Euronews is no longer accessible on Internet Explorer. This browser is not updated by Microsoft and does not support the last technical evolutions. We encourage you to use another browser, such as Edge, Safari, Google Chrome or Mozilla Firefox.

Son Dakika

Son Dakika

Avrupa Komisyonu başkanı nasıl seçilecek ve kim olduğu neden önemli?

Avrupa Komisyonu başkanı nasıl seçilecek ve kim olduğu neden önemli?
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Birliği'nin (AB) ana sütunlarını oluşturan kurumlardan en önemlisi olarak düşünülen, birliğin motoru işlevini gören ve adeta AB hükümeti gibi hareket eden Avrupa Komisyonu için yeni bir başkan seçilecek.

Avrupa Komisyonu başkanı protokol olarak 'devlet başkanı' statüsünde olacak ve 28 üye ülkeden 28 komiser seçerek kendi kabinesini oluşturup birliğin en önemli temsilcisi haline gelecek.

Avrupa Komisyonu başkanı ve komiserler nasıl seçiliyor?

Lizbon Antlaşması'nın 17. maddesine göre Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri öncesi tüm gruplar kendi adaylarını ilan ediyor ve bu adaylar da seçim kampanyaları sürecinde kendi Komisyon Başkanlığı kampanyalarını yürütüyor.

2014 yılında gerçekleşen bir konvansiyonda öne sürülen 'Spitzenkandidat' yani 'en çok sandalyeyi alan grubun adayı başkan olur' şeklinde kabul gören bu sistem ile ilk olarak Jean-Claude Juncker başkanlık koltuğuna oturmuş oldu.

O dönem AP grupları Avrupa Konseyi'nin bu adaylar dışında göstereceği isimlerin otomatikman veto edileceğini duyurmuşlardı. Fakat son seçimler sonrası AP'nin siyasi yapısının daha karmaşık hale gelmesi ve merkez partilerin ciddi kayıplar yaşamasıyla bu sistemin de pek uzun vadeli olamayacağı anlaşıldı.

Avrupa Konseyi'nin yeniden artan etkisi

Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında devlet liderlerinden oluşan Avrupa Konseyi seçim sonuçlarını dikkate alarak 'Nitelikli Oy Çoğunluğu' (üye sayısının yüzde 55'i, AB nüfusunun yüzde 65'i) yöntemi ile AP'deki gruplar tarafından gösterilmiş adaylar arasından veya kendi öne sürdükleri bir ismi müstakbel başkan olarak belirleyebiliyor. AP de belirlenen bu ismi ya onaylayacak ye da veto edecek.

Başkan AP'de onay alırsa yeni başkanın seçeceği komiserler listesindeki isimlerin tamamı yine AP'de dinlenecek ve parlamenterler onlara her konuda sorular yöneltecek. Parlamentoda ve medyada halka açık soru seansları ile terletildikten sonra AP, 28 kişilik listeyi toplu olarak ya kabul edecek ya da ret edecek. Bu noktada komiserleri ayrı ayrı elemek mümkün değil.

Son olarak kabul edilen başkan ve komiserler listesi bir kez daha nitelikli oy çoğunluğu ile Konsey'den geçerek göreve başlayacak.

Yazılı olmayan gereklilikler

AP'deki tüm oturumlar halka açık şekilde yapılırken Konsey'deki tüm görüşmeler kapalı kapılar ardında olacak. Bu önemli koltuk için büyük ülkelerin farklı baskıları mevcut. Örneğin Fransa komisyon başkanı olacak kişinin mutlaka Fransızca da konuşabilmesini ister. Bir diğer beklenti bu kişinin uzun zamandır birlik üyesi olan, euro kullanan ve Şengen içinde bulunan AB entegrasyonunu sindirmiş bir ülkeden gelmesidir.

Neden önemli?

Almanya'da Şansölye Angela Merkel'in liderliği ile uzun süre boyunca belli bir istikrarı korumayı başaran birlik, bu devrin kapanışına tanıklık etmek üzere. Fransa'da Merkel'in açtığı yoldan yürümek isteyen Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un başı da ulusal çapta protestolar ile dertte. İngiltere üye olarak kalacak mı yoksa ayrılacak mı hala netleşmiş değil.

AB kendi içinde kuzey-güney, doğu-batı ve liberal-otoriter olarak ayrışmış durumda. Merkez sağ ve merkez solun güç kaybetmesi ile siyaset daha önce hiç olmadığı kadar uç yanlara kaydı. Dolayısıyla tüm fraksiyonların saygı duyabileceği ve güvenebileceği az sayıda pozisyon var.

