Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’ndan MHP’li Taşlıçay kadına yönelik şiddeti değerlendiriyor

Nevin Taşlıçay
Nevin Taşlıçay
Metin boyutu Aa Aa

25 Kasım günü her yıl Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak anılıyor. Türkiye’de ise yeni Özgecan Aslan, Münevver Karabulut cinayetleri yaşanmaması için daha etkin ve hedefe yönelik yasal ve uygulama çalışmaları yapılması konusunda ilgili tüm taraflardan ortak çağrı yapılıyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre Türkiye’de sadece ekim ayında 36 kadın öldürüldü. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 2019’da öldürülen kadın sayısının 299 olduğunu, cinayetlerin yüzde 72,8’inin evde işlendiğini ve faillerin yüzde 95’inin eş, partner ya da akraba olduğunu belirtti.

10 yıldır çalışmalarını sürdüren TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun (KEFEK) farklı partilerden temsilcileri; kadına yönelik şiddet konusunu, yasal ve uygulama beklentilerini, parti önceliklerini ve yargı paketlerinde kadının durumunu euronews Türkçe’ye anlattı. Dosyamızda CHP ve İYİ Parti’nin ardından, şimdi de KEFEK’in MHP’li temsilcisi Nevin Taşlıçay’ın görüşlerine yer veriyoruz.

Nevin Taşlıçay, şiddeti “bulaşıcı bir davranış biçimi” olarak görerek, kadına yönelik şiddeti gündeme taşımak yerine, bu sorunun temellerine odaklanmayı önemsediklerini kaydediyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Taşlıçay, “Çünkü bilimsel çalışmalar da gösteriyor ki şiddet gündemde kaldığı sürece toplumlarda yaygınlaşma yönünde bir seyir izliyor. Tam da bu sebeple, toplumda ve ailede kadını güçlendirmek için uğraş vermenin, kadına şiddetle mücadelede çok daha verimli bir yol olacağı düşüncesindeyiz” diyor.

Bir diğer deyişle, MHP, Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğine, şiddeti yok etmek için kadınların güçlenmesine dikkat çekiyor.

MHP geçtiğimiz sene Eylül ayında Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin de katılımıyla 3 gün süren “Kadınlar Güçlensin Türkiye Büyüsün” kadın kolları istişare toplantısını düzenlemişti.

“Parlamentonun, şiddete karşı sözü tesis etmek için var olduğuna inanıyor ve kadına şiddetle mücadelede meclisin rolünü değerli buluyoruz” diyor Taşlıçay.

"Mevcut yasalar yeterli, uygulama sorunlu"

KEFEK’in farklı siyasi parti mensuplarının euronews Türkçe'ye verdikleri demeçlerde ortak şekilde dillendirdikleri nokta ise; Türkiye’de mevcut yasaların yeterli olduğu, ancak uygulamadaki sorunların kadına yönelik şiddet ve cinayete zemin hazırladığı yönünde.

Taşlıçay da 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un, Türkiye’de kadınlar için önemli bir adım olduğunu, ancak pratikte uygulama sorunlarının yaşandığını, önleyici hizmetlerin artırılması ve koruma tedbirlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini kaydediyor.

Taşlıçay’a göre; koruma tedbirinde erkeği evden uzaklaştırmak tek başına çözüm değil, rehabilitasyon için gereken adımlar atılmalı. Ayrıca, şiddet hikayesi olan her birey takip altına alınmalı ve rehabilitasyonu sağlanmalı.

“Hepsinden önemlisi ise şiddetle topyekûn mücadele; aileden, okula, sosyal medyadan dizilere, hayatın her yerinden şiddeti çıkaracak çalışmaları milletçe yapmalıyız. Meselenin çözümünü yalnızca siyasi erke bırakmak yeterli olmayacağı gibi sağlıklı bir bakış açısı da değil,” diye ekliyor Taşlıçay.

Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda toplumsal düzeyde güçlü bir farkındalık olduğunu düşünen Taşlıçay, bir paradoksa da dikkat çekiyor:

“Bilimsel araştırmalara göre, şiddetin görünür olması şiddeti tetikleyen en önemli etken ama toplumsal duyarlılığın artması ve caydırıcı olması için şiddet olaylarından haberdar olunması da gerekiyor. Burada önemli olan husus şiddet olaylarında görsel paylaşımına (özellikle mağdurun görsellerinin paylaşılmasına) ve bu olayların tekraren gündemde tutularak sosyal hayatın gündelik rutini haline getirilmesine ve dolayısıyla sıradanlaşmasına izin vermemek.”

