Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Baroların ardından sırada meslek örgütleri mi var? 'Yasal düzenleme ekimde olabilir'

Baroların ardından sırada meslek örgütleri mi var? 'Yasal düzenleme ekimde olabilir'
©  Anadolu Ajansı
Metin boyutu Aa Aa

Çoklu baro sistemine dair yasal düzenleme, binlerce avukatın bir süredir itirazlarını yükseltmelerine rağmen Meclis’e geldi. Adli tatil öncesinde yasalaşması beklenen düzenlemenin ardından ekim ayında da diğer meslek odaları için benzer bir yasa değişikliği düşünüldüğü Ankara kulislerinde konuşuluyor.

1953 yılında kurulan Türk Tabipler Birliği'ni (TTB), 1954 yılında Türk Mühendis ve Mimar Odaları (TMMOB), 1969 yılında ise Türkiye Barolar Birliği (TBB) izlemişti.

Peki, mesleki alandaki gelişmeleri izlemek, mesleki etik ilkelerini belirlemekle birlikte, kamu sağlığı ve güvenliğini de gözetmekle yükümlü olan meslek örgütlerinin bu konudaki itirazı nedir? TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Melih Yalçın'ın salı günü çoklu baro sistemine karşı çıkmak için Çağlayan'da bir araya gelen binlerce avukata destek olmak üzere, "Bugün baroyu koruyamazsak yarın hiçbir meslek örgütünü koruyamayız?" sözleri ne anlam ifade ediyor?

Tabipler Odası'nın tavrı

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Pınar Saip, euronews Türkçe’ye verdiği demeçte, “Meslek örgütleri ve birliklerinin seçimleri çok demokratik. Ancak buradaki tek sorun, iktidar yanlısı grupların seçimleri kazanamıyor oluşu. Dolayısıyla seçim sistemi ağırlıklı olarak bu sebepten dolayı değiştirilmek isteniyor” diyor.

Türkiye çapında halihazırda 65 tabip odası bulunuyor. İki yılda bir yapılan seçimler bu sene pandemi nedeniyle ertelendi.

İstanbul Tabip Odası seçimlerinin 16 Ağustos’ta gerçekleşmesi öngörülüyor. Tabip odası seçimleri, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kanunu çerçevesinde tabip odasının bulunduğu ilçe seçim kurulu tarafından yapılıyor.

Üye sayısı 200'e kadar olanlar tabip odaları 3, üye sayısı 500'e kadar olanlar 5, üye sayısı 1.000'e kadar olanlar 7, üye sayısı 1.000'den sonraki her 1.000 kişi için birer delege seçiliyor, tabip odaları başkanları da doğal delege oluyor.

TTB’nin toplam üye sayısı 110 bin, son seçimlerde toplam delege sayısı 486; İstanbul Tabip Odası’nın toplam üye sayısı 31.000, toplam delege sayısı ise 37. Dolayısıyla, İstanbul Tabip Odası’nın toplam üye sayısı TTB’nin toplam üye sayısının yüzde 28,1’i iken, delege sayısı yüzde 7,6 düzeyinde.

Tabip odası seçimlerinde üyeler, Türk Tabipler Birliği seçimlerinde ise odalarda seçilen delegeler oy kullanıyor.

Prof. Saip, “Seçimlerimizde üyelerimiz adayları tek tek yazarak oylar. En çok oyu alan meslektaşlarımız seçilir. Üst üste iki kereden fazla seçilmek de yasaktır. Odalarda yürütme organlarını doğrudan üyelerimiz seçer. Temel önceliğimiz ise, bir meslek odası olarak, hem meslektaşlarımızın hak ve özgürlüklerini, hem de halk sağlığını korumak; deontolojik ve etik sorunları giderip meslek ahlakını yaşatmak” diyor.

Anayasanın 135'inci maddesinin birinci fıkrasına göre; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir”.

6023 sayılı yasa ise, TTB’ye halk sağlığının korunması konusunda yetki, görev ve sorumluluk verir.

Prof. Saip, “Anayasa’ya göre kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin halkı ve meslektaşlarını ilgilendiren her konuda söz söyleme hakkı var; tam da bu yüzden meslek örgütlerinin seslerini kısmak, seçimle kazanılmayanı kanun yoluyla kazanmak istiyorlar. Üye sayısı fazla olan büyük şehirlerdeki delege sayısını azaltarak temsiliyet adaletsizliği yaratıyorlar” diyor.

Koronavirüs salgınıyla mücadele döneminde Tabipler Odası’nın sürecin kamu sağlığını gözetir şekilde yönetilmesi yönündeki itiraz ve eleştirileri gündeme gelmişti.

