Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Kulis: AK Parti ile CHP, yönetim şeklinin revizyonu için heyetler düzeyinde görüşüyor

Kulis: AK Parti ile CHP, yönetim şeklinin revizyonu için heyetler düzeyinde görüşüyor
Telif hakkı
AFP / Adem Köse
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Euronews Türkçe’nin ulaştığı Ankara’daki kulis bilgilerine göre, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi halihazırda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde revizyona gidilmesi konusunda heyetler düzeyinde görüşmeler yürütüyor.

Bu doğrultudaki eleştirilerin son birkaç aydır hükümetin üst düzey isimleri tarafından dillendirilmesi, sistem revizyonuna yönelik gereksinimin geniş kesimler tarafından da kabullenildiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyordu.

"Zamanlaması manidar"

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi eski raportörü ve anayasa hukuku uzmanı Osman Can, söz konusu değişim için anayasa değişikliğinin gerektiğine ve AK Parti – MHP koalisyonunun sayısının buna yetmeyeceğine dikkat çekiyor.

Zira, Anayasa'nın 175'inci maddesine göre, "Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az 3'te 1'i tarafından yazıyla teklif edilebilir". Eski sistemde bu sayı 184 üye iken, yeni sistemde Anayasa değişiklik teklifi verilebilmesi için 200 milletvekilinin imzası gerekiyor.

“Diğer partiler ise zaten 2017 yılında getirilen sisteme ontolojik olarak karşı,” diyen Can, revizyon tartışmasının zamanlamasına dikkat çekiyor:

“Bu tartışma, yerel seçim yenilgisinden sonra ortaya çıktı. Bu da revizyonun oy kaygısına hizmet edeceği, AK Parti- MHP içinde hoşnut olmayanların memnuniyetiyle ilgili olabileceği kuşkusunu uyandırıyor. Nitekim Saray ile meclis arasında koordinatör söylemi ile kanun taslaklarının hazırlanmasında vekillere danışma önerileri AK Parti milletvekillerinin rahatsızlıklarını karşılamaya yönelik bir adım olabilir ancak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok kilit büyükşehir belediyesinin kaybedilmesinin ardından milletvekilleriyle toplantı yaparak, şikayet ve önerileri dinlemişti. Basına sızan bilgilere göre ise, bazı bölgeleri milletvekilleri, milletvekillerinin artık bir ağırlığının kalmadığından, seçim bölgelerindeki talepleri iletmek için ise Bakanlara ulaşamadıklarından yakınarak yeni sisteme dair eleştirilerini dillendirmişti.

Bununla birlikte, her ne kadar Başkanlık sistemine geçilince yürütmenin yasama faaliyetlerine katılmayacağı ve milletvekillerin yasa teklifinde bulunacağı söylenmiş olmasına karşın, gelinen noktada yürütmenin parçası olan bürokratların taslakları hazırladığını, parti liderliğinin uygun gördüğü bir milletvekili imzalayıp meclis başkanlığına sunduğunu belirtiyor Can.

Osman Can

"Yargı Strateji Belgesi bürokratların eseri oldu"

Zira, basına en son olarak yansıyan ve Ekim ayında Meclis gündemine gelmesi beklenen Yargı Strateji Belgesi de Adalet Bakanlığı bürokratları tarafından hazırlanmış ve bu durum CHP milletvekillerinin itirazlarına sebep olmuştu.

“Şikayetler ve buna revizyon söyleminde verilen cevap, milletvekillerinin bu süreçte bilgilendirilmesiyle sınırlı olunca, komedi bence trajediye dönüşüyor,” diyor Can. “Bakan yardımcılarının etkinleştirilmesi önerisi de buna benzer. İktidar grubunun içinde bulunduğu meşruiyet krizi karşısında anlık ve panik halinde çabalar gibi görünüyor.”

Osman Can’a göre, “demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları yönünden derin hasar bırakan bir anayasa değişikliğini, şeffaf olmayan, hatta milletvekillerinden bile gizli bir şekilde tasarlayan iradenin, geri adım atmasını beklemek de çok gerçekçi değil.”

Nitekim, Can’a göre, kulis bilgilerinin içinde “meclise müracaat yerine daha fazla kararname çıkarma” başlığı bunun bir göstergesi sayılabilir.

