Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Belediyelerin bağış kampanyasına engel: Yasalar ne diyor, hukukçular nasıl değerlendiriyor?

Belediyelerin bağış kampanyasına engel: Yasalar ne diyor, hukukçular nasıl değerlendiriyor?
©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Ankara’da Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın "6 milyon Tek Yürek", İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da "Birlikte Başaracağız" bağış kampanyalarının, yerel yönetim ile merkezi hükümet arasında gerilim doğurmasının ardından belediyelerin Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle ihtiyaç sahipleri için yardım toplaması İçişleri Bakanı’nın sürpriz bir genelgesiyle Salı akşamı engellendi.

Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere CHP'li 11 büyükşehir belediye başkanı, Çarşamba günü yaptıkları ortak açıklamada, "İçişleri Bakanlığı'nın kampanyayı 'yardım' kapsamına sokarak engellemesi hiçbir fayda sağlamayacak. Yardım bekleyen vatandaşlarımızın mağduriyetini artıracak" ifadelerine yer verdi.

Açıklamada ayrıca, “Çanakkale'de düşmanına bile su verecek kadar merhamet sahibi milletimiz, kendi kardeşine elbette yetişecekti ve biz de elbette buna aracılık etmeyi emir sayacaktık. Ancak tamamen iyi niyetli ve samimi bu çağrımız karşılık bulmaya başlamışken, bu kampanyamız 'Belediyeler bağış alabilir mi, alamaz mı?' tartışmasının sonucu olarak durduruldu” dendi.

Peki, genelge ile belediyelerin bağış kabul yetkisi kaldırılabilir mi?

Yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi taahhütlerine ters

Avukat Erdal Doğan, “Belediyelere bağış yapma, yardım toplama ve sosyal faaliyetlerde bulunma konusunda herhangi bir kısıtlama yoktur. Yerel yönetimlerin aksine sorumluluğu vardır. Ayrıca, AK Parti hükümetinin daha önceki programında yerel yönetimlerle ilgili AB uyum yasalarına uyum amacıyla yerel yönetimlerin mevcut yasalardaki bulunan ve merkezi hükümetin vesayeti altında durumu yaratan hükümleri kaldırarak yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi yönünde taahhütleri vardı” diyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Doğan, bu uygulamanın belediyeleri daha yoğun vesayet altına almanın bir adımı gibi algılanabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

“İçişleri Bakanlığı böyle bir yardım kampanyasına ancak toplanan paranın amacı dışında veya kötü bir amaçla kullanıldıysa soruşturma açabilir ve bu süreci idari ve adli kontrole alabilir. Ama burada kamu yararına açılmış bir kampanya var” diye ekliyor.

CHP milletvekili ve anayasa hukuku profesörü İbrahim Kaboğlu, İçişleri Bakanlığı'nın valilere gönderdiği yazının, mahalli idareleri düzenleyen Anayasa’nın 127.maddesi ve kanunsuz emir olarak 137.maddenin hükümlerine aykırı olduğundan derhal geri alınması veya iptal edilmesi çağrısında bulundu.

Anayasa ve Belediye Kanunu hükümleri

Anayasa’nın 127.maddesi, “Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir” diyor.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15/i maddesine göre, bağış kabul etmek belediyelerin yetki ve imtiyazları arasında olup, 59/g maddesi uyarınca bağışlar belediyenin gelirleri arasında yer alıyor. Öte yandan, aynı kanunun 38/1-L maddesine göre, belediye başkanı şartsız bağış kabul edebilir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 18.maddesinin (g) bendi de karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak yetkisini belediye başkanına veriyor.

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş, İçişleri Bakanlığı’nın yardım toplamayı engelleyen genelgesinin iptali için Danıştay’a, hesaplara bloke koyduran Valilik kararının iptali için idare mahkemesine dava açtı.

Yardım Toplama Kanunu'na belediyeler tabi değil

2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu hükümleri uyarınca ise; “Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler izin alarak yardım toplama faaliyeti yürütebilirler.”

Ancak bu hüküm kapsamına belediyeler girmiyor.

