Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: Türkiye savaş gemisi diplomasisinin sonuç vermediğini gördü

Access to the comments Yorumlar
 Kerem Congar
euronews_icons_loading
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: Türkiye savaş gemisi diplomasisinin sonuç vermediğini gördü
©  euronews
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Birliği’ndeki Dışişleri Bakanları pazartesi günü toplandığında gündemleri oldukça yoğundu. Kremlin muhalifi Alexei Navalny’nin tutuklanması sebebiyle Rusya’ya olası yaptırımlar ve Türkiye ile gerilen ilişkileri normalleştirme çabaları en önemli gündem maddeleriydi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nicos Dendias ve ve Macar mevkidaşı Peter Szijjarto, Avrupa Birliği ve kıtadaki önemli konularla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Yunan Dışileri Bakanı Dandias, "Türkiye'ye yönelik yaptırımları masadan kaldırmak için masaya koymadığımızı söylememe izin verin" dedi.

Sandor Zsiros, euronews: "Geçen cuma günü Moskova’daydınız. Navalny’nin serbest bırakılmasını mı talep ettiniz?"

Peter Szijjarto, Macaristan Dışişleri Bakanı: "Önemli ikili görüşmeler yaptık. Covid-19 aşısı almak için pazarlık yaptık. Biliyorsunuz acil Sağlık Bakanlığımız bu aşı için acil kullanım onayı verdi. Bunun yanında 2021 Eylül’ünde Moskova ile olan uzun süreli doğal gaz anlaşmamız sona eriyor. Bu sebeple gelecekteki doğal gaz alımımızı garanti altına almak için görüşmelerde bulundum. Sadece iki ülke arası konuları ele aldık ve bu konular bizim için çok önemliydi."

euronews: "Konu doğal gazdan açılmışken, Brüksel’de birçok kişi Rus muhalif lider Navalny’nin tutuklanması sebebiyle Almanya'nın Kuzey Akım-2 projesini askıya alması gerektiğini söylüyor. Sizce bu gerçekçi bir senaryo mu?"

Peter Szijjarto: "Bu sorunu bırakalım da Almanya kendi başına çözsün ve karar versin. Bana kalırsa Avrupa açısından doğal gaz tedarik zincirini düşündüğümüzde çeşitlilik oldukça önemli bir olgu. Kaynakların ve doğal gaz hatlarının çeşitliliği çok önemli. Doğal gaz enerji sağlama açısından hala tüm Avrupa kıtası için çok önemli."

euronews: "Joe Biden’ın başa gelmesiyle şimdi Macaristan ve Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor. Macaristan Donald Trump’ı açıktan destekleyen ender ülkelerdendi. Başbakan Victor Orban “Herhangi bir B planımız yok” dedi. Peki şimdi Macaristan hükümetinin 'B planı' var mı?

Peter Szijjarto: "Bu sözlerimde mübalağa yaptığımı düşünmüyorum, zira iki ülke arası ilişkiler 2016 ile 2020 arasında sanırım en iyi dönemini yaşadı. Bunun en önemli sebebi ABD’nin eski Başkanı ile Macaristan Başbakanı arasındaki kişisel iyi ilişkilerden kaynaklanıyordu. Umuyoruz ki bu iyi ilişkiler gelecek 4 seneki dönemde de devam eder."

Joe Biden'ın Macaristan hakkındaki eleştirileri yanlış. Macaristan daha fazla saygı hak ediyor. Biz otokratik bir ülke değil, demokrasiyle yönetilen bir ülkeyiz.
Peter Szijjarto
Macaristan Dışişleri Bakanı

euronews: "Siz, Joe Biden ve oğlunu eleştirmiştiniz. Hatırladığım kadarıyla Ukrayna ile yaşanan rüşvet skandalına açıklık getirilmesini istemiştiniz. Bunu söylediğinize pişman mısınız?"

Peter Szijjarto: "Yalnız alıntı yaparken lütfen ayrıntıları belirtin. Çünkü orada söylediklerim aynen şöyleydi. Ben kimseyi eleştirmedim. Başkan adaylarının liyakatini tartışmak benim görevim değil. Şu anda Biden, Macaristan’ı eleştiriyor ve otokratik bir ülke olduğumuzu söylüyor. Bence bu söylemler saygı ve güven eksikliği içeriyor, ve hiç hoş değil. Bu sözleri, seçim kampanyasında söylemişti, bir şekilde anlaşılabilir. Ancak bu açıdan bakıldığında biz Macaristan olarak daha fazla saygı beklediğimizi beyan ettik. Eğer Biden Orta Avrupa ülkeleriyle anlaşmak isterse, biz işbirliğine hazırız."

euronews: "Siz, Avrupa Birliği dışından Covid-19 aşısı alma konusunda sorumlu devlet adamısınız. Siz Brüksel’in ortak aşı stratejisini sert bir şekilde eleştirmiştiniz. Bunda gizli saklı bir şey yok. Sizce, ortak aşı stratejisini uygulamadan Macaristan, Fransa ya da Almanya gibi ülkelerle yarışabilir mi?"