Prof. Saip, “Biz yapılanlarda yanlış gördüklerimizi söylemekle mükellefiz. Bunları çekinmeden, korkusuzca dile getiriyoruz, çünkü devletle akçeli ilişkimiz yok. Tamamen aidatlarla dönen, bağımsız, emir-komuta zincirine bağlı olmayan bir yönetim sistemimiz var” diye açıklıyor.

Kamuda çalışan hekimlerin üyeliği zorunlu değil

12 Eylül darbesine kadar kamu ve özel sektördeki tüm hekimler İstanbul Tabip Odası’na üye olmak zorundaydı. Ancak, TTB'nin idam cezasına karşı çıktığı 12 Eylül sonrasında bu zorunluluk kaldırıldı. Artık sadece özel çalışan hekimler Oda’ya üye olmakla yükümlü, kamudakilerin üyeliği ise gönüllülük esasına dayanıyor.

Prof. Saip, “Tabip Odalarının sağlık hizmetinin hastaya ve hekime yaraşır şekilde insan onuruna uygun koşullarda verilmesi, güvenli çalışma koşullarının sağlanması, akademide liyakat, bilimsel özerkliğin sağlanması, kamucu sağlık politikalarının savunulması, etik ilkelere dayalı iyi hekimlik uygulamalarının yaygınlaşması, tıp eğitimi standartlarının yükseltilmesi, bilim dışı tedavilerle mücadele edilmesi gibi sağlığı ilgilendiren her konuda sorunları ve çözüm önerilerini dile getirme sorumluluğu var” diyor ve ekliyor:

“Tabip Odaları, mesleki sorunlar, şikayetler ve ihlaller üzerine soruşturma açıyor ve bu noktada etik ve deontolojik açıdan Onur Kurul’larının denetimi gündeme geliyor ve çeşitli derecelerde cezalar verilebiliyor. Şiddete uğrayan hekimlerin davalarını üstleniyor, hekimlerin özlük hak ihlallerinde emsal davalar açıyor, mesleki standartların ve etik değerlerin korunması için çalışıyor, gereğinde meslektaşlarımıza hukuki danışmanlık desteği veriyor.”

TMMOB'de durum nedir?

TMMOB'ye bağlı Odaların 2 yılda 1 seçimleri yapılıyor. Önce şube seçimleri, ardından oda genel merkezleri ve en TMMOB genel merkezi seçimleriyle birlikte yaklaşık 6 aya yayılan ve seçim kurullarının denetiminde gerçekleşen, çarşaf liste usulü bir seçim süreci söz konusu.

euronews Türkçe’ye konuşan TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik ise, “AK Parti iktidara geldiği günden bu yana kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerine tahammülsüzlüğünü gizlemiyor. Yıllardan beri çeşitli gerekçelerle bizleri hedef almayı alışkanlık haline getirdi. Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum, iktidarın meslek örgütlerini hedef alan açıklamaları, antidemokratik ve otoriter bakış açısının bir yansımasıdır. Kendisi dışında hiçbir görüş ve anlayışa tahammülü olmayan, örgütlü yapılara tahammülü bulunmayan, kendi fikirlerini anayasadan ve hukuktan üstün gören bu anlayışın demokrasiyle bağdaşması mümkün değildir” diyor.

Seçim usullerini "Bizim politik gruplaşmanın ifadesi olan blok liste uygulamamız yok. Yani gruplar değil bireylerin adaylığı esas. En çok oyu alan adaylar yönetim kurulunu oluşturuyor, yönetim kurulu ilk toplantısında başkan, yazman ve sayman üyeyi belirliyor" diye açıklayan Akçelik, meslek odalarına yönelik getirilmesi ve onların “işlevsizleştirilip vesayet altına alınması amacıyla” düşünülen yasal düzenlemenin temel sebebinin, bu odaların hazırladıkları raporlarla hükümetin projelerine karşı çıkması olduğunu belirtiyor.

“AK Parti’nin rahatsızlığının asıl nedeni; kentlerimizin, kıyılarımızın, ormanlarımızın, parklarımızın yağmasına karşı durmamızdır. Kanal İstanbul, Üçüncü Havalimanı gibi mega projelerde gerçekleri bilimsel raporlarla açığa çıkarmamız, rantsal dönüşüm projelerine karşı davalar açmamız, üyelerimizin çıkarlarını ve milyonlarca yurttaşımızın kamusal haklarını koruma gayretimizdir” diyor Akçelik ve ekliyor:

“Bunu demokratikleşme adı altında yapması ise gayet trajikomik. Bilindiği gibi, Türkiye'de yüzde 10 seçim barajı var, meclis işlevsizleştirilmiş, muhalefetin hiçbir teklifi yasalaşmıyor, soru önergelerine cevap verilmiyor, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin vekillikleri düşürülüyor ama iktidara göre demokratik olma vasfını kaybeden, herkesin özgürce iradesini beyan ettiği, genel kurul ve seçim süreçleri sonrası yönetim kurullarını belirleyen meslek odaları oluyor.”

