Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Hoca Davutoğlu, nasıl Erdoğan'ın karşısına çıktı? Davutoğlu'nun siyasi profili

Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin programını açıkladı.
Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin programını açıkladı.   -   ©  Reuters
Metin boyutu Aa Aa

“Davutoğlu’nun uysal bir başbakan olması bekleniyor.” Bu, Ahmet Davutoğlu 2014 yazında başbakanlık koltuğuna oturduğunda Amerikan haber ajansı AP’nin Türkiye’nin yeni başbakanını anlatmak için kullandığı başlıktı. Uluslararası bir çok analizde Davutoğlu’nun itaatkar bir portre çizeceği yazıldı. Türkiye’de de pek çok kişi Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gücü ve karizmasından dolayı geri planda kalacağını düşündü.

Oysa tüm bu analizler Davutoğlu’nu anlatmaktan çok uzaktı. Nitekim Ahmet Davutoğlu Temmuz 2019’da verdiği bir mülakatta "Ben kendimi bilirim benden her şey olur da düşük profilli olmaz." diyerek nasıl bir kişilik olduğunu tarif etti. Bugün parti kurarak Erdoğan’a meydan okuması da onun düşük profilli olamayacağının en büyük kanıtı.

Ankara’da bir diplomasi muhabiri olarak Ahmet Davutoğlu’nu, dışişleri bakanlığının ilk gününden son gününe kadar yakından takip ettim, onlarca yurtiçi ve yurtdışı ziyaretinde onu izledim. Davutoğlu’nu anlatacak en önemli özelliklerinden birisi baskın kişiliğidir. AK Parti’den koparak bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına çıkmasının ana sebebi de bu hükümran özelliğidir. Davutoğlu'nun aynı mülakattaki şu sözleri bunu açıkça gösteriyor: “Başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma, kendi il başkanını bile atayama. Bunu benden sayın cumhurbaşkanı ve MKYK'ye imza atanlar istedi. Benden 'düşük profilli başbakan' gibi bir şey isteniyordu.” AK Parti’nin başına geçtiğinde partiyi yeniden tasarlamaya kalkışması onun siyasette “uysallık” bir yana ne kadar aktif olmak istediğinin işaretiydi.

Bu baskın ve güçlü karakterin özelliklerinden birisi de risk almayı sevmesidir. Özgüveni yüksek olmasaydı bugün devleti tüm unsurlarıyla çok yakından kontrol eden AK Parti iktidarının karşısına çıkamazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaklaşık 15 yıl çok yakından çalışan birisi olarak Davutoğlu şüphesiz kendini nelerin beklediğini iyi hesap etmiş olmalı. Kendine ve kariyerine fazlasıyla güven duymasa bu yola çıkamazdı.

Azledilmiş olmayı kabullenememek

Davutoğlu’nun bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında çıkmasının bir sebebi de içinde bulunduğu ruh haliyle ilgili olmalı. Davutoğlu, neredeyse iki kişiden birinin oyunu alarak başbakan seçildikten sonra Erdoğan tarafından azledilmişti. Gururu oldukça yüksek bir kişi olan Davutoğlu’nun bu olayı kabullenememiş olduğu görülüyor. Davutoğlu görevden alınmasıyla hesaplaşmak ve kırılan gururunu onarmak istiyor olmalı.

Kaybedeceğini değil başarılı olursa ne kazanacağını düşünür

Türkiye’nin İran ile Batı dünyası arasındaki nükleer müzakerelere arabuluculuk yaptığı günlerdi. Atina ziyaretinde “Peki, ya Türkiye başarısız olursa? Bunu düşünmüyor musunuz?” diye sorduğumda şu cevabı vermişti: “Ben maliyet hesabına bakarım. İran ile Batı dünyasının ilişkileri zaten malum. Başarısız olursak birşey değişmeyecek. Ama ya başarılı olursak? Denemekle ne kaybedeceğiz?”

Davutoğlu risk almaktan çekinmez, denemekten korkmaz. Zaten bugün bir parti kurarak ortaya çıkmasının sebebi de bu. Kaybedecek birşeyi olmadığını düşünüyor olmalı. Asıl odaklandığı nokta ise “Ya başarılı olursam?”ın çekiciliğidir.