“Biz bize yeteriz” isimli bağış kampanyasını yürüten hükümet ise, belediyelerin bu yardım kampanyalarını “devlet içinde devlet” olmak gibi yorumluyor. Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları ile Çarşamba günü video konferans üzerinden gerçekleştirdiği toplantıda, “İzinsiz kampanya kimse açamaz, yasalar müsaade etmiyor. Sadece devletin açıkladığı birimler tarafından yürütülür” şeklinde konuştu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ise, İçişleri Bakanlığı’nın genelgesinin ardından, belediye bünyesinde çalışanların maaş aldığı Vakıfbank ile çalışmama kararı aldı.

"Olağandışı bir dönem"

euronews Türkçe’ye konuşan idare Hukuku hocası Prof. Dr. Metin Günday, kararı en başından beri sert bir şekilde eleştiren hukukçuların başında geliyor ve “Olağandışı bir dönem yaşıyoruz. Bu, kanuna, anayasaya, yerel yönetimlere tanınan özerkliğe aykırı, hukuk-dışı bir genelge” diyor.

Günday, 2005 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği “Güney Asya Depremi Yardım Kampanyası”nı anımsatarak, belediyenin o dönemde bölgedeki tsunami felaketi karşısında başlattığı bağış kampanyasını anımsatıyor.

“Bu bağışlar, belediyelerin belde sınırları içinde yurttaşlarına acil yardım için kullanılacaktı ve bu zaten belediyenin görevlerindendir” diyor Günday.

Konya ve Gaziantep büyükşehir belediyeleri de “Biz Bize Yeteriz Türkiye” kampanyasından önce kentsel ölçekte sosyal yardımlaşma kampanyaları başlatmış, daha sonra bu kampanyalarını milli dayanışma kampanyasıyla birleştirme kararı almış, yerel kampanyalarını sonlandırmıştı.

Ancak, Günday bu durumu da şu şekilde eleştiriyor:

“Örneğin siz Ankara büyükşehir belediyesinin kampanyasına para bağışlamışsınız. Ne için? Ankara belediye sınırları içinde kullanılsın diye. Kime yatırmışsınız? Bağış kampanyasını yürüten belediyeye. Bu paraya el konması veya başka bir kampanyaya aktarılması, her şeyden önce bağış yapanın iradesine aykırı olur” diyor Günday.

Ankara'da öncelikle simitçiler desteklendi

31 Mayıs itibariyle, Ankara büyükşehir belediyesinin bağış kampanyasından sağlanacak gelirlerden faydalanmak üzere 95 binin üzerinde kişi başvuruda bulunmuş ve sayı her dakika artmaktaydı. Bu kapsamda, 150'si engelli çalışan 775 simitçi esnafa ilk etapta 500'er lira maddi yardım ve gıda desteği başlatılmıştı.

euronews Türkçe’ye konuşan AK Parti eski MKYK üyesi ve emekli Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can ise, “Koronavirüs nedeniyle yardım ve bağış kampanyası sosyal devlet ilkesiyle ilişkili bir husus. Bu bir bütün olarak, yani merkez ve yerel yönetimlerden oluşan bir bütün olarak devletin görevi. Bunun nasıl yerine getirileceği anayasa ve yasalarda belirlenmiş durumda” diyor ve şu şekilde açıklıyor:

“Anayasanın 127. maddesi “mahalli müşterek nitelikteki hizmetleri” merkezin müdahalesi olmaksızın karar organları seçimle işbaşına gelen ve özerkliği bulunan belediyelerin göreceğini öngörmektedir. Dolayısıyla belediye sınırları içinde yaşayan insanların müşterek ihtiyaçlarını gidermek için ne merkezi idarenin iznine, ne de talimatına ihtiyaç duyarlar. Eğer merkezi hükümet bu konuda bir hukuka aykırılık görürse, yargıya müracaat etmek zorundadır. Açık istisnalar haricinde fiili olarak engelleyemez.”