Küresel devlerle AB adına konuşacak kişi

ABD veya Çin, Avrupa ile bir meseleyi görüşmek istediğinde bunu kiminle yapacakları sorusu da son derece önemli, ancak bu sorunun cevabı da artık hiç olmadığı kadar muallak. Son Avrupa seçimleri bu durumları netleştirmek yerine daha da içinden çıkılması zor bir hale getirdi. Daha önce merkez sağ ve solun bir konu üzerinde zorda olsa uzlaşması halinde işleyen sistem artık liberallerin ve yeşillerin de onayına muhtaç.

Tüm bu vaziyet temsil gücü yüksek pozisyonlarda kimin olduğunu son derece hayati hale getiriyor. Aynı nedenle Avrupa Komisyonu Başkanı, Avrupa Konseyi Başkanı, Avrupa Merkez Bankası Başkanı ve AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi gibi bir elin parmakları kadar olan bu pozisyonlar için verilen kavgalar da büyüyor.

Meritokrasi ihtiyacı artıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın transatlantik ilişkiyi sorgulatacak düzeyde adımlar attığı, ticaret ve siber savaşların başladığı, sınır güvenliği meselesinin öne çıktığı, euro bölgesi üzerinde kara bulutların dolaştığı bir dünyada Avrupa Komisyonu'nun başına geçecek kişinin sadece doğru politik gereklilikleri değil aynı zamanda teknik yeterlilikleri de karşılaması gerekecek. Bu nedenle meritokrasinin AB'de egemen olması gerektiğini düşünenlerin sayısı hayli fazla.

Komisyon başkanlığı için kimlerin ismi geçiyor?

Şu ana kadar altı isim resmi olarak bu role aday olduğunu duyurdu. Bunlar AP'de hala en büyük grup olan Hrisiyan Demokratlar'ın Alman lideri Manfred Weber, Komisyon Başkan Yardımcısı Hollandalı sosyalist siyasetçi Frans Timmermans, 2004'tan bu yana Avrupa Parlamentosu'nda parlamenterlik yapan Muhafazakar Reformist Gruba üye Çek siyasetçi Jan Zahradil, Danimarkalı Rekabet Komiseri Margrethe Vestager, AP'de Yeşiller Grubu lideri Ska Keller ve İspanyol kökenli Belçikalı siyasetçi ve sendikacı AP'de Avrupa Solu grubunun lideri Nicanor Cue.

Manfred Weber

En öne çıkan isim AP'de hala en büyük grup olan Hrisiyan Demokratlar'ın Alman lideri Manfred Weber, ancak Weber'in idarecilik anlamında bir tecrübesi bulunmuyor. Merkel tarafından desteklenen ve siyasi açıdan pek çok kutuyu dolduran Weber teknik yeterlilkleri düşük kalan bir isim. Ayrıca Macron Weber'in bu pozisyona getirilmesine karşı çıkıyor ve daha güçlü bir isim olmasını talep ediyor. Weber'in Macaristan'ın otoriter Orban hükümeti ile kurduğu yakınlık da onun dezavantajına işliyor.

Weber'in koltuğu alamaması halinde Almanya'ya Avrupa Merkez Bankası koltuğunun verilmesi düşünülüyor. Bunun için Jens Weidmann'ın ismi geçiyor ve Weidmann güçlü enflasyon karşıtı görüşleri ile bilinen bir bankacı. Pek çok kişi Wiedmann yerine eski Finlandiyalı Komiser Olli Rehn'in daha ılımlı bir isim olabileceği görüşünde.

İlk kadın komisyon başkanı mı olacak?

Şimdilik Weber'in en büyük rakibi başta liberallerin tam desteğini alan ve Google, Facebook gibi devlere korkusuzca kestiği milyarlarca dolarlık vergi cezaları ile ün yapan meritokrasinin baş tacı ettiği Danimarkalı Rekabet Komiseri Margrethe Vestager. Vestager bir kadın olması açısından da avantajlı konumda bulunuyor çünkü AB içerisinde cinsiyet dengesinin korunması için de çaba sarfedildiği biliniyor.

Margrethe Vestager

Timmermans da iddialı isimlerinden biri ancak Zahradil, Keller ve Cue'ye bu yarışta pek şans verilmiyor. Bunların dışında Portekiz Başbakanı Antonio Costa, İrlanda Başbakanı Leo Varadkar ve hatta Angela Merkel'in ismi dahi bu pozisyon için kulislerde konuşuluyor.

Eskisinden daha kritik önemde

Elbette gerçek anlamda meritokratik bir AB mümkün olamıyor çünkü kapalı kapılar adında yapılan pazarlıklar pek çok kişisel hesap ve ulusal egolar içeriyor. Yine de Brexit, yükselen aşırı sağ ve popülizm ile temelleri sallanan birliğin büyük üyeleri bu pozisyonların artık eskisinden çok daha fazla öneme sahip olduğunun ve buraya oturacak isimlerin kıtanın geleceğini şekillendireceğinin farkında.