruz. Hem de seçim gecesi elimize ulaşan tutanaklar ile açıklanan sonuçların karşılaştırmasını yapan her zaman kullandığımı T3 sistemimiz var. Türkiye, Tutanak, Teyit. O sistemde de açıklanan sonuçlar ile bize ulaşan sonuçları karşılaştırıp, arada herhangi bir uyuşmazlık, tutarsızlık varsa bunu kamuoyuna duyurup itiraz süreleri içerisinde dileyen siyasi partilerin itiraz başvurularını yapması için erişimlerine hazır bulunduruyoruz. 8 seçimdir fark ettiğimiz en önemli şey şu. Aslında seçim günü yolunda gitmediği iddia edilen birtakım usulsüzlüklerin çoğunluğu bilgisizlikten kaynaklanıyor. O yüzden de eğitimlere bu kadar önem veriyoruz.” dedi.

“Ne kadar çok gönüllü, o kadar şeffaf seçim"

24 Haziran seçimlerinde 40 bin gönüllü sayısına ulaştıklarını ifade eden Köksalan, “Ne kadar çok müşahit olursa biz de o kadar çok demokratik ve adil seçimler geçirdiğimizden emin oluruz. Her zaman daha çok gönüllüye ihtiyacımız var” diyor.

Bu seçimde önceki seçimlere nazaran kayıt sayısının daha az olduğunu belirten Çamlıdağ "Bunun artmasını bekliyoruz. Yerel seçim aslında gündelik hayatımıza daha fazla etki eden bir seçim. Yaşadığımız yerdeki muhtarı, belediye başkanını seçmek doğrudan hayatımıza etki eden bir şey. Dolayısıyla ne kadar çok müşahit o kadar şeffaf seçim. Herkesi kayıt olmaya bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çamlıdağ, seçmenleri öncelikli olarak oy vermeye ikinci olarak ise verilen oyların takipçisi olmak için müşahit olmaya çağırıyor ve ekliyor: “Ne kadar çok müşahit, o kadar şeffaf bir seçim. Ne kadar fazla yerde gönüllümüz olursa o kadar gözlemleyebilmiş oluyoruz seçimi.”

“STK ve sendikaların sürece dahil olması daha zayıf kaldı”

Yerel seçimlerdeki sandık ve oy güvenliğine ilişkin konuştuğumuz bir başka isim ise Adil Seçim Platformu’ndan Tayfun İşbilen.

İşbilen, 24 Haziran seçimleri sonrası Adil Seçim Platformu’ndaki kişiler ile değerlendirme toplantıları yapıldığını belirterek, “Yerel seçim sürecinde kamuoyuna açık bir çalışma yürütmek yerine masa başı çalışmalar yürütüldü. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları sandık güvenliği ile ilgili deneyim ve süreçlerini paylaştılar. Bu seçimlerde partiler arası yerellerde belirli bir iş birliği var ancak sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların vs. sürece dahil olması daha zayıf kaldı” idiyor.

“Ayrıştırıcı siyaset bir araya gelmeyi zorlaştırdı”

31 Mart yerel seçimlerine ilişkin ne gibi hazırlıkları olduğu sorusuna İşbilen şu cevabı veriyor: “24 Haziran seçimlerinin merkezi bir seçim olması nedeniyle merkezi koordinasyon, merkezi bir hava daha belirgin olabiliyordu. Ancak yerel seçimlerde kent kent, ilçe ilçe yoğunlaşmalar, farklılaşmalar var ve bu da merkezi bir koordinasyonu zorlaştırıyor ve çoğu durumda da gerekli kılmıyor. Buna rağmen kritik kentlerdeki yerel koordinasyonların sağlanması için merkezleri müdahaleler yapılıyor. Bir de iktidarın yürüttüğü ve muhalefetinde bir türlü aşamadığı ayrıştırıcı siyaset bu dönem bir araya gelmeyi zorlaştırdı.”

İşbilen, sandık ve oy güvenliği konusunda yerelde başkan ve meclis üyeleri adayları kendi gönüllü organizasyonlarını yaptığını ifade ederek, “Özellikle parti örgütlerinin güçlü olmadığı yerlerde bu durum daha belirgin olur” diyor.

“Sandığı korumak devletin işi”

24 Haziran seçimlerini ve yerel seçimleri sandık güvenliği açısından karşılaştıran İşbilen'e göre sandığı korumak devletin işi:

“Aslında seçim ve güvenlik konusunda çok deneyimliyiz artık, maalesef. Gözden kaçan sandığı korumak devletin işi, bu kadar gürültü kopuyor, bir yetkili de çıkıp ya kardeşim merak etmeyin sandıklar güvende demiyor. 31 Mart seçimlerinde 24 Hazirandan da daha hazırlıklı olunacaktır, adayların katkısıyla. Seçim güvenliği sandık güvenliğinden ibaret değil, özellikle seçim harcamaları, kamu kaynaklarının kullanımı, medyanın tek yanlı tavrı dikkate alınmalı”