Veteriner Hekimler Odası'nın itirazları

Benzer şekilde, Veteriner Hekimler Odası'nın da Eylül ayında yaklaşan seçimleri var. Bu seçimlerde çarşaf listeler üzerinden en fazla oyu halan beş kişi 2 yıl için yönetime seçiliyor. Seçilenler sınırlama olmaksızın seçildiği sürece birkaç dönem üst üste Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkanlığı yapabiliyor.

Türkiye çapında 56 veteriner hekim odası bulunuyor ve en büyüğü İstanbul'da. Kamu dışında çalışanlar Oda'ya üye olmak zorunda ve çalıştığı işyeriyle yaptığı sözleşmenin oda tarafından onaylanması gerekmektedir. Kamu sektöründe ise oda üyeliği gönüllülük esasına göre yapılmaktadır.

İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Murat Arslan, euronews Türkçe'ye verdiği demeçte, "Meslek odaları anayasayla kurulan ve kamu yararına çalışan, örgütlerdir. Üyelerinin söz konusu mesleği nasıl yapacağına dair standartları ortaya koyar, mesleki gelişimi için eğitimler düzenler, mesleğini hatalı yapan üyesi varsa ve kamuya zarar veriyorsa cezai yaptırımlar uygular. Bu yönüyle mesek örgütleri kamu tarafından yeterince tanınmıyor" diyor.

Arslan'a göre, Veteriner hekim odalarının da "çoklu" olması durumunda kamu yararına hareket etme niteliği önemli bir yara alır. Çünkü kurulacak birden fazla odanın kurulma kaygıları farklı olabilir:

"Bu durum ise esasen bu kanun taslağının getirilme nedenleri arasında bulunan "meslek örgütleri politize oldu" iddiasını gerçek haline dönüştürecektir. Diğer taraftan temsiliyet açısından demokratik olmadığı iddiası da doğru değil. Merkez birliklerine odalardan gidecek delege sayısı belirlenirken mevcut durumda küçük odalar lehine bir durum söz konusudur. Yani İstanbul için her 300 üyeye ortalama bir delege düşerken bu durum küçük şehirler için 50 üyeye kadar düşebiliyor. Yani iddialara nereden bakılırsa bakılsın kanun taslağının haklı bir yanı yok."

Veteriner Hekimler Odası, "Meslek örgütleri bölünmemeli, tek kalmalı. Yoksa kamu adına yönetenleri denetleme görevleri eksik kalır. Bu durum her zaman vatandaşların aleyhine sonuçlar doğurur" çağrısında bulunuyor.

Arslan, "Meslek örgütleri asıl bölündükleri zaman politize olurlar ve politik misyonları mesleki hedeflerinin önüne geçebilir. Barolar için planlanan bir değişikliğe gidilirse daha anti-demokratik bir tablo ortaya çıkabilir" diyor.

Eczacılar Odası'nın öncelikleri nedir?

Varlık amacı; "Eczacıların haklarını ve mesleğin çıkarlarını savunmak, halk sağlığının korunmasına katkı sunmak ve toplumsal fayda yaratmak" olan İstanbul Eczacı Odası'nın 9400 üyesi var. Seçimleri ise 2 yılda bir olup, Seçim Kurulu Başkanlığı gözetiminde gerçekleşiyor.

euronews Türkçe'ye konuşan İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Ecz. Pınar Özcan, "Seçim sistemimiz, üyelerimizin yönetimlerde en demokratik şekilde temsili üzerine kuruludur. Demokrasi şöleni havasında gerçekleşen seçimli olağan genel kurulumuzda Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu, Onur Kurulu üyeleri ve Türk Eczacıları Birliği Büyük Kongre delegeleri belirlenir" diyor.

Özcan, "Eczacılar olarak Covid-19 pandemisine karşı canla başla savaşırken, son on yıldır sürekli ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilen meslek örgütleri seçim yasası değişikliği maalesef yeniden gündemimize girdi. Hedeflenen şey ise çok açık: Meslek örgütlerini zayıflatmak, parçalayarak ele geçirmek. Bu plan hayata geçirilirse çokbaşlılığın olacağı yeni ortamda meslek örgütleri gücünü yitirecek, mesleğin ve meslektaşlarının haklarını savunamayacak duruma gelecek" diyor.

İstanbul Eczacı Odası, "Meslek örgütlerini, iktidarlara itaatkar yapılar haline getirmek amacı taşıyan zayıflatma, bölme planlarından vazgeçilmeli" çağrısında bulunuyor ve "kamunun yararı düşünülüyorsa toplumsal fayda yaratan, demokrasi kültürünü geliştiren meslek örgütleri daha da güçlendirilmeli" diyor.