Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Koronavirüsle mücadelede mülteci hekimler: 'Bu bizim vefa borcumuz'

Koronavirüsle mücadelede mülteci hekimler: 'Bu bizim vefa borcumuz'
©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Koronavirüs salgınına karşı mücadelede sağlık çalışanları arasında mülteciler de ön saflarda savaşıyor.

Dünya Bankası'nın verilerine göre 1000 kişi başına düşen doktor sayısının 1,7 civarında olduğu Türkiye'de önemli bir açığı kapatmak için mülteci sağlık çalışanları da “pandemiyle mücadele gemisi”nde yerlerini aldılar.

Türk Tabipleri Birliği verilerine göre Türkiye’de şu anda görev yapmakta olan 3 bine yakın Suriyeli doktor bulunuyor. Buna ek olarak, Irak ve Afganistan başta olmak üzere 1000’e yakın da diğer ülkelerden gelen doktorlar söz konusu.

Bu zor koşullar altında başka bir ülkeye gitmeyi “vefasızlık” olarak görerek Hipokrat yeminlerinin izinden gidiyorlar ve tüm gün salgın riski altında çalışıyorlar.

İstanbul ve Kayseri'de mülteci hekimler

İstanbul’da acil hekimi Dr. Zahra Mozaffari ve Kayseri’de Dr. Zakira Hekmat da onlardan ikisi. Akıcı düzeyde Türkçe konuşuyorlar.

Dr. Mozaffari, Afganistan’ın Bamyan şehrinden 2006 senesinde Türkiye’ye geldi. Bu süreçte ilk olarak üniversite hayatını Türkiye'de Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde geçiren Mozaffari, altı yıldır İstanbul’da özel bir hastanenin acil servisinde görev yapıyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Dr. Mozaffari, “Bu dönemde halktan aldığım tepki eskiye nazaran çok daha iyi. Herkes zorlu bir süreçten geçiyor, bizim için ise koşullar daha da zor. Bu durumu halk fark ediyor ve dile getirip kolaylık dilemeleri çok güzel” diyor.

Dr. Mozaffari

Hastaları ve çalışma arkadaşları arasında lakabı “vefalı doktor” olan Dr. Mozaffari, çalışma hayatında ayrımcılığa uğramadığını belirtiyor. Koronavirüs salgını sırasında hastanede hep duygusal olaylara tanıklık ettiğini aktaran Afgan doktor, hastalarının tamamen iyileşip hastaneden ayrılma anlarını, iyileşen hasta yakınlarının kendisine sarf ettiği duygusal sözleri ve minnettar bakışları hep anımsayacağını ifade ediyor ve ekliyor:

“Tabi bu işin iyi tarafı. Diğer taraftan “korona” kelimesini duyup kabullenmeyen ve hastasını çıkarmak isteyenler de oluyor.”

Mozaffari, “Türkiye'de çalıştığım ve hizmet verdiğim için çok mutluyum ve bunu bir borç olarak biliyorum çünkü zamanında Türkiye devleti benim okumam ve doktor olmam için destek oldu. Şimdi ise sıra bende, iyi ki burada görev yapıp hizmet veriyorum, Türkiye’yi çok seviyorum” diyor.

'Doktor olarak borcumu ödemek istiyorum'

Kayseri’de iki yıldır sorumlu aile hekimliği yapan ve günde altmışa yakın hasta bakan Dr. Hekmat ise aynı zamanda 2014 yılında Afgan Mültecileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin (ARSA- Afghan Refugees Solidarity Association) de kurucusu.

“Zor koşullar altında okumaya başladım, Türkiye Cumhuriyeti okulumu bitirmem için destek verdi, bu güzel ülkede okuduğum için çok gururluyum, şimdi doktor olarak borcumu ödemek için her türlü emre hazırım” diyor Dr. Hekmat.

Dr. Hekmat

Türkiye’yi “ikinci memleketi” olarak gören Dr. Hekmat, Afganistan’ın Gazni şehrinde doğmuş, 2008 yılında Türkiye’ye öğrenci olarak giriş yapmış. Türkçe eğitimi aldıktan sonra Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanarak Kayseri’ye gelmiş.

euronews Türkçe’ye konuşan Dr. Hekmat, “Altıncı sınıftayken Taliban ülkede hâkimiyet sağladı ve ilk icraatlarından biri de kızların eğitimini sonlandırmak oldu. Ancak, öğretmen olan babamın desteğiyle iki yıl gizli okullarda eğitime devam ettim” diyor.

Taliban'a karşı kadın ve kız çocuklarının eğitimine katkı

Taliban’ın ardından Afganistan’da bulunduğu sırada kadınların eğitimi için okuma yazma kursları ve çocukların okullaşması için birtakım faaliyetlerde bulunan, kadın ve çocukların koruması için çalışan sivil toplum kuruluşlarda da gönüllü olarak çalışan Dr. Hekmat, 2007 yılında Afganistan’daki genç liderlik programı ödülüne layık görüldü.

