Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Video | Türkiye ve Avrupa'da seçim ve kampanya kültürü: Başka bir dünya mümkün mü?

Video | Türkiye ve Avrupa'da seçim ve kampanya kültürü: Başka bir dünya mümkün mü?
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa'nın pek çok ülkesinde seçim süreçleri kadar siyasi kampanya kültürleri de Türkiye'dekilerden farklılıklar gösteriyor. 26 Mayıs'ta Avrupa Parlamentosu seçimleri ile birlikte federal ve bölgesel seçimlere giden Belçika da bu ülkelerden biri.

Çok sayıda Avrupa ülkesinde olduğu gibi Belçika'da da alanda siyasi mitingler yapılmıyor. Yollarda, duvarlarda, köprülerde veya binalarda büyük posterler, dev reklam panoları ya da büyük bütçeli reklamlar bulunmuyor. Sokaklar parti bayrakları ile dolu değil. Televizyon kanallarında her gün seçim konuşulmuyor ya da siyasi liderlerin açıklamaları uzun canlı yayınlarla yer almıyor.

Siyasilerin açıklamalarına ilişkin yapılan haberler birkaç dakikayı geçmezken medyada oldukça geniş yelpazede siyasi temsilcilere yer veriliyor. Özel işletmeler ve dükkanlardan bazıları dileyen tüm partilerden adayların afişlerine vatandaşların görmesi için vitrininde, duvarında yer veriyor.

Elbette Belçika'da da çarpışan ideolojilerin ve çıkarların yarattığı bazı sürtüşmeler, suçlamalar, ithamlar ve ayrışmalar mevcut. Ne var ki, genele bakıldığında ve özellikle de Türkiye'deki seçimler ile karşılaştırıldığında siyasilerin birbirlerine seslerini fazla yükseltmedikleri, arka arkaya çok sert mesajların verilmediği, kutuplaşmaya sebep olabilecek açıklamaların asgari düzeyde olduğu görülüyor.

Üç büyük seçime aynı anda gidildiğini bilmeyen birinin ülkede seçim olduğunu fark etmesi zor. Yasaların belirlediği kampanya yöntemleri ve çizilen sınırlar çerçevesinde yaşanan bu seçim atmosferi hakkında ne düşündüklerini ve siyasilerin mesajlarını seçmene nasıl ilettiğini Belçika'da yaşayan Türkler ve siyasetçilerle konuştuk.

"Burada herşey normal ve olması gerektiği gibi"

Mikrofonumuzu uzattığımız vatandaşlardan biri seçimler noktasında Türkiye ile aradaki farkı şöyle ifade ediyor:

"Burada seçimler sakin geçiyor. Öyle açık hava mitingleri falan düzenlenmez. Türkiye'de daha böyle bir sert şekilde oluyor. Liderler arasında hakaretvari konuşmalar, sert atışmalar görüyoruz.

Biz burada adaylarla pazarlarda karşılaşıyoruz. Kart dağıtırlar, yapmak istediklerini anlatırlar, programları hakkında bilgiler verirler. Yani normal olması gereken şekilde gidiyor ancak Türkiye'de maalesef."

"Erdoğan gibi lider yok ki mitinge gidelim"

Miting yapılmamasının nedenini Türkiye'deki gibi gerçek liderler olmayışına bağlayan bir başka vatandaş ise şunları söyledi:

"Belçikalılar öyle miting falan yapmaz ama kendi aralarında grup toplantısı yaparlar, salon kiralarlar o şekilde yaparlar. Televizyon programlarında daha çok tartışırlar karşılıklı yani.

Miting için başkan Erdoğan geldi mi gidiyoruz çünkü böyle bir lider burada yok, Avrupa'da da yok. Lider oldu mu gidilir yani, sözleri dinlenir. Olmadı mı dolaşıyorsun dönüp gidiyorsun."

"Siyasilere hiçbir yerde güven olmaz"

Bir başka vatandaş ise nerede olursa olsun siyasetçilere güvenilmeyeceğini söylüyor:

"Burada siyasi miting olsa ve şu çıkarları olacak Türk halkının dense ben yine de gitmem. Çünkü Türk halkı olarak burada her yalanı, yani politikacı demek yalan söyleyen kişi demek benim görüşümde. Hiçbir dediklerinin arkasında değiller. Hangisi arkasında durmuş, ne yapmışlar şu Josaphat'a (Türklerin yoğun yaşadığı bir mahalle)?"