Yanılmayacağına inanır, doğrularına başkalarının inanmasını bekler

Söylemde bunun tersi bir profil çizse de perde arkasında gördüğüm kadarıyla Ahmet Davutoğlu’nun en önemli özelliklerinden birisi hep doğru yaptığını düşünmesidir. Davutoğlu yanılmayacağına inanır. Fas’ta gerçekleşen Suriye’nin Dostları toplantısındaki sohbetimizde “Benim ne zaman yanıldığımı gördün?” demişti.

Davutoğlu’nun diğer önemli bir özelliği de doğrularına başkalarının inanmasını beklemektir. Onu eleştiren gazeteciler onu anlayamamaktadır. O bir meseleyi anlattıktan sonra muhataplarının ikna olmasını ve kendisini desteklemesini bekler. Eğer o konuda hala eleştiri geliyorsa gazeteciler onu bir türlü anlayamamıştır.

Kelime bulutu: Servet Yanatma, Fotoğraf: AA
Ahmet Davutoğlu'nun Gelecek Partisi programında öne çıkan kelimelerKelime bulutu: Servet Yanatma, Fotoğraf: AA

Her zaman her yerde “hocalık” yapar

Yakın ekibi Davutoğlu’na “hocam” diye hitap eder, Ankara’da hep “Ahmet Hoca” diye anılır. Davutoğlu bu hitaptan keyif alır. Ancak partililerle ve basınla sohbetlerinde çoğu zaman yaptığı “hocalığı”, uluslararası toplantılara kadar taşıdığı ve bunun rahatsızlık yarattığı anlaşılıyor. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a “Madam, dışişleri bakanlığınız süresince yaptığınız ve ileride hiç özlemeyeceğiniz ne var?” diye sorulduğunda Clinton gülerek şu cevabı verdiği anlatılır: “Türk Dışişleri Bakanı Mr. Davutoğlu’nun o katlanılmaz tarih derslerini hiç özlemeyeceğim”

Seçim döneminde koruma aracının benzinini devlete ödetmedi

Erdoğan-Davutoğlu ihtilafının en büyük sebeplerinden birisi yönetimdeki şeffaflık anlayışı. Davutoğlu’nun Siyasi Etik Yasası'na Erdoğan’ın “Atayacak il ve ilçe başkanı bulamayız” diyerek karşı çıktığı söylenir. Davutoğlu, geçmişinin didik didik edileceğini bilerek bu yola çıktığına göre “akçeli işlerde” kendisine fazlasıyla güveniyor olmalı.

Dışişleri Bakanlığı Konutu’nda ailesinin kaldığı bölümün elektrik ve su parasını kendi cebinden ödediğini söylemişti Davutoğlu. Ben de seçim döneminde onu Konya’da uzun süre izlediğimde koruma araçlarının yakıt parasını devlete ödetmediğini görmüştüm. Gerekçe ise devlet işi değil seçim için parti çalışmasında olmasıydı.

Davutoğlu AK Parti’deyken durum farklı mıydı?

Davutoğlu son dönemde AK Parti iktidarını oldukça sert şekilde eleştiriyor. Bunların başında “akçeli işler” geliyor. Son olarak Şehir Üniversitesi ile ilgili açıklamasında “Kamu kaynaklarının hangi amaçlarla nasıl kullanıldığını, ekonomik servet oluşturma bakımından kimlerin nasıl statü değiştirdiklerini milletimiz çok iyi bilmektedir” diyerek göndermede bulundu. Hoca’nın cevap vermesi ve milleti ikna etmesi gereken soru ise, tüm bu eleştirdiği noktaların Davutoğlu başbakanlıktan ayrılmaya zorlandığından sonra başlayıp başlamadığı. Davutoğlu, AK Parti’de üst düzey görevlerdeyken bugün eleştirdiği unsurlar ortada yok muydu?

“Sokak sokak bildiği” Suriye bagajından kurtulabilecek mi?

Davutoğlu denilince muhtemelen Türkiye’de akla gelen ilk konu Suriye. Davutoğlu, Suriye politikasının bir devlet kararı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dahil olduğu toplantılarda belirlendiğini vurguluyor. Ancak “sokak sokak bildiğini” sandığı Suriye’den Türkiye kaçan sığınmacıların faturasından Davutoğlu’nun kurtulması zor görüyor, Suriye bagajı onu peşinden hep takip edecek.