Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

ABD seçimlerinin iklim krizine olası 6 etkisi

Joe Biden ve Donald Trump
Joe Biden ve Donald Trump   -   ©  AP Photo
Metin boyutu Aa Aa

İklim değişikliği politikaları Amerika Birleşik Devletleri'nde pek çok kişinin oyunun rengini etkileyen bir konu. İki adayın da bu alanda geçmişi 'pek parlak değil' değil ancak Demokratların adayı Joe Biden'ın Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump ile kıyaslanamayacak ölçüde farklı bir çizgisi var.

Trump, iklim değişikliği ile mücadele ve önlemler bir yana bu olgunun varlığına dahi inanmayan bir siyasetçi. Daha da ötesi ülkesindeki su ve hava kalitesinin dünyanın en iyisi olduğunu ileri sürecek kadar iddialı.

Biden ise iklim konusunu en öncelikli gündem maddelerinden biri olarak açıkladı. Eğer Biden kazanır ve tüm vaatlerini hayata geçirirse bu durum dünyanın kaderini önemli ölçüde etkileyecek çünkü ABD küresel ısınmaya en çok katkı yapan en fazla emisyon üreten ülke. ABD'yi ikinci sırada Çin takip ediyor.

Biden 2 trilyon dolarlık bir plan çerçevesinde ülkesini 2050 yılına kadar karbon nötr hale getirmek için poltika geliştireceğini belirtiyor. Bu plan içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, elektrikli araç kullanımının teşviki, şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması ve iklim dotu tarım uygulamaları bulunuyor.

Sadece direkT iklim yatırımları ve politikaları değil farklı alanlarda değişecek olan politkalar ve bütçeler de iklim değişikliği ile mücadele için hayati önem arz ediyor. Örneğin NASA'nın konuya ilişkin projeleri veya nesli tükenmekte olan türlerin korunması konuları.

ABD seçimlerinin iklim değişikliği ile mücadeleyi nasıl etkileyebileceğine ilişkin 6 senaryoyu sizler için analiz ettik:

1. Paris İklim Antlaşması

Yasal süreç gereği her kim kazanırsa kazansın ABD'nin başvuru tarihi nedeniyle ülke seçimlerden bir gün sonra Paris Antlaşmasından resmen çıkmış olacak.

Trump yönetimi anlaşmanın ABD için adaletli olmadığını ileri sürerek 2017 yılında katılımı askıya almış ve çıkmak için başvuru yapılmıştı.

Biden kazanırsa koltuğa oturur oturmaz anlaşmaya yeniden katılacak ve altına imza atılan hedeflere ulaşmak için gerekli adımlar atılmaya başlanacak. Ancak bu sürecin 30 gün sürebilir çünkü uluslararası anlaşmaların aynı zamanda Temsilciler Meclisi ve Senato'dan onay alması gerekiyor.

Biden sadece anlaşmada belirtilen hedeflere değil bu hedeflerden çok daha ötesine geçmeyi de vaat etti. Biden ayrıca diğer ülkeleri de kendi söz verdikleri hedefleri tutturmaları için yeri geldiğinde teşvik edeceğini yeri geldiğinde baskı yapacağını açıkladı.

2. NASA

NASA’nın dünya bilimleri departmanı uydular aracılığı ile iklime ilişkin hayati veriler topluyor. Bu veriler ışığında pek çok bilim insanı akademik çalışmalarını ve raporlarını hazırlıyor, ülkeler bu raporlara göre tarım, gıda, ve ulaşım politikalarını belirliyor.

Aynı veriler beşeri faaliyetlerin iklim değişikliğine olan etkisini de ölçüyordu. Ne var ki son dört yıl boyunca Trump yönetimi bu departmanın bütçesini kesti ve çevreye ilişkin projeler de iptal edildi. Bunların yerine yatırımlar yapay zeka, 5G iletişim teknolojisi ve biyoteknoloji gibi Trump'ın 'geleceğin endüstrileri' olarak gördüğü alanlara kaydırıldı.