"Herkesin afişini asarım"

Vitrinine farklı partilerin afişlerini asan bir dükkan sahibi ile konuşuyoruz. Bir afiş eksik veya bir afiş fazla bunun önemli olmadığını dile getiren dükkan sahibi "Herkese afiş asmaları için müsaade ediyoruz. Sonuçta insanlar onları seçecek kime oy vereceklerini herkesi tanımalılar."

Emir Kır: Bu işler fazla abartmadan yapılıyor

Emir Kır / St-Josse Belediye Başkanı - PS Adayı

Belçika'da en tecrübeli Türk kökenli siyasetçilerden biri olan Saint-Josse Belediye Başkanı ve daha önce de Brüksel hükümeti bakanı Emir Kır da bir kez daha federal seviyede yarışa giren adaylardan. Kır, siyasi kampanyalara ilişkin kültürü şu sözlerle anlatıyor:

"Bir defa yasalar var, bundan önceki 70'li ve 80'li yıllarda insanlar oyları almak için hediyeler dağıtıyor, yemekler sipariş ediyorlardı. Neler yaşanmadı ki..

Bugün istediğiniz gibi reklam yapamazsınız, harcamalarımız kısıtlı çünkü Batı Avrupa'da yol ve yöntemi bu. Fazla abartmadan yapılıyor bu işler. Sonuçta burası oryantal bir doğu ülkesi değil. Türkiye'de, Bulgaristan'da veya Mağrip ülkelerinde elbette biraz daha farklı çünkü daha oryantal bir yaklaşım var."

Daha mütevazi bir siyaset

Siyasilerin neden miting yapmadığını yapsa insanların gidip gitmeyeceğini sorduğumuzda ise Kır, Türkiye'deki tanınmış siyasetçiler ile Belçika'daki siyasetçileri şöyle karşılaştırıyor:

"Tabi ki yetenek ve karizma çok önemli. Sanatçılar gibi tıpkı. Bazı isimler efsane, bazıları çok meşhur. Çok oy alıyorlar haliyle. Bir yere gittikleri zaman kitleler geliyor. Bizim Belçika'da o seviyede siyasetçiler yok. Yaklaşımlar daha mütevazı."

Harcamalarını deklare etmeyen şikayet ediliyor

Kampanyaların finansmanına değinen Kır, her siyasi partinin oyuna göre hazineden ödeme aldığını ancak her açıdan bütçelerin çok kısıtlı olduğunu anlatarak parti adaylarının daha çok kendi ceplerinden kampanya yaptıklarını söylüyor ve ekliyor:

"Burada hepsi denetleniyor zaten. Siz burada tüm harcamalarınızı açıklamak zorundasınız. Tatlı bir rekabet de var bu alanda. Herkes herkesi izliyor; kim ne kadar harcama yaptı, bunu deklare etti mi diye bakıyor. Fotoğraflar videolar çekip şikayet ediyorlar. Tüm bu şikayetler tabi meclise geliyor ve orada bunlar değerlendiriliyor."

Tom Bogman: Harcamalar yasayla sınırlı ve devlet imkanlarını kullanan cezalandırılır

Tom Bogman / SP.A

Bu konuyu Dendermonde Belediye Meclisi Üyesi ve Flaman Parlamentosu adayı Tom Bogman'a soruyoruz. Bogman kampanya finansmanı konusunda ayrılan bütçeyi aşan ya da devletin imkanlarını kullanarak haksız rekabet oluşturan siyasiler hakkında hızlı şekilde soruşturma açılacağını ve koltuklarını kaybedeceklerini söylüyor. Devlet imkanlarının kullanımı, harcamalar ve reklam düzenlemeleri ile ilgili Bogman sözlerine şöyle devam ediyor:

"Belçika'da siyasilerin kampanyaları için harcayabilecekleri bütçe sınırlandırılmıştır. Belli bir harcamanın üzerine çıkamazsınız. Toplum burada bu tip şeyleri tolere etmez. Diğer siyasiler ve sıradan vatandaşlar dava açabilir ve sonuçta bu kişi siyasi konumunu kaybedebilir. Hapis cezası almaz ama mutlaka para cezası öder ve muhtemelen kazanmış olsa dahi meclis üyeliğini kaybeder."

