Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

İbrahim Zarap tutuklandı: Türk Ceza Kanunu eski eşini darbeden zanlı için nasıl bir ceza öngörüyor?

Samsun'un Canik ilçesinde eski eşini 5 yaşındaki çocuğunun önünde darbeden zanlı tutuklandı.
Samsun'un Canik ilçesinde eski eşini 5 yaşındaki çocuğunun önünde darbeden zanlı tutuklandı.   -   ©  Recep Bilek/Anadolu Ajansı
Metin boyutu Aa Aa

Samsun'da İbrahim Zarap adlı kişinin eski eşini sokak ortasında 5 yaşındaki çocuğunun önünde darp ettiği görüntüler ülkede infial yarattı.

Türkiye'de kadına şiddet vakaları, son dönemde kaldırılması gündeme getirilen İstanbul Sözleşmesi'nin 2011 yılında imzalanmasının ardından yürürlüğe giren 6284 numaralı 'Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun' kapsamında ele alınıyor.

Pazar günü 'insan öldürmeye teşebbüs' suçundan tutuklanan zanlı hakkında Türk Ceza Kanunu nasıl bir ceza öngörüyor ve İstanbul Sözleşmesi'nin söz konusu cezalara etki nasıl olacak?

Hukukçular Euronews Türkçe servisine değerlendirdi.

'İstanbul Sözleşmesi'ne göre çocuğun gözü önünde işlenmesi ağırlaştırma nedeni'

Avukat Tuba Torun, zanlının eziyet ve kasten adam öldürmeye teşebbüs olmak üzere iki suçtan yargılanması gerektiğini ifade etti.

Her iki suçlamanın da iddianamede belirtilmesi gerektiğini vurgulayan Torun, "Birisi eziyet suçu, diğeri de 'kasten öldürmeye teşebbüs'. İstanbul Sözleşmesi'ne göre çocuğun gözü önünde işlendiğinde ağırlaştırılma nedeni. Yine sözleşmeye göre etkin cezalandırma uygulanması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Avukat Torun, etkin cezalandırma nedeniyle indirim uygulanmaması gerektiğini belirterek, "Bu da üst sınırdan ceza verilmesi anlamına geliyor. Her iki suçtan da üst sınırdan ceza verilmesi gerekiyor. Eziyet suçunun kanundaki öngördüğü ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası."

Torun, suçun eşe karşı işlenmiş olmasının 2. fıkranın B bendi uyarınca ağırlaştırma nedeni olduğunu ve eziyet suçundan cezanın bu durumda 3 ile 8 yıl arasında olması gerektiğini savundu.

'Kesinlikle iyi hal indirimi uygulanmamalıdır'

Kasten öldürme suçu yargılamasının müebbet hapsi olduğuna değinen Tuba Torun, "Teşebbüs aşamasında kaldığında 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Burada da 15 yıl olması gerekiyor. Eşe karşı işlendiğinde yine ağırlaştırılmış bir sebep oluyor ve 13 ile 20 yıl arası oluyor. Yani burada da 20 yıl olmalı. Eziyetten 8 yıl, kasten öldürmekten 20 yıl, toplamda 28 yıl olmalı. Yani burada fail hakkında en az 28-30 yıl gibi bir cezaya hükmedilmeli. İşte bu etkin cezalandırma demektir ve kesinlikle tutuklu yargılanmalıdır çünkü kadının da çocuğun da can tehlikesi var." şeklinde konuştu.

Haksız tahrik uygulaması da İstanbul Sözleşmesi'ne aykırı olduğunun altını çizen avukat, "Bu vakada kesinlikle iyi hal indirimi uygulanmamalıdır. Aynı zamanda haksız tahrik indimi de uyguluyorlar. Şiddetin toleransı yoktur." dedi.

"Boşanmış eş olması nedeniyle cezada ağırlaştırma söz konusu değil"

Avukat Melisa Balcı'ya göre ise zanlı 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan yargılanmalı. Balcı, zanlının kadına uyguladığı şiddet oranı göz önüne alındığında söz konusu suçun nitelik halinin varlığını nedeniyle 13 ila 20 yıl hapis ile yargılanması gerektiğini söyledi.

Avukat Balcı, Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) aile içi şiddet vakalarındaki 'eş' tanımına boşanmış eşlerin girmediğine değinerek Samsun'da yaşanan şiddet olayında cezanın bu açıdan ağırlaştırılamayacağını belirtti. Balcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın salı günü açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı'nda söz konusu kapsamın genişletileceğinin duyurulduğunu hatırlattı.

'Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un önleyici tedbirleri kapsadığını belirten Balcı, kanunda belirtilen tedbirlerin uygulamada eksik kaldığını söyledi.

Israrlı takip suçunun (stalking) caydırıcı olması için TCK'da ceza kapsamına alınması gerektiğini belirten Melisa Balcı, İstanbul Sözleşmesi imzacısı İtalya gibi ülkelerde bu suçun 1 ila 6 yıl arası ceza öngördüğünü belirtti.

'Biz kadınlar yargıdan uzun zaman önce umudumuzu kestik'

Feminist avukat Meriç Eyüboğlu, ceza kanununda öngörülen ceza miktarları yeterli oranda yüksek olduğuna değinerek, "Sosyal medya baskısı sonucu bu zat tutuklandı. Şimdi akıllarda aynı sorular; ne kadar süre tutuklu kalacak, iki gün sonra bırakılacak mı, yargılama sırasında hangi indirimler uygulanacak? Çünkü biz kadınlar yargıdan uzun zaman önce umudumuzu kestik. Umutsuz ve güvensiz hissetmemiz için de onlarca yüzlerce örnek var maalesef." dedi.

'Haksız tahrik ve iyi hal indirimleri erkek şiddeti davalarında bol keseden dağıtılmamalı'

Çözümün cezaların daha da arttırılması olmadığını belirten Eyüboğlu, "Üç olaydan birinde fail sinir krizi geçirdiğini söylüyor! Onun adı sinir krizi değil oysa; erkeklik. Çözüm kanunların erkekler için de uygulanması, örneğin Nevin Yıldırım'a uygulanmayan haksız tahrik ve iyi hal indirimlerinin erkek şiddeti davalarında bol keseden dağıtılmaması. Verilen cezaların etkisizleştirilmemesi. Ceza infaz edilip hapishaneden çıktıktan sonra kadının kaderine terkedilmemesi, erkeğin izlenmeye denetlenmeye devam edilmesi." ifadelerini kullandı.

Toplumsal cinsiyet eğitiminin cezaların uygulanma mekanizmalarının her seviyesinde, karakollarda ve adliyelerde verilmesi gerektiğini savunan Meriç Eyüboğlu, "İbrahim Zarap hakkındaki iddianame muhtemelen, sosyal medya baskısı nedeniyle art arda demeçler vermek zorunda kalan devlet büyüklerinin de etkisiyle "insan öldürmeye teşebbüs" isnadıyla açılır. Yargılama aşamasında baskı sürmezse "yaralama" suçuna düşürülür." dedi.

'Bu topraklarda boşansanız da erkek şiddetinden kurtulamıyorsunuz'

'Eski eş'in suçun ağırlaştırılması kapsamında olmadığını hatırlatan avukat Eyüboğlu, "Oysa bu topraklarda boşansanız da erkek şiddetinden kurtulamıyorsunuz. Sonuç olarak, hastaneden gelecek rapora ve mahkemenin uygulayacağı "erkeklik indirimleri"ne de bağlı olarak hakkettiğinden çok daha az bir cezayla dışarı çıkar." yorumunda bulundu.