Peter Szijjarto: "Savunduğumuz şey şuydu; Avrupa Birliği’nin öncelik verdiği aşı üretici firma AB ülkelerine nazaran ABD, İngiltere ve İsrail’e daha fazla doz aşı gönderdi. Bu bir gerçek ve bunun açıklanması gerekiyor. Beklentilerimiz yüksekti ancak aşı teslimatları olması gerekenden çok daha yavaş yapıldı. Bu sebeple bazı Avrupalı bürokrat ve devletler, alternatif çözüm arayan ülkelere saldırıyorlar. Biz aşının, siyasi ya da ideolojik bir konu olmadığını düşünüyoruz. Bu, insanların hayatlarıyla alakalı bir durum ve devletler vatandaşlarının hayatlarını kurtarmak zorunda. Biz işte bu sebeple Rusya ile anlaşma yapmaya çalışıyoruz. Çünkü ulusal sağlık mercilerimiz Rusya’nın geliştirdiği koronavirüs aşısını acil durumlarda kullanılmasına onay verdi."

euronews: "Rusya’nın geliştirdiği aşının kullanımından kim sorumlu olacak?"

Peter Szijjarto: "Sağlık Bakanlığımız bu aşıyı her yönüyle test etti, nerede üretildiğini control etti ve numuneler aldı. Sonunda tüm belgeler gözden geçirildi ve aşı onaylandı. Biliyorum ki, herkes felsefi konular hakkında konuşmak istiyor. Ancak ulusal sağlık makamlarımız bu aşıya belgeler eşliğinde onay verdi. Bunun yanında aşının tüm yan etkileri de gözden geçirildi. Bir politikacı olarak ben, Rusya ile bu konuda anlaşma dışında hiçbir çıkar yol görmüyorum. Bilimle alakalı soruları bırakalım da bilim insanları yanıtlasınlar."

euronews: "Şimdi dilerseniz konuyu değiştirelim. Avrupa Komisyonu, birliğin önümüzdeki 7 senelik bütçesini yeni bir ‘ek madde’ ile onayladı. Bu ek madde ‘hukukun işleyişi’ yönetmeliğiydi. Bu ek maddeden dolayı Macaristan’ın AB fonlarından daha az faydalanma olasılığı var mı?"

Peter Szijjarto: "Hayır, yani neden biz? Ülkemizde hukukun ve demokrasinin işleyişi konusunda bir sorun yok. Biz demokratik bir ülkeyiz ve hukuk kuralları Macaristan’da açık bir şekilde işlemektedir."

euronews: "Peki neden Macaristan bu ek maddeyi veto etti?"

Peter Szijjarto: "Çünkü biz tecrübeliyiz. İktidara geldiğimiz günden buyana siyasi ve ideolojik açıdan saldırılara maruz kaldık. Onlar buna “hukukun üstünlüğü” diyor ve bunun kanunların işleyişiyle hiçbir alakası yok. Bize saldırıyorlar çünkü mülteciler konusunda, aile yapısı düşüncemiz konusunda, milliyetçilik anlayışımız konusunda farklı düşünüyoruz ve tüm bunların hukukun işleyeyişi ya da üstünlüğüyle bir alakası yok. Biz siyasi sebeplerden ötürü sürekli saldırı altındayız. Çünkü icraatlarımız, ‘uluslararası liberal akıma’ uymuyor. Milliyetçi ve Hristiyan demokrat olarak görülüyoruz. Aynı zamanda başarılıyız da."

euronews: "25 üye ülke bu "ek maddeye" onay verdi. Sizce tüm bu ülkeler liberal akımın bir parçası mı?"

Peter Szijjarto: "Ben başka devletlerin kararları konusunda karşılıklı saygı anlayışı sebebiyle hiç yorumda bulunmadım. Olaylara farklı açıdan bakmalarına saygı duyarım. Bu bahsi geçen hiçbir ülke son 11 sene boyunca siyasi saldırıya maruz kalmadı. Farklı bir yaklaşımları olduğu bir gerçek. Bu konuda hiç yorum yapmadım. Bu ek maddeye onay verme ya da veto etme hakları var. Sonuçta Avrupa Birliği’nin mekanizması, bu kanunu ya da diğer mevzuatları veto etme hakkını barındırdığı müddetçe işyeyişini sürdürebilir. Bize ait hakları eleştirmek ya da müzakere etmek anti-demokratik bir yaklaşım olur.”

