Son Dakika

Son Dakika

Uzmanlar değerlendirdi: AK Parti hala güçlü, HDP seçim sonuçları üzerinde belirleyici oldu

Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimlerini kazandı
Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimlerini kazandı -
Copyright
AFP
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye seçmeninin aylardır “beka sorunu” argümanlarıyla “Mart’ın sonu bahar” kampanyaları arasında bölündüğü yerel seçim sonuçları nihayet açıklandı.

Türkiye çapında Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) bu zamana değin gerçekleşen seçimlerdeki geleneksel oy bandına uygun olarak oyların yüzde 44’ünü alırken, Milliyetçi Halk Partisi (MHP) ile kurduğu Cumhur İttifakı, oyların yüzde 51’ini kazandı.

Cumhur İttifakı’nın karşısında en güçlü rakip olarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İyi Parti’nin Millet İttifakı, Türkiye’nin en önemli metropollerinde seçmenin ağırlıklı oyunu alarak, yerel yönetimde bir paradigma değişikliğinin startını verdi.

Bir oy bile önemli

Pazartesi sabah saatlerine dek kıran kırana geçen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy sayım süreci, bir oyun bile sonuçlarda büyük fark yaratabileceğini göstermek üzere tarihe not düştü.

Seçimlere, yüzde 84’lük bir katılım gerçekleşti.

Uzmanlar, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı sonuçları açıklanırken Millet İttifakı’nın adayı olan Ekrem İmamoğlu ve ekibinin sağduyulu tutumunun sürecin yönetilmesinde önemli bir faktör olduğunu belirtiyorlar.

İmamoğlu, seçim kampanyası sırasında AK Parti kitlesiyle gerilimi tırmandırıcı bir ilişki içerisine girmezken, Yeni Zelanda’da gerçekleşen terör saldırılarında hayatını kaybedenler için Kuran okuyarak da sağ-muhafazakar-dindar hassasiyetleri olan seçmene hitap edecek adımlar attı.

Öte yandan, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 29 aydır tutuklu bulunan eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın da “azıcık hatırım varsa” diyerek HDP seçmenine oy vermeleri yönünde yaptığı güçlü çağrı ile kararsız seçmeni sandığa götürmesinin de, özellikle Batı’da Millet İttifakı’nın oy oranlarına önemli bir katkı sağladığına işaret ediliyor.

Kadın belediye başkanı sayısı düşük

Türkiye çapında 81 ilden sadece dördünün -Siirt, Van, Aydın ve Gaziantep- belediye başkanının kadın olması ise, kadın temsilinde sınıfta kalındığını gösteriyor.

TOBB Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek’e göre; MHP bu seçimlerde ekonomik gidişattan memnuniyetsiz olan, ancak “ötekileştirdiği” CHP saflarına da kaymak istemeyen AK Parti seçmeninin tepkisel oyunu da “güvenli bir sığınak” olarak kendisine transfer etti.

HDP desteği belirleyici oldu

Dolayısıyla, birçok uzmana göre, Türkiye çapında ekonomik oy verme modelinin ağırlıklı olduğu senaryolar gerçekleşti. İstanbul’da İmamoğlu’nun kazanmasında ise, adayın performansı ve yoğun HDP’li desteğinin altı çiziliyor.

Özpek, İyi Parti’nin CHP ile kurduğu yerel seçim ittifakı sonucunda herhangi bir büyükşehir belediyesi kazanamasa da, kendisini demokratikleşme sürecinin katalizörü olarak ortaya koyduğunu ve ittifakın önünü açtığını belirtiyor.

Ancak, Hacettepe Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Emre Toros’a göre, HDP oylarının Türkiye çapında yarı yarıya inerek yüzde 5’lere gerilemesinden dolayı büyükşehirlerde aday koymayarak verdikleri desteğin sayısal karşılığının henüz çok net olmadığını düşünüyor.

“Bu tür seçimler, Türkiye’nin siyasi tarihinde çok yeni deneyimlediği şeyler. İttifaklarla seçimlere girmenin ifade ettiği davranış kalıbı, ancak yıllar içerisinde bu tür seçimleri çoğalmasıyla anlaşılır,” diyor Toros.

Aday seçimi hatalıydı

Euronews Türkçe’nin ulaştığı uzmanlar, AK Parti’nin Ankara başta olmak üzere aday seçiminde birçok bölgede hata yaptığına da dikkat çekiyor. Öte yandan, Millet İttifakı, sağ kökenli ancak uzlaşma yanlısı adaylar çıkararak farklı kesimlere hitap edebildi.

Özpek, Mansur Yavaş karşısına Mehmet Özhaseki’nin çıkarılmasının stratejik bir hata olduğunu düşünenlerden. Özpek’e göre, yerel projelerden bahseden daha “teknik” bir isim, AK Parti’nin elini güçlendirebilirdi.

