Euronews is no longer accessible on Internet Explorer. This browser is not updated by Microsoft and does not support the last technical evolutions. We encourage you to use another browser, such as Edge, Safari, Google Chrome or Mozilla Firefox.

Son Dakika

Son Dakika

Darbeler, çatışmalar, gizli anlaşmalar: ABD-İran ilişkilerinin son 50 yılı

ABD -  İran bayrakları
ABD - İran bayrakları -
Copyright
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

On yıllardır diplomatik ilişkiye sahip olmayan ve her fırsatta birbirini terörist olarak tanımlayan Amerika Birleşik Devletleri ile İran yönetimlerinin Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gemi saldırılarının ardından nasıl bir adım atacağı merak konusu. Hürmüz Boğazı'nda 13 Haziran'da meydana gelen petrol gemisi yangınları ve ABD'nin olaydan İran'ı sorumlu tutması, Washington - Tahran hattında var olan mevcut gerilimin daha da tırmanmasına neden oldu.

İki ülkenin yarım asrı aşkın bir süredir fikir ayrılığı yaşaması, karşılıklı tehditler savurması ve zaman zaman savaşın eşiğine gelmesine neden olan meselelerin başında 'İran'ın teröre destek verdiği iddiası, 444 gün süren rehine krizi, 1953 darbesi ile demokratik yollardan seçilen Muhammed Musaddık hükümetinin devrilmesi, İran'ın nükleer programı, Irak - İran savaşında Saddam'a destek verilmesi, İsrail'in varlığı ya da haritadan silinmesi, ABD'nin ekonomik yaptırımları ve enerji yolu güvenliği' gibi konular geliyor.

İşte gergin bir seyir izleyen iki ülke ilişkilerinde iz bırakan olaylar silsilesinden bazıları;

1953: Musaddık hükümetinin CIA destekli darbe ile devrilmesi

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), İngiliz istihbaratı ile koordineli olarak İran Başbakanı Muhammed Musaddık'ı devirdi. Demokratik seçimlerin ardından iktidara gelen Musaddık'ın darbeci subaylar tarafından devrilmesinin ardından otoriter yönetimiyle bilinen ABD yanlısı Şah Rıza Pehlevi göreve getirildi.

ABD'de 2000 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, yaptığı bir konuşmada, ülkesinin demokratik olarak seçilmiş Başbakan Musaddık'ın darbeyle devrilmesindeki rolünden dolayı özür diledi. Ancak İran rejimi söz konusu özür konuşmasını kınamakla yetindi.

1957: ABD - İran nükleer anlaşması imzaladı

Şah Rıza Pehlevi yönetimindeki İran, Washington'la 5 Mart 1957'de "Barış için Atom" politikası kapsamında sivil amaçlı atom enerjisi kullanımına ilişkin nükleer anlaşma imzaladı.

1979: İran nükleer anlaşmayı iptal etti

Pehlevi döneminin son başbakanı Şahpur Bahtiyar, 29 Ocak 1979'da yaptığı açıklama ile ABD ile yapılan 6.2 milyar dolar değerindeki 2 nükleer santralın anlaşmasını iptal ettiğini duyurdu. Bahtiyar'ın görevi bu açıklamadan 13 gün sonra sona erdi. Eski başbakan daha sonra Paris'te kaldığı evde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.

1979 - 1981: Rehine Krizi

İran İslam Devrimi'nden kısa süre sonra, 4 Kasım 1979'da ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni basan rejim destekli İranlı öğrenciler, 52 diplomatı rehin aldı. Başkan Ronald Reagan ile İran arasında görüşmeler yapıldı. ABD, baskıyı arttırmak için İran'dan petrol ithalatını askıya aldı ve İran'a ait milyarlarca dolar donduruldu. Modern tarihin en uzun süreli diplomatik rehine krizi olarak kayıtlara geçen hadisede Amerikalı diplomatlar, Cezayir Anlaşması kapsamında 444 gün sonra, 20 Ocak 1981'de serbest bırakıldı. Washington, diplomatların serbest bırakılması karşılığında İran siyasetine müdahale etmeme sözü verdi.

1985 - 1986 İran-Kontra Skandalı

ABD, Lübnan merkezli, İran yanlısı Şii Hizbullah örgütü gerillaları tarafından kaçırılan Amerikalı rehineleri kurtarmak için İran'la karmaşık bir anlaşma çerçevesinde gizli görüşmeler gerçekleştirdi. Anlaşma, İsrail üzerinden Amerikan yapımı tanksavar füzeleri, F-14 savaş uçağı yedek parçaları ve diğer silahların teslimatına karşılık İran'ın Hizbullah üzerindeki nüfuzunu kullanarak ABD'li rehineleri serbest bıraktırmasını içeriyordu. Ayrıca ABD'nin talebiyle İran'ın Nikaragua'daki anti-Komünist (Kontra) gerillalara para göndermesi istendi. Washington - Tahran hattındaki 3 yönlü gizli anlaşma ortaya çıktı. Başkan Ronald Reagan zor durumda kaldı. Reagan önce reddettiği anlaşmayı daha sonra televizyonda kabul etmek zorunda kaldı. İran, Amerika kamuoyunda ABD'yi masaya oturtmak için Hizbullah'ı kullanarak adam kaçırmakla suçlandı.