Demokratlar ise iklim, okyanuslar ve çevre gözlemleri ve projeleriyle ile ilgili bu NASA bütçelerinin yeniden sağlanması için çaba sarf ediyor. Trump'ın önemli gördüğü alanlardaki ilerleme için ise özel girişimelere kolaylıklar sağlanmasının yeterli olacağı ileri sürülüyor.

3. Fosil Yakıtlar

Biden fosil yakıt kaynaklarından uzaklaşmak ve yeşil enerjiye yönelmek niyetinde. Bunun için 2050'de yüzde 100 temiz enerji hedefi bulunuyor. Biden bu değişimin çok sayıda yeni iş yaratacağına da inanıyor.

Seçim kampanyası sırasında Biden fosil yakıt şirketlerinden bağış almayı da reddetti ancak çevreye ciddi zararı olan kaya gazı operasyonlarını yasaklamayacağını duyurdu. Bu konu çevreciler için son derece önemli ancak aynı zamanda çok sayıda Amerikalı geçimini bundan sağlıyor.

Trump döneminde ise petrol ve gaz şirketlerine büyük kolaylıklar sağlandı ve son dört yılda ABD bu şekilde dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri haline geldi.

4. Nesli Tehlike Altında Olan Türler

Biyoçeşitliliğin korunması iklim değişikliği ile mücadelenin kollarından biri. ABD'de Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası (The Endangered Species Act-ESA) 1970lerden bu yana çok sayıda türü yok olma tehlikesinden kurtarmış bir düzenleme.

Ne var ki bu düzenleme geçtiğimiz yıl Trump yönetimi tarafından revize edildi ve yasadaki koruma çerçevesi zayıflatıldı. Düzenlemenin yeni haline göre bir türün korunmasına ilişkin adım atılırken artık bunun ekonomiye getireceği ekonomik yüke de bakılabiliyor. Kar-zarar analizi sonucu bazı türler bu kapsamdan çıkarılabiliyor.

Dünyanın pek çok yerine çevre koruma örgütler bu adımı şiddetle kınamış, ABD yönetimine davalar açılmış ancak Trump'a engel olunamamıştı.

Biden ise ESA düzenlemesini derhal eski haline çevirmeyi hatta bazı alanlarda daha da ileri götürmeyi vaat ediyor.

5. Elektrikli Araçlar

Her iki aday da elektrikli araçlar konusunda destek açıklamaları yaptı ancak Biden'ın iklim planı çerçevesinde ülkedeki ana yollara 500 bin adet şarj istasyonu kurma hedefi bulunuyor. Bu yeni alt yapının elektrikli araç almak isteyen ancak tereddüt eden insanların yaklaşımını değiştireceğini düşünüyor.

2019 rakamlarına göre ABD'de toplam 68 bin şarj istasyonu var ve bunların 22 bin 620'si Kaliforniya eyaletinde.

6. Uluslararası İlişkiler

İklim krizi ile mücadelede en önemli şeylerden biri küresel dayanışma. Eğer ABD bu alanda liderlik ederse ve bu yönde yeni düzenlemeler ve üretim standartları getirirse tüketim kapasitesi ve alım gücü nedeniyle başta Çin ve Hindistan olmak üzere dünyanın önemli bir bölümü üretim ve dolayısıyla tüketim konusunda hiza almak zorunda kalacak.

Bunun yanı sıra dünyanın en büyük ve enetkili uluslararası organizasyonlarının bütçelerinde aslan payı ABD'ye ait. Birlemiş Milletler ve benzeri yerlerde alınacak kararlarda Washington'ın koyacağı ağırlık pek çok anlamda iklim konusunda küresel politikaları ve standartları değiştirebilir.

Daha da önemlisi özel finans şirketleri ve yatırımcılar bu yönde bir geleceğe göre pozisyon alır ve yatırımlarını yenilenebilir enerji kaynaklarına, geri dönüştürülebilir ürünlere ve çevreye zarar vermeyen sektörlere yapmaya karar verebilirler.