Bir önceki Ankara büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek’in “metal yorgunluğu” iddiasıyla görevden alınmasının, kendisine giden MHP oyunun CHP’ye çevrilmesine yol açtığını belirten Toros da aynı fikirde:

“Özhaseki bir proje adamı olabilir, ancak yanlış seçimdi. Gökçek, kendisine göre çok daha kuvvetli bir siyasetçiydi. Kızılay’a çıksa birçok insanın tanımayacağı bir kişiydi.”

Seçim sonuçlarının doğurduğu bu tablodan sonra, uzun süredir AK Parti ve öncüllerinin elindeki belediyeleri yönetmeye talip olan CHP’li belediye başkanlarının yerel yönetim rüştlerini sahada ispat etmeleri gerekecek.

İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde depreme hazırlık, dikey mimari, trafik sorunu, temiz içme suyu öncelikli sorunlar arasında.

Büyükşehir meclislerinde AK Parti halen güçlü

Öte yandan, Toros’un da dikkat çektiği gibi, İstanbul dahil olmak üzere birçok ilçede halen AK Parti güçlü ve karar alma açısından önemli olan büyükşehir meclislerinde onların ağırlığı devam edecek.

“Seçmen büyükşehir belediyelerine sembolik değerleri yüksek olduğu için bir ceza kesti,” diyor Toros.

Ancak, Toros’a göre, AK Parti’nin yaptığı ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından çok açık hukuki düzenlemeler çerçevesinde karara bağlanacak olan itirazlar seçim sonuçlarını çok değiştirecek güçte değil.

İstanbul merkezli Infakto Araştırma Şirketi kurucu ortağı ve Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Erdoğan, büyükşehirlerde Millet İttifakı’nın zaferinin HDP tarafından getirildiğini düşünüyor.

2015 yazında Güneydoğu illerinde başlayan kalkışmayı sertlikle bastırması ve Suriye’de PKK’nın uzantısı olarak kabul edilen PYD’ye karşı tutum alması, uzman Erdoğan’a göre, Kürt seçmeni Erdoğan-karşıtı bloka itti ve sandıkları boykot etmekten vazgeçirdi:

“Erdoğan da bu seçim sonuçlarından HDP oylarının çok önemli olduğunu gördü. Ancak, bir yandan da AKP bir açmazda. HDP seçmenine doğru atılacak her adımın, ittifak ortağı MHP nezdinde karşılığı var ve MHP bu meseleyi Erdoğan’ın Başkanlık gücünü azaltmak ve ittifakı bozmak için bir “şantaj” olarak kullanabilir.”

Güvenlikçi söylem rahatsızlık konusu

Özpek de AK Parti’nin özellikle 15 Temmuz sonrası güvenlikçi bir söylem benimsemesinin, örneğin Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü Afrin operasyonuna destek vermeyerek kendisine katılmayanları da gayri-meşru ilan etmesinin ve muhalefete siyaset yapma alanının daraltmasının seçim sonuçlarına yansıdığını düşünüyor.

“Trump’ın Suriye’den çekilme kararıyla birlikte, bu güvenlikçi söylemin nesnesi, Türkiye içindeki muhaliflere döndü ve doğrudan onları hedef alan bir söylem başladı. Bu da morali bozulmuş muhalifleri konsolide etti,” diyor Özpek ve ekliyor:

“Bu süreç, CHP’nin halkın arasına karışmasını sağladı, sağcı söylemler kullandı. Örneğin Yavaş, 1994 yılında Erdoğan’ın İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerindeki sloganı olan “Tamam inşallah” yazılı afişlerle kampanyayı yürüttü.”

Özpek’e göre, hem ülkede katma değer üreten şehirlerin sakini olup, hem de hükümet söylemlerinde “terörist” veya “gayri meşru” olarak algılanmak, dışlayıcı bir dile konu olmak seçmeni oldukça rahatsız etti; muhalefeti ise birbirine kenetledi.

Ancak, AK Parti’nin büyükşehir belediyeleri konusunda yaşadığı zayıflama, uzmanlara göre Erdoğan’ın eski yol arkadaşları liderliğinde yeni parti kurulacağı yönündeki söylentileri haklı çıkarmaz; zira Türkiye siyasetinde yeni partinin kurulması için henüz çok elverişli bir ortam söz konusu değil.

“Siyaset biliminin kuralı, ülkedeki mesele sayısı artı bir”, diyor Erdoğan ve açıklıyor:

“Ülkede kaç tane kritik fay hattı varsa, ona bir ekleyerek ülkedeki aktif parti sayısı bulunabilir ve bu uluslararası geçerlilikte bir kuraldır. Bu seçimlere iki siyasi ittifak bloku ve HDP girdi; çünkü Türkiye’de bizim iki önemli konumuz var: Türk-Kürt gerilimi ve Erdoğan-karşıtlığı.”

Dr. Erdoğan’a göre seçimlerde İyi Parti’nin rolü, kritik illerde CHP’ye karşı aday çıkarmayarak, oyuna katılmayarak oyları bölmemek yönünde oldu.