“Korona salgını sayesinde sağlımızın ne kadar önemli bir varlık olduğunu yeniden fark ettik. Türkiye’de ve dünyada korona virüsle neredeyse göğüs göğse mücadele eden sağlık çalışanlara halkın tepkileri genel anlamda değişti. Tanıdıklarım ve komşularım görünce veya konuşunca “kendine dikkat edin bizim sağlığımız için ön cephede çalışıyorsunuz, Allah sizi korusun” diyorlar. Bu tür konuşmalarını daha önce çok duymamıştım. Pandemi sürecinde bir faydam dokunursa ne mutlu bana” diyor. Dr. Hekmat.

Birçok Türk hastasının hayatına dokunan Dr. Hekmat’ın daha önce sevk ettiği bir hastanın ameliyat olmasına karar verilmiş, ama koronavirüs salgını sebebiyle yatışı reddedilen hastası ertesi gün tekrar polikliniğine gelip, ondan ilaç yazmasını, ameliyat olmak istemediğini söylemiş.

“Hastalığın risklerini tekrar anlatınca yatışı kabul etti” diye anımsıyor Dr. Hekmat bu deneyimini.

Göçmen sağlık merkezinde çalışıyor

Hastaları ile 4 farklı dilde iletişim kuran ve göçmen sağlık merkezinde çalışan Dr. Hekmat, hastaların bazen kendisine dil becerileri sebebiyle iltifat ettiklerini, bazen de bazı kelimeleri telaffuz etme biçimine güldüklerini söylüyor.

Çalıştığı yerde Arapça konuşan Iraklılar ve Suriyeliler de geliyor ve Türkçe konuştuğu için kendisini Türk sanıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde ise İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedavisi gören Afgan uyruklu 18 yaşındaki Kılıç Türkmen taburcu edilmişti.

Sosyal girişimcilik açısından nasıl değerlendirilmeli?

Kendisi de Makedonya asıllı bir sosyal girişimci olan ve bu alandaki projeleriyle birçok uluslararası ödül alan Berat Kjamili, bir süredir Türkiye’de yürüttüğü Mülteci Gönüllü Bilgi Paylaşım Ağı Migport ile göçmenlerin sorunlarını dinleyip onlara çözüm üretmeye çalışıyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Kjamili, “Mülteciler dediğimizde aklımızda canlanan fotoğraflar belki yardım isteyen insanlar, ama bunu değiştirecek gönüllü doktor mülteciler de mevcut” diyor.

Sağlık Bakanlığı Sıhhat projesi çerçevesinde 178 göçmen sağlığı merkezi kurularak hizmete sunulması planlanıyordu ve bunların çoğu da açıldı. Projeye göre, aralarında Suriyelilerin de yer alacağı 790 doktor, 790 hemşire, 84 teknisyen, 300 destek personeli, Türkçe ve Arapça bilen 960 hasta rehberi ve 26 şoför istihdam edilerek göçmen sağlık merkezlerinde, mobil sağlık birimlerinde ve ihtiyaç duyulan ikinci basamak sağlık kuruluşlarında çalıştırılacak.

Geçtiğimiz sene Suriyeli sığınmacı nüfusunun yaklaşık yarısı göçmen sağlık merkezlerini tercih etmişti.

Kjamili, “Bu sayede aslında göçmen doktorların Suriyeli nüfusun yoğun olarak yaşadığı 28 vilayetteki ikinci basamak sağlık kuruluşları tıbbi donanım bakımından güçlendirildiğini görüyoruz. Bu da sağlık entegrasyonu olsa gerek” diye açıklıyor.

'Halen geç kalmış sayılmayız'

Migport kullanıcılarından Hasan Kenan, aslen Suriyeli, eğitimini savaş yüzünden tamamlayamamış ama Türkiye'de hayatını devam ederken Türk derneklerinde gönüllülük yapmış bir sağlık çalışanı.

“Örneğin, Migport sisteminde sorun ve taleplerini dile getiren Hasan gönüllü olarak çalışabileceği bir hastane arayışı içerisinde. Böylelikle, Migport göçmen ve yerel halkın buluşması için mobil bir araç sağlıyor. Aslında sadece doktorlar değil, bu zor zamanlarda diğer göçmenler de hastanelerde görev almak istiyor” diyor Kjamili.

Kjamili için halen geç kalmış sayılmayız. “Belki de Covid-19 bize mülteciler ve yerel halkın sağlık entegrasyonu getirecek; belki de bu vesile ile daha fazla Türk vatandaşı tedavi olacak ve hem Türk hem de mülteci doktorlar bunu başaracak.”