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: Biz Türkiye’yi hiçbir konuda dışlamak istemiyoruz

Baltık ülkeleri ve Polonya dahil olmak üzere bazı üye devletlerin çağrılarına rağmen, AB’deki dışişleri bakanları, Alexei Navalny'nin tutuklanmasıyla ilgili olarak Rusya’ya yaptırım uygulamaktan vazgeçme kararı aldı. Bu karar hakkında ne düşünüyorsunuz? Avrupa bu aşamada Rusya'ya nasıl yaklaşmalı?

Nikos Dendias, Yunanistan Dışişleri Bakanı: "Josep Borrell'in de ifade ettiği gibi üye devletlerin büyük çoğunluğu, Rusya'ya konu hakkında yeniden düşünmesi için bir fırsat vermek gerektiğinde hemfikir. Ve 30 gün sonra konuyu tekrar ele alacağız. Geldiğimiz aşama işte bu."

Efi Koutsokosta, euronews: "Yaptırımlardan konuşmaya devam edelim. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki yasadışı faaliyetleri nedeniyle aylardır tartışılan yaptırımlar, aralık ayında AB konseyinin siyasi kararına rağmen hala bekleme aşamasında. Ve Almanya Dışişleri Bakanı açık bir şekilde Türk tarafının son zamanlarda yarattığı bu yeni olumlu atmosferin yaptırımlarla bozulmaması gerektiğini söyledi. Şu anda Türk tarafının takındığı bu yeni olumlu siyasi yaklaşım, yaptırımları masadan kaldırmaya yeterli mi?"

Nikos Dendias: "Yaptırımları masadan kaldırmak için masaya koymadığımızı söylememe izin verin. Evet, Heiko Maas sizin söylediklerinizi aynen beyan etti, ancak yaptırımlar tartışılmadı. Gündemde değildiler. Tartıştığımız şey şu andaki ilişkilerdi. Sizin de belirttiğiniz gibi Türkiye politikasının savaş gemisi diplomasisinden, her konuyu uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde müzakere edebileceğimiz bir ülkeye dönüşüp dönüşmediği gerçeğiydi, bu büyük değişimin tanımıydı. Bekleyip göreceğiz, bakalım Türkler ne yapacak."

euronews: "Yani Türkiye’nin hala müzakere masasında olduğunu söylüyorsunuz."

Nikos Dendias: "Avrupa Birliği Türkiye’nin hala masada olduğunu söylüyor ve yaptırımların uygulanmamasını umuyor. Ve bunların uygulanmamasının tek yolu da Türkiye'nin uluslararası hukuka riayet etmesidir."

euronews: "Peki Türkiye’nin istediğini elde ettikten sonra olumlu tavrını değiştirip tekrar eski pozisyonuna dönebilme riski yok mu?"

Nikos Dendias: "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dostum Mevlüt Çavuşoğlu’nun Türk toplumunun menfaatinin nerede olduğunu net bir şekilde görmelerini umuyoruz. Ben de Türk toplumunun ve Türkiye'nin gerçek çıkarının Avrupa Birliği ile iyi ilişkiler olduğuna inanan biriyim. Kim bilir belki de ileride Avrupa Birliği üyesi olacaklar. Ancak bunun gerçekleşmesi için daha yakın ilişkiler ve Avrupa mevzuatına tam bağlılık gerekli. Ama lütfen hatırlatmama izin verin, Avrupa müktesebatı aynı zamanda Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesini de içeriyor.. Yani Türkiye eninde sonunda bunu kabul etmek zorunda."

Türkiye, savaş gemisi diplomasisinin hiçbir çözüm yolu açmayacağına karar verdi ve şimdi de Yunanistan ile bir anlaşma yapma çabasına geri dönüyor. Bunu son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum.
Nicos Dendias
Yunanistan Dışişleri Bakanı

euronews: "Beş yıl aradan sonra ilk kez istikşafi, yani araştırma görüşmelerine başlanacak. Sormak istiyorum, bu süreçten gerçekçi beklentileriniz nelerdir?"

Nikos Dendias: "Herkes gibi bunun önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Ama bunun büyük bir adım olmadığını da söylememe izin verin. İstikşafi, keşif görüşmeleri müzakere etmek anlamına gelmez. Bunlar, gerçek müzakerelere başlamak için referans koşullarının tanımlandığı büyükelçilik düzeyindeki görüşmelerdir. Evet, beş sene sonra bu bir ilk. Türkiye’nin iddia ettiği gibi görüşmeleri 2016’da Atina değil, Ankara yönetimi durdurdu. Ancak bunun üzerinde durmaya çok gerek yok. Bu toplantıları, "tekrar müzakerelere başlamak için görüşme yapmak" şeklinde tanımlayabiliriz. Bu noktadan nereye doğru gideceğimizi hep birlikte göreceğiz."

euronews: "Bu süreçte kırmızı çizgiler var mı, ya da olacak mı?"