Diziler kötü örnek oluyor

Bu açıdan şiddet kavramının bulaşıcılığına ve şiddetin görerek öğrenilen ve yayılan bir davranış olduğuna vurgu yapan Taşlıçay’a göre, toplumun en çok takip ettiği dizilerde her bölümde onlarca insanın ölmesini normalleştirmek, şiddeti de normalleştiriyor ve hayatın her noktasına bulaşmasına yol açıyor:

“Çocuk oyunlarını, dijital dünyayı öldürme üzerine kurgulamaya devam ederseniz sadece kadın özelinde değil; sokakta, sağlık hizmetleri alanlarında, okulda ve aklınıza gelen her yerde şiddet başınıza bela olmaya devam eder. Akran zorbalığının önüne geçmezseniz, gücü elde eden herkes şiddetin kaynağı olur. Şiddet öğrenilen bir şeydir, topyekûn mücadele başlatmazsak ve bu örüntüyü detaylıca analiz etmezsek, şiddetin her türlüsü ile mücadele lafta kalır.”

"Toplumun en çok takip ettiği dizilerde her bölümde onlarca insanın ölmesini normalleştirmek, şiddeti de normalleştiriyor."
Nevin Taşlıçay

İkinci yargı paketinde cezaya ilişkin bir düzenlemenin öngörülmediğini geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Abdülhamit Gül açıklamıştı. Ancak ileriki paketlerde yargı reformu çerçevesinde cezai gelişmeler gündeme gelebilir. Kamuoyunun genel endişesi ise, cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet suçlularına af getirilmesi olasılığı. Zira buna göre 7 bin kişinin tahliye edilebileceği konuşuluyor.

Yeni yargı paketlerinde kadın haklarının yeri konusunda ise, MHP’yi temsilen Taşlıçay, “kadınların kazanımlarının ellerinden alınacağı hiçbir girişimde yer almayacaklarını” kaydediyor.

“Şiddetin bireysel ve toplumsal hayat sınırlarının dışına çıkarılması, azami ölçüde ortadan kaldırılması genelinde, kadına şiddetin önlenmesi özelinde yapılacak her çalışmanın yanında yer alacağımızı kesin bir dile söyleyebilirim,” diye ekliyor Taşlıçay.

Değerler eğitimi şart

Dolayısıyla, Taşlıçay, kadına yönelik şiddette, manevi-moral değerlerin eğitiminin de gereğine dikkat çekiyor; zira Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre cinayet nedenleri arasında psikososyal ve cinsel motifler ön sırada yer alıyor.

Sosyolog Emile Durkheim’ın “Kültürel değerler yetersizse kanunlar zaten uygulanamaz” cümlesini anımsatan Taşlıçay, “kültürel değerlerden yoksun bir şekilde salt yasal düzenlemelerle sorunların üstesinden gelmeye çalışmak, arzu edilen olumlu sonuçlara ulaşmamıza engel olur” diyor.

Dolayısıyla, MHP, yasal çerçevenin yanı sıra, değerler eğitimi kapsamında kültürel ve manevi değerlerin de kadına yönelik şiddetle mücadele çözümlerinde değerlendirilmesini öneriyor.

MHP Kahramanmaraş milletvekili Sefer Aycan'ın bu sene mart ayında nafaka konusunda hazırladığı teklif oldukça tartışma yaratmıştı. Üç ay evli kalan birinin ömür boyu nafaka vermesinin yaratacağı sorunlara ve "sokakta kadın cinayetlerini" tetiklediğine dikkat çeken Aycan, yasa teklifini savunurken kadın cinayetlerinin yarısının eski eşler tarafından yapıldığını belirtmişti. Nafakayı 5 yılla sınırlamak isteyen MHP, ömürlük ödemeleri gerekirse devletin yapmasını öneriyor.

Bu konuda Nafaka Hakkı Platformu siyasi partiler düzeyinde temaslarda bulunuyorlar ve yoksulluk nafakasının sınırlandırılmasının milyonlarca ev kadınını mağdur edebileceğini ileri sürüyorlar. Ayrıca aylık nafakalarını tahsil edemeyen kadınlar, eski eşlerinden şiddet görme korkusuyla çoğu zaman nafaka talep etmiyor.