1980 - 1988 İran Irak Savaşı

İran - Irak Savaşı, 22 Eylül 1980'de Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak'ın, komşusu İran'ın Abadan ve Hürremşehr kentlerine saldırmasıyla patlak verdi. Sekiz yıl süren, galibi olmayan ve en az 1 milyon insanın hayatını kaybettiği savaş boyunca ABD, İran'a karşı Irak'ın yanında yer aldı. İsrail ise İran'ı destekledi. Savaşta Suriye ve Libya hariç tüm Arap ülkeleri Irak'ın yanında yer aldı.

ABD'nin desteğini arkasına alan Saddam, Sovyetler Birliği'ne yakınlaşan Humeyni'nin "Dünya mazlumları istibdat ve diktatörlüğe karşı ayaklanmalıdır" sloganının tehlike arz ettiğini ve İran'ın devrimini Irak'a da ihraç etme niyetinde olduğu tezini savundu. İran'ın bu amaçla Lübnan’da Hizbullah, Filistin'de de İslami Cihad gibi örgütlerin kurulmasına öncülük ettiğini dile getirdi.

1988: Basra Körfezi gerginliği

Amerikan savaş gemileri, Basra Körfezi'nde İran'a ait bir fırkateyni batırdı. Ayrıca ABD, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki iki İran petrol platformunu bombaladı.

Misillemede bulunan İran, ABD'ye ait USS Samuel B. Roberts fırkateynine mayın saldırısı ile karşılık verdi.

Birkaç ay sonra ABD Donanması, 290 kişinin bulunduğu bir İran yolcu uçağını 'yanlışlıkla' düşürdü. ABD hükümeti, uçağın savaş jeti olarak yanlış anlaşıldığını bildirdi ancak özür dilemeyi reddetti.

2003: Irak'ın işgali

George Bush yönetimindeki ABD, kimyasal silahlara sahip olduğu iddiasıyla Irak'a savaş açtı. Tahran yönetimi, ezeli düşmanı Saddam'ın görevden uzaklaştırılması için sessiz kalarak ABD'ye dolaylı destek verdi. Ancak nüfusunun yüzde 60'ı Şii olan ülkede, Tahran ile Washington arasında savaşın başından bu yana nüfuz çatışması yaşanıyor.

2011: Suriye iç savaşı

Arap Baharı olarak adlandırılan kitlesel halk hareketlerinin Suriye'de başlaması ve kısa süre içerisinde silahlı çatışmaya dönüşmesi ile birlikte İran, bölgede aktif rol aldı. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın en güçlü destekçisi konumundaki İran, müttefiki Rusya gibi doğrudan müdahale etmese de gerek Hizbullah gibi silahlı Şii milis grupları örgütleyerek gerekse lojistik destek sağlayarak savaşın seyrini değiştirdi.

Bu süre zarfında İsrail, İran'la bağlantılı hedeflere sık sık hava saldırıları düzenledi. ABD de İran'ın bu ülkedeki varlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

2015: Yemen iç savaşı

Yönetim karşıtı toplumsal halk hareketlerinin isyana, ardından iç savaşa dönüştüğü bir başka ülke olan Yemen'de de İran ile ABD karşıt cephelerde yer alıyor. Washington, Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu'nu desteklerken İran, başkent Sana dahil önemli büyük kentlerin kontrolünü elinde tutan Şii Husilerin yanında yer alıyor. On binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin mülteci durumuna düştüğü savaşta taraflardan herhangi birisi ilerleme sağlanamıyor.

2018: Trump, nükleer anlaşmadan çekildi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Mayıs 2018'de, eski Başkan Barack Obama döneminde 2015'te İran'la imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıkladı. Trump daha sonra İran'a yönelik enerji sektörünü de içine alan ağır yaptırımları yeniden hayata geçirdi.

2019: İran Devrim Muhafızları ordusu terör listesine alındı

Başkan Trump, nisan ayında İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu terör örgütü olarak tanıdığını duyurdu. Washington böylece ilk kez bir ülkenin askeri gücünü terör örgütü olarak nitelemiş oldu.

Bu kararın hemen ardından İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nı (CENTCOM) terör örgütleri listesine aldı. Milli Güvenlik Konseyinden yapılan açıklamada, ABD hükümeti "terörizmin destekçisi" olarak nitelendirildi, ABD Merkez Kuvvetlerinin (CENTCOM) ve onunla bağlantılı güçlerin terör örgütleri listesine alındığı belirtildi.

'İran rejiminin varoluş felsefesi, ABD karşıtlığı üzerine'

Orta Doğu uzmanları, İran'daki mevcut yönetimin varoluş felsefesini ABD karşıtlığı üzerine bina ettiğini belirterek, Washington'la yaşanan her gerilimin molla rejiminin işine yaradığını dile getiriyor. Yine uzmanlar, ABD'nin de İran'la yaşanan gerilimin ardından petrol zengini Körfez ülkelerine silah satma fırsatı yakaladığını belirtiyor.

Rusya ile paralel bir siyaset izleyen İran yönetimi, Yemen'den Suriye'ye, Körfez'den Filistin, Lübnan Irak ve Afganistan'a kadar birçok noktada ABD karşıtı vekalet savaşı veriyor.