Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Libya'dan kaçış: Akdeniz'de ölmek mi ülkede yaşamak mı?

Libya'dan kaçış: Akdeniz'de ölmek mi ülkede yaşamak mı?
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Libya'da 4 Nisan'da başlayan çatışmalar ülkenin başkenti Trablus'u savaş alanına çevirdi. Giderek tırmanan şiddet ortamı içerisinde kaosa sürüklenen Libya'da gözaltı merkezlerinde tutulan yasa dışı göçmenler ve mülteciler ise savaşın ortasında sıkışıp kaldı. Bir ay içinde en az 400 kişinin öldürüldüğü, 50 bin kişinin ise evini terk etmek zorunda kaldığı Libya, herkesin kaçmaya çalıştığı bir yer haline geldi.

General Halife Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu, ülkenin başkenti Trablus'a karşı 4 Nisan'da saldırı başlattı. Libya'nın Birleşmiş Milletler destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayez al-Serraj'a sadık kuvvetler ise "darbe girişimi" olarak adlandırdıkları saldırıları bastırma yemini etti.

Libya'nın mültecileri: Savaş bölgesindeyiz, yardıma ihtiyacımız var

Savaşın ve şiddetin vurduğu "eli kolu bağlı" göçmenler ve mülteciler ise bir umutla geldikleri Libya'da gözaltı kamplarında tutuluyor.

1951 Mülteci Sözleşmesi'nin imzacısı olmayan Libya'ya yasa dışı yollarla giren ya da Akdeniz'i geçmeye çalışırken yakalananlar, hamile kadınlar ve çocuklar da dahil, gözaltı merkezlerine alındı.

Ülkedeki 28 merkezde 6 bin kadar göçmen ve mülteci ülkelerine geri gönderilmek ya da sınır dışı edilmek üzere bekliyor. İnsani yardım kuruluşlarına göre, bu merkezlerde zorla çalıştırma, işkence ve cinsel istismar gibi insan hakları ihlalleri yapılıyor.

Bunun yanında Trablus'u ele geçirmek isteyen Halife Hafter'e bağlı milisler, bu gözaltı merkezlerinden birine saldırdı ve en az 7 kişinin ölümüne ve onlarcasının yaralanmasına sebep oldu.

Eritre'den Libya'ya uzun bir yolculuğun ardından gelen ve gözaltı merkezine alınan sığınmacı Imutan, "Burada bir savaş var, biz savaş bölgesindeyiz bu yüzden yardıma ihtiyacımız var." diyerek Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dışında kalan yardım kuruluşlarına da çağrıda bulunuyor.

Trablus ve çevresinde bulunan en az 4 gözaltı merkezi var ve buradaki insanlar 4 Nisan'dan beri tırmanmakta olan savaşa maruz kalıyor.

Kumandan İsa: Hafter'i Arap ülkeleri de destekledi ama en büyük iblis Macron

Çatışmalar başkentin eteklerinde gerilimi artırdı. Ölümden, yıkımdan başka bir getirisi olmayan güç savaşının birden fazla oyuncusu var. Ayrıca bir "milis" problemi de olan Libya'da çok sayıda grup güç ve toprak için savaşıyor.

Kumandan Muhammed Halil İsa ve Mısrata'dan tugayı Libya'daki en etkili kuvvetlerden biri. Kumandan İssa'ya göre Libya'daki karışıklıkta Batılı devletlerin sorumluluğu çok büyük.

İsa, "Fransızları değil Fransa devletini Macron'u kastediyorum. Kendisi Hafter'i destekleyenlerden biri. Burada ölen herhangi bir insandan Macron sorumlu. 3 Arap ülkesi de Hafter'i destekliyor ancak Macron iblislerin en büyüğü. O Hafter'i siyasi olarak destekleyenlerden biri, askeri destek bile verdi." diyerek Fransa'nın Hafter'in güçlenmesinde rolü olduğunu vurguluyor.

Libya'da "umut" var mı?

Eski bir direnişçi olan Wadah Alkish, şu an bir gözaltı merkezinde gönüllü olarak çalışıyor. Libya'daki kaos ortamından dolayı bütün umudunu kaybetmiş Wadah. Durum ona göre o kadar kötü ki, Libya'nın bir zamanlar demir yumrukla yönetildiği zamanları hatırlatıyor: "Muhammer Kaddafi güzellemesi yapmıyorum. Kaddafi bir diktatördü ve 40 yıldır ülkenin iyiliği için hiçbir şey yapmadı. Fakat tek adam kontrolü bütün bunlardan daha iyidir."

Libya'da umudunu kaybeden sadece Libyalılar değil, mülteciler ve göçmenler de büyük bir umutsuzluk içinde.

Öyle ki Eritre'den sığınmacı Daniel Michael, tam üç defa Akdeniz'i geçmeye çalışmış ancak başaramamış. Bitap düşmesine rağmen "Yeniden deneyebilirim çünkü Libya'da yaşam çok zor. Eğer Akdeniz'de boğularak ölmek ya da Libya'da yaşamak gibi iki seçeneğim olsaydı, denizde ölmeyi tercih ederdim. Gerçekten" diyor.