En büyük afiş 4 metrekareyi geçemez

Siyasilerin mesajlarını nasıl aktardıkları noktasında ise Bogman seçimler genel olsa bile 'yerel yaklaşım' sergilediklerini ve kampanyalarını yerel seçim gibi yürüttüklerini belirtiyor. Kapı kapı gezildiğini ve yüz yüze görüşmeler yapıldığını anlatıyor ve ekliyor:

"Televizyon münazaraları bu noktada çok önem kazanıyor çünkü Belçikalılar bu tip şeyleri mutlaka izliyor, gazeteleri okuyor. Geriye tabi el broşürleri, sosyal medya ve Facebook gibi platformlar kalıyor. Flaman siyasetçiler özellikle Facebook'u çok aktif olarak kullanıyor.

Sağa sola asılan posterlerin küçük olmasının yasalar gereği olduğunu belirten Bogman, ülkenin neresinde olursa olsun siyasi bir posterin 4 metrekareden daha büyük olamayacağını kaydediyor.

Kır: Burada devler yok

Sınırlı alanda ve kısıtlı bütçe ile siyasilerin mesajlarını insanlara etkili şekilde nasıl ilettiğini sorduğumuz Kır'ın yanıtı şöyle oldu:

"Medyada partilere sürekli yer veriliyor. Örneğin beni devamlı televizyonlara, radyolara çağırıyorlar. Bütün listelerden herkes çağırılıyor. Açık oturumlar yapılıyor. Yalnız ne yok? Devlerin kapışması yok çünkü devler yok."

"Belçika'da da hoş olmayan durumlar var"

Belçika'da da sertleşmeler olduğuna dikkat çeken Kır özellikle son haftalarda yaşananlardan örnek veriyor:

"Son bir hafta içinde partiler arası bayağı sertleşmeler oldu, iftiralar atıldı. Örneğin bir parti diğerinin programında olmayan bir şeyi varmış gibi gösterdi. Sosyal ağlarda bu iddiayı yaydı. Sonra bunun yalan olduğu ortaya çıktı ama özür olmadı. Yani kısaca burada da kirli ve hoş olmayan siyaset oluyor."

"azen Türkiye'deki seçimleri kıskanıyorum"

Siyasetçi Kır Türkiye'deki seçimlere ve kampanyalara baktığı zaman bazen o atmosferi ve heyecanı kıskandığını belirtiyor. Sokaklara asılan bayrakların, farklı görüşlerin yarattığı sesler ve canlılığın hoşuna gittiğini dile getiriyor. Belçika'daki durumu gülerek şu sözlerle özetliyor:

"Buraya zaman zaman Türkiye'den gelen heyetlerimiz oluyor ve diyorlar ki 'Burada seçim mi var?'"

Zeynep Balcı: Sosyal medyadan ötürü bir negatifleşme var

Bir başka Türk kökenli aday Zeynep Balcı da Brüksel Bölge Parlamentosu için yarışıyor. Belçika doğumlu olan Balcı ilk kez girdiği siyaset yarışında kendi yöntemlerini ve izlenimlerini şöyle aktarıyor:

Zeynep Balcı / One Brussels SP.A

"Ben kendim özellikle sosyal medyayı çok kullanıyorum ve görüyorum ki Belçika'da da sosyal medyadan ötürü bir negatifleşme var. Tartışma programlarında evet sahnede ve sahneden indikten sonra her şey çok güzel. Herkes birbirini dinleyerek, konuşarak, anlaşarak tartışıyor ve dostça sohbetlerle ayrılıyor ama sosyal medyada trollenebiliyorsunuz.

Paylaştığınız bir fikri size karşı silah olarak kullanabiliyorlar. Partilerin trol orduları var ve bir anda size yüzlerce kötü yorum gelebiliyor. Bu, insanı olumsuz şekilde etkileyebiliyor elbette ama bu da artık günümüz siyasetinin bir formu. Kampanya yapmanın yeni bir formu haline geldiğini düşünüyorum."