Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

6-7 Eylül Olayları: 'Yağmalanan Beyoğlu için yok oluş tarihidir'

euronews_icons_loading
6-7 Eylül olayları yıl dönümü - Beyoğlu
6-7 Eylül olayları yıl dönümü - Beyoğlu   -   ©  AA
Metin boyutu Aa Aa

5 Eylül 1955’te Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin bahçesinde bir ses bombası patlar. Bu haberi, ertesi günü öğle saatlerinde önce Devlet Radyosu verir. Hemen ardından da İstanbul Ekspres Gazetesi, “Atamızın Evi Bomba İle Hasara Uğradı” manşetiyle iki yıldırım baskı yapar.

Peş peşe gelen bu haberlerle birlikte yaklaşık 100 bin kişinin istikameti İstanbul Taksim Meydanı olur. Önce Kıbrıs Türktür Cemiyeti (KTC) ve çeşitli öğrenci birliklerinin düzenlediği mitinge katılım olur.

Ardından İstiklal Caddesi üzerinde Müslüman olmayanlara ait işyerleri ve dükkanlar yağmalanmaya başlar. Sonra sıra okullara, otellere ve hatta ibadet yerlerine gelir. Saldırılar eş zamanlı olarak İstanbul’da Rumların yoğun olarak yaşadığı diğer ilçelere ve farklı illere de sıçrar.

Ve 6-7 Eylül sonrasında ortaya çıkan tabloda, İstanbul’da 4 bin 214 ev, bin 4 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile fabrika, otel gibi 5 bin 317 tesis saldırıların hedefi olur.

Resmi rakamlara göre de 300'e yakın kişi yaralanır ve 11 kişi yaşamını yitirir.

6-7 Eylül Olayları sonrası Türkiye’de yaşayan binlerce Rum Türkiye’den göç etmek zorunda kaldı. Geride evlerini, işyerlerini, yaşamlarını ve bir de büyük bir özenle yaşamlarını kurdukları Beyoğlu'nu bırakarak...

19. yüzyıldan itibaren açık bir liman olan Beyoğlu, herkesin kendinden bir şeyler bulabildiği bir yerdi. Rumların, Yahudilerin ve Ermenilerin olduğu Beyoğlu ticaretin yanısıra, sanatın ve eğlencenin de merkeziydi.

Ancak 6-7 Eylül olayları ile birlikte Beyoğlu'nun ruhunu oluşturan pek çok mekan, ev, işyeri ya da sanat merkezi saldırılardan payını aldı.

Bugün yerinde olmayan ve yazar Sait Faik Abasıyanık ile bilinen Orman Birahanesi. Beyoğlu'nun ara sokaklarından çıkıldıktan sonra saldırının yapıldığı ilk yerlerden biriydi Orman Birahanesi. Türk hikayeciliğinin önde gelen yazarı Sait Faik Abasıyanık, mektup adresi olarak evinin adresini değil, Orman Birahanesi'ni verirdi.

François Décugis, erken yaşlarda karısını kaybedince bu konağın camlarını ve perdelerini kapatır. Karanlığa gömülür. Karısına olan aşkın yasını taşıyan Décugis, 91 yaşında vefat eder. 6-7 Eylül olaylarında Beyoğlu'ndaki Botter Apartmanı altındaki Décugis'ye ait mağaza da nasibini alır, yağmalanır.

Beyoğlu'nun dününü ve bugününü konuştuğumuz sanat tarihçisi Fırat Şenol'a göre belki Sait Faik'i, böyle büyük bir öykücü yapan yerlerden biriydi Orman Birahanesi.

Şenol, Beyoğlu'nun çok kültürlü ve kimlikli geçmişini anarken, Décugis Konağı'nın hikayesini anlatıyor:

"Décugis Konağı, Cezayir doğumlu Hippolyte François Décugis'ye ait. Décugis, dönemin en zenginlerinden biri.

Avrupa'dan getirilen porselenler, yemek takımları, değerli antikalar ve avizelerin satıldığı bir dükkana (Eşya-yı Nefise-i saire Mağazası) sahip olan François Décugis'in en büyük müşterisi ise Osmanlı Sarayı.

Dokuz yıl içerisinde hatırı sayılır bir servet kazanarak İstanbullu Levanten asıllı mimar Alexandre Vallaury'e üç katlı bir konak yaptırır. Bu konak zamanla hem acının hem de büyük bir aşkın konağı olur.

Bu konutu yaptıran François Décugis, erken yaşlarda karısını kaybedince bu konağın camlarını ve perdelerini kapatır. Karanlığa gömülür. Karısına olan aşkın yasını taşıyan Décugis, 91 yaşında vefat eder.

Baba Hippolyte François Décugis’in vefatından sonra mağazası ve evi oğlu ile kızına kalır.

Ancak 6-7 Eylül olaylarında Beyoğlu'ndaki Botter Apartmanı altındaki Décugis'ye ait mağaza da nasibini alır, yağmalanır.

Bu yağmalama sonrasında da hayatlarından endişe eden çocukları hem mağazayı hem de evlerini satarak Fransa’ya göç eder.

Şimdilerde Décugis ailesinin kapatmak zorunda kaldığı Botter Apartmanı altındaki mağaza bir Bankanın şubesi olarak kullanılıyor."

Sanat tarihçisi Şenol: '6-7 Eylül' sonrası Beyoğlu'nun eski kültürü kalmadı

Sanat tarihçisi Fırat Şenol Décugis Konağı'nın son halini bize gösterirken binanın üstündeki kaçak katlar dikkat çekiyor.

Şenol'a göre her ne kadar Beyoğlu dönem dönem yükselişe geçse de 6-7 Eylül yok oluş tarihiydi.

''Olayın başladığı zaman Samatya'dan Nişantaşı'na kadar olan çizgide yapısal olarak bir tahribat söz konusu. Bugün insanlar Beyoğlu'na ve Nişantaşı'na doğru yürürken arada bir apartmanlara bakarsa aslında bir şey fark eder. Var olan estetik kaygıya 2-3 kaçak kat atmışızdır. Ya da günümüzde bunlar 'modern' şekilde yapılır. Burada aslında bu erozyonun üzerine zihnimiz gibi kaçak katlar atıyoruz. Kökü burada olan temellerin üzerine yeni ve olgunlaşmamış bir kültür inşa ediyoruz.''

Şenol, artık Beyoğlu'nun eski kültürünün kalmadığını söylüyor. O gün devletin izlediği gibi halk da olayları izledi diyen sanat tarihçisi Fırat Şenol, o nedenle Beyoğlu'na bakınca biz artık izleyen tarafız diyor...