Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Hekimler Türkiye'nin koronavirüs ile mücadelesini başarılı buluyor mu?

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
euronews_icons_loading
Şebnem Korur Fincancı
Şebnem Korur Fincancı   -   ©  AA
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de koronavirüs vakalarındaki artış ve yoğun bakım ünitelerindeki doluluk nedeniyle alınan önlemlerin yeterli olup olmadığı tartışma konusu.

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya göre son tedbirlerde halk sağlığı yerine ekonomi gözetildi.

TTB Başkanı, Covid-19 mücadelesinde en başından bu yana güçlü bir koruyucu sağlık programının oluşturulamadığını düşünüyor.

"Salgından başarıyla çıkmak için ‘tam kapanma’ şart"

Fincancı, Covid-19 ile mücadelede başarılı olan ülkelerin kapalı alanlarda bir arada olmayı durdurmaları, taramaları yaygınlaştırarak kaynağa ulaşmaları ve uygun izolasyon koşulları oluşturarak bu yayılımın önüne geçebildiklerine dikkat çekiyor:

"Ne yazık ki devlet sorumluluğunu yerine getirmekten kaçınıyor. Tedbirin anlamlı olabilmesi için zorunlu üretimin dışında üretimi durdurmak ve dolayısıyla insanların toplu halde bulunduğu alanların kapatılması mutlaka gerekli. Yine insanların bulunduğu AVM’lerin kapanması zorunlu. Yaygın bir test politikası uygulanmadığı için gerçekçi bir veriye sahip değiliz. Bu nedenle HES kodları ile insanlara bulaşı söz konusu olabilir. Biz TTB ve diğer sağlık meslek örgütleri olarak bir sokağa çıkma yasağı tanımlamıyoruz. Biz toplu alanların kapatılması ve bireysel aktivitenin arttırılmasına da vurgu yaptık. Yani insanlar sokağa çıkmalı, ama fiziksel mesafe korunmalı dedik."

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, salgının sadece büyük kentlerde değil, sanayinin yoğun olduğu kentlerde de giderek arttığını ifade ediyor:

"Fabrikaların yoğun olduğu yerlerde salgın çok daha hızlı ilerliyor. Hastanelerin yetersizliği de görünür hale gelmiş durumda. Acillerin içine geçici yoğun birimleri yapılmaya çalışılıyor. Oysa bunlar uygun ortamlar da değil. Yalnızca bu da değil, iş yükü de giderek artıyor. Bu kez sağlık çalışanları çalışamaz durumda oluyor. Bir de salgını ikinci basamakta yani hastanede karşılamak yerine, tam bir kapanma ile koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendiren bir sistem çok daha anlamlı olacak. Tabi bunun için de bölgesel tabanlı bir birinci basamağa ihtiyaç var ve ekip çalışmasına ihtiyaç var. Biliyoruz ki birinci basamak özelleştirildi ve ekipler ortadan kaldırıldı aile hekimliği sisteminde. İnsanlar zor koşullarda sahadan veri toplamaya çalışıyorlar. Filyasyon ekipleri yetemez duruma geldi. Ve onlar da ekip çalışması yürütemiyor. Filyasyon ekiplerinde sağlık çalışanı dahi olmayan insanlar görevlendiriliyor. Dolayısıyla, aramalarda verimli olmaktan çıkıyor.

''Güvenilirliği ve etkinliği bilimsel denetimden geçmiş bir aşılama programı gerekli''

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın aktarımına göre, eğer Türkiye tam kapanma sağlayabilseydi aşıların geliştirilme sürecini izleyebilir ve bağışıklamanın başlaması için de zaman kazanabilirdi.

Bağışıklanmayı hızlandırma tartışmalarına da değinen Fincancı, aşılamanın önemli olduğunu ancak güvenilirliği ve etkinliği bilimsel denetimden geçmiş bir aşılama programı gerektiğini söylüyor.

Sağlık Bakanlığının, yoğun bakım servislerindeki doluluğa ilişkin oranları neye göre hesapladığını bilmiyorum ama erişkin Covid-19 yoğun bakımları yüzde 100 dolu
Prof. Dr. Mehmet Uyar
Türk Yoğun Bakım Derneği Üyesi

Salgın ile mücadelede en kilit yerlerden biri olan yoğun bakımlarındaki doluluk oranları da günlerdir dile getiriliyor. Sağlık Bakanlığı doluluk oranını yüzde 71.3 olarak açıkladı ama Türk Yoğun Bakım Derneği’ne göre yoğun bakım servislerindeki doluluk oranı yüzde 100.

Bakanlığın, yoğun bakım servislerinin doluluk oranlarına ilişkin hesaplamasında hangi kriterlerin gözetildiğini bilmediğini ifade eden TYBD’den Prof. Dr. Mehmet Uyar; ‘’Erişkin Covid yoğun bakımları yüzde 100 dolu’’ diyor.

''Yoğun bakım servislerinin yükü günden güne artıyor''

Bir Covid-19 hastasının yoğun bakım servislerine ulaşmasının giderek zorlaştığını belirten Prof. Dr. Mehmet Uyar, "Yoğun bakımlarda yatak kapasiteleri arttırılıyor. Ama yoğun bakımlarda çalışacak tecrübeli sağlık çalışanın sayısı artırılamıyor. Bu da kolay bir şey değil. Yoğun bakım hastasına bakmak tecrübe ve bilgi ister. Yoğun bakım hastasının bakımı çok zordur. Bu nedenle kapasite arttırılabilir ama yanında aynı kaliteyi sürdüremiyoruz. Aynı zamanda sağlık çalışanlarına bulaş da hızla artıyor. Dolayısıyla daha çok hastaya daha az tecrübeli sağlık çalışanı ile bakmak zorunda kalıyoruz." ifadelerini kullanıyor.

''Süre uzuyor, iş yükü artıyor. Yoğun bakımlarda çalışan sağlıkçıların psikolojileri iyi değil''

Sağlık çalışanlarının artık yorulduğunu ifade eden Uyar, sağlık personeli sayısının arttırılması ile bu yorgunluğun da giderilemeyeceğini söylüyor. Nedeni ise yeni personelin ciddi bir eğitim sürecinin olması:

"Psikolojileri gerçekten iyi değil. Süre uzuyor, iş yükü artıyor. Ve bu sürenin ne kadar uzayacağı konusunda tedirginler. İlk bahar aylarına göre yoğun bir artış var ve biz salgının ilk yarısında daha hafif hastalarla karşı karşıyaydık. Ama şimdi genç erişkenlere de çok hızlı bulaşıyor ve ağır seyrediyor. Ve sağlık çalışanı da kendi yaş grubundaki insanların bu hastalığı çok ağır geçirdiğini hatta yaşamını yitirdiğini gördükçe strese giriyor. Aynı zamanda kaynaklarımız da hızla tükeniyor. Kişisel ekipman çok önemli. Ama bu hızda devam ederse, kişisel koruyu ekipman yetersizliği ortaya çıkacak. Salgının ilk yarısına göre, ikinci yarısında hasta bakım kalitesi de bahsettiğim bu sebeplerden ötürü düştü."

Görüntü editörü • Mert Can Yilmaz