Nikos Dendias: "Bence bu bahsi kırmızı çizgilerle tanımlamaktan ziyade sürecin olumlu yanlarını görmeye çalışalım. Sonuçta Türkiye, savaş gemisi diplomasisinin hiçbir çözüm yolu açmayacağına karar verdi ve şimdi de Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği ile bir anlaşma yapma çabasına geri dönüyor. Bunu son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum ve bu süreci geliştirebileceğimizi düşünüyorum."

euronews: "Bu bağlamda geçen hafta Yunanistan batı kıyısında bulunan İyonya Denizi’ndeki kıta sahanlığını genişletti ve aynı şeyi doğu kıyılarında da (Ege) yapmak istediğini açıkladı. Türkiye’nin askeri harekat uyarılarına karşı bu konuda hala ısrar etmeyi düşünüyor musunuz?"

Nikos Dendias: "Bu açıklamanın Başbakan Miçotakis tarafından Ağustos 2020'de yapıldığını söylemeliyim. Bir ülkenin karasularını genişletmesi kendi egemenlik hakkıdır. Ve Yunanistan da bu egemenlik hakkını uygun zaman geldiğinde kullanacaktır. Bu bağlamda ya da başka bir konuda Türkiye dahil hiçbir ülkeyle müzakere etmeyecektir."

Yunanistan, Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ile uluslararası hukuk kuralları çerçevesi doğrultusunda karşılılı çıkarlara dayanan ilişkiler kurmak istiyor.
Nicos Dendias
Yunanistan Dışişleri Bakanı

euronews: "Doğu Akdeniz’deki sorunla ilgili Yunanistan ile Türkiye farklı düşünüyor. Elbette doğal gaz arama ve sondaj çalışmalarından bahsediyorum. Yunanistan Mısır ve İsrail gibi bölgedeki birçok ülkeyle anlaşma sağladı. Bu durum, Yunanistan'ın Türkiye olmadan bu konuda hareket edebileceği anlamına mı geliyor?"

Nikos Dendias: "Biz Türkiye’yi hiçbir konuda dışlamak istemiyoruz. Bu, karşı tavır almaktan daha yanlış bir yaklaşım. Aksine biz Türkiye ile her alanda birlikte hareket etmek istiyoruz. Yunanistan, Türkiye ile uluslararası hukuk kuralları çerçevesi doğrultusunda karşılıklı çıkarlara dayanan ilişkiler kurmak istiyor. Yunanistan’ın da Türkiye’nin, her iki devletin de izlemesi gereken yol bu bence."

euronews: "Şimdi konumuzu Avrupa kıtası dışına çevirelim. ABD’de yeni bir hükümet başa geldi. Biliyoruz ki Erdoğan, Beyaz Saray’da iyi bir arkadaşını kaybetti. Sizce ABD’deki yeni hükümet Yunanistan’ın çıkarları doğrultusunda mı hareket edecek?"

Nikos Dendias: "Yeni Amerikan yönetiminden bir iyilik beklemiyoruz. Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki dostluktan bahsediyoruz ancak Yunanistan'ın Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile hiçbir sorunu olmadığını da söylemeliyim. Hatta durum bunun tam tersi. Bakan Pompeo bölgeyi ve buradaki sorunları çok iyi biliyordu. İcraatları Atina hükümeti tarafından her zaman olumlu karşılandı. Yeni Biden yönetimi ise Balkanlar'da derin bilgiye sahip, Güneydoğu Avrupa hakkında derin bilgiye sahip ve sahadaki durumun ne olduğunu bilen insanlardan oluşuyor. Bu yüzden onlarla çalışmayı dört gözle bekliyoruz. Kendimi tekrarlıyorum ama şunu söylemeliyim, Washington yönetiminden iyilik beklemiyoruz. Onlardan beklentimiz, bölgedeki sorunları iyi bilen bir yönetimle çalışmak istememizdir."

euronews: "Bunu Avrupalı liderlerden de defalarca duyduk, yeni Amerikan yönetimi yeni Transatlantik ilişkiler çağında Avrupa ile farklı bir dış politika kurmak istiyor. Bu sizce ne anlama geliyor?"

Nikos Dendias: "Samimi olmak gerekirse, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri aynı gemide ilerliyor. Biz aynı kanunlar ve prensiplere sahibiz. İki taraf arasındaki farklılıklara takılmaksızın yakın ilişkilerde bulunmak oldukça önemli. Sorunları birlikte çözmeli ve yol almalıyız. Avrupa ile ABD arasında derin bir anlayış var. Biz bu anlayışı geliştirmeye, bu yapının üzerine bir şeyler eklemeye çalışmalıyız."