Anayasa hukuku profesörü Can, ayrıca, büyükşehir belediyelerine de uygulanan Belediye Kanunu’nun 14. maddesine göre mahallin, yani belediye sınırlarında yaşayan insanların ihtiyaçlarından olmak kaydıyla, sosyal hizmet ve yardım yapmanın belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında sayıldığını, yetkilerini düzenleyen 15. maddenin ise görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmek için belediyelere “borç alma, bağış toplama” yetkisi verdiğini anımsatıyor ve belediyelerin bu konuda yetki sahibi olduğunu belirtiyor.

“Kamu kurumlarına görev ve sorumluluklar yasalarla verilir ve bu kapsamda “yetki”ler de yine yasalarda düzenlenir. Yani görevlerinin gereğini yerine getirmek için merkezi otoritenin iznine ihtiyaç duymazlar” diyen Can’a göre, belediyeleri böylesi bir izne tabi kılmak, yerel yönetimlerin özerkliğini ortadan kaldırmak anlamına gelir ki, bu da Anayasa’nın 127. maddesi karşısında mümkün değildir.

“Bu açıklamalar ışığında Belediyelerin açtığı davanın belediyeler lehine sonuçlanması hukukun gereğidir. Kuşkusuz bu hatalı yaklaşım bir an evvel sonlandırılmadığında sosyal belediyeciliğin ötesinde yerel yönetimlerin özerkliği durur, anlamını yitirir” diye ekliyor Can.

Can, ayrıca bu müdahalenin Türkiye’nin parçası olduğu Avrupa Konseyi düzenlemelerine de aykırı olduğunu düşünüyor; keza Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 4. maddesine göre, yerel yönetimler kendi alanlarında genel yetkili olup, tam takdir hakkına sahipler ve bu sorumluluklarını yerine getirmeleri için merkezi hükümetin kendilerine kaynak yaratması gerekiyor.

Süreci zorlaştırarak fiilen bitirme amaçlı

euronews Türkçe’ye konuşan Batman Barosu’ndan avukat Erkan Şenses, “Bakanlığa göre tek tek birey ve kurumların Belediyeye yapacakları müracaat sonrası bağışlarla ilgili belediye meclisinin kararı veya belediye başkanının onayıyla bağış alınabilir. İçişleri Bakanlığı’nın pandemi dönemi ve seyahat kısıtlaması olan bir zamanda yurttaşların oturdukları ilden kalkıp başka bir ile bağış yapmak amacıyla giderek Belediye’ye müracaat etmesi gerektiğini ve bu dönemde toplanamadığı bilinen Belediye Meclislerinin de bu bağışlarla ilgili ayrı ayrı karar alması gerektiğini iddia etmesi, belediyelerin bağış toplamasını fiilen ortadan kaldırma amaçlıdır” diyor.

Şenses de asıl önemli olanın, bağış toplayan belediyelerin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olup olmadığı ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayıp sağlamadığı yönündeki denetim olduğunu düşünüyor.

“Öyle bir durum olduğuna ilişkin ciddi şüpheler oluştuğunda İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu’nu harekete geçirerek her zaman araştırma ve soruşturma başlatabilir ve suç olduğunu düşündüğünde de savcılıkları harekete geçirebilir” diyor Şenses.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın 2016 yılında kaymakamlarla yaptığı bir toplantıda; "Türkiye'nin, 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için idari reformlarını zihniyet reformuyla desteklemesi gerekiyor. Sizden ricam bu. Mevzuat şöyledir, böyledir, yeri geldiği zaman koyun mevzuatı bir kenara, kendi zihinsel inkılabınızı devreye sokun. 'Ben bunu bu şekilde yaparım' deyin ve yapın. İşte bu, idareyi kullanmaktır. Kim için kullanıyorsunuz bunu. Vatandaş için. Hiç çekinmeyin kullanın" dediğini anımsatan Şenses, vatandaşa yardım dağıtmak amacıyla bağış toplayan belediyelerin durumu ile bu ifadeler arasında büyük bir çelişki olduğunu düşünüyor ve ekliyor:

“Böylesi olağanüstü dönemlerde siyasi ayrılıklar bir kenara bırakılmalıdır.”