Cumhurbaşkanlığı seçilme prosedürü de gündemde

Diğer kulis bilgilerinin arasında ise, cumhurbaşkanının ilk turda seçilmesini sağlamak üzere yüzde 50+1 oy oranı şartının kaldırılması ve seçimlerin iki tur yerine tek turda sonuçlandırılması konusunda görüşmelerin yürütüldüğü de yer alıyor.

Ancak, Can, Türkiye’nin anayasa ihtiyacı revizyon söyleminden bağımsız olduğunu düşünüyor ve bu anayasanın tüm toplumsal bileşenlerin içinde bulunduğu bir müzakere ortamında, toplumsal talepler temelinde, kamuya açık, şeffaf bir şekilde hazırlanması, yine özgür bir müzakere ortamında kabul edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Can’a göre, böyle bir anayasayı yapacak meclisin de özgür bir seçim sürecinde oluşması, %10 barajı nedeniyle ağır meşruiyet sorunlarından kurtulmuş olması gerekiyor.

Prof. İbrahim KaboğluE.C

"Mevcut sistem sürdürülemez oldu"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Meclis Anayasa Komisyonu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu da, euronews Türkçe’ye verdiği demeçte, 2017 yılında gerçekleşen Anayasa değişikliği ile getirilen kişi yönetiminin sürdürülemezliğinin, 27. yasama meclisinin bir yıllık uygulaması ile teyit edildiğini ifade ediyor.

“Anayasa değişikliğinin bir yıllık uygulamasında tanık olunan aksaklıklar ve sorunlar nedeniyle sürdürülebilirliğinin sorgulanmaya başlanmış olmasını” olumlu bir gelişme olarak gören Prof. Kaboğlu’na göre; yasama faaliyetlerinde sınıfsal çıkarlar için mesai harcanırken, bütçe görüşmeleri “Saray gölgesini pekiştirdi”.

“Kuralı koyan ve kuralı uygulayan organ ayrımı ortadan kalktı. Bir yıllık uygulamada Saray güdümü hep görünür oldu. Toplam sayılarının yaklaşık 1/10’nun hazır bulunduğu Genel Kurul’da AK Parti vekilleri, toplumsal yararlar yerine Saray ve mukimini savunmak için yarıştı; fikirle değil sözle, ama daha çok el kaldırarak,” diyor Kaboğlu.

"Muhalefet de yeterince başarılı olamadı"

Kaboğlu’na göre muhalefet bu süreçte kendisinden beklenen başarıyı gösteremedi; fikri ve eylemsel dayanışmasını TBMM’de hazır bulunarak sergileyemedi:

“Saray, sadece TBMM’yi güdümü altına almadı; aynı zamanda adeta bir “paralel yasama” gibi kural koydu. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, genel olarak yasal düzenleme alanına taştığı için Anayasa’ya aykırı.”

Kaboğlu, demokratik sistem ve rejime dönüş için yol haritasının; doğru bilgi, yol temizliği ve anayasa hedefi ile çizilmesi gerektiği görüşünde.

“Bunun itici güçleri ise, tarihsel (1919 ruhu), toplumsal (yüzyıllık fikri, hukuki ve kurumsal kazanımlar) ve uluslararası (demokrasi mücadelesinde esinleyici işlev bilinci) şeklinde özetlenebilir,” diyor Kaboğlu.

Prof. Kaboğlu, adil yargılanma hakkı yasa önerisi örneğinde olduğu gibi temel yasal düzenlemelerde siyasal uzlaşma sağlayabilmek gerektiği fikrinde. CHP’nin önümüzdeki dönemde Kaboğlu eşgüdümünde hazırlanan ve siyasi partiler, STK'lar ve sendikalara danışılarak şekillendirilen bir adil yargılanma önerisini kamuoyuna açıklaması bekleniyor.

“Anayasal denge ve denetim düzeneği bağlamında hesap verebilir bir hükümetin var olduğu “insan haklarına dayanan demokratik hukuk devleti” için siyasal partilerin, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve sivil toplum örgütlerinin güç birliği yapma gereği bulunuyor,” diyor Kaboğlu.

Kulis bilgilerine göre, birinci yılına giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki revizyon konusunda, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Vekili Fuat Oktay’dan bir çalışma hazırlaması istediği ve çalışmanın Ağustos ayı sonuna kadar tamamlanacağı öngörülüyordu.

Konu hakkında, euronews Türkçe’nin ulaştığı TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi ve Sözcüsü avukat Emine Zeybek, sistem revizyonlarına dair iddialar konusundaki sorularımızı yanıtsız bıraktı.