Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Rusya lideri Putin ve Çin lideri Şi neden giderek birbirlerine yakınlaşıyor?

 Mustafa Bag
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (sol) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (sol) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin   -   ©  AP
Metin boyutu Aa Aa

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, birbirlerine sıkı sıkıya tutunuyor ve giderek daha da yakınlaşıyor.

Ömür boyu lider değiller, en azından teknik olarak. Ancak siyasi gerçeklikte, Çin lideri Şi ve Rusya lideri Putin'in görev sürelerinin 21'inci yüzyılın derinliklerine doğru devam edeceği görünen bir gerçek.

Kaderini belirledikleri iki süper güç de her geçen yıl daha fazla nüfuz kazanıyor.

Dahası, ülke içinde sert önlemler alarak siyasi kontrolü sağlamlaştırırken, Batı'ya ve dört yılda bir lider seçimine giden bir başka süper güç olan ABD'ye karşı büyüyen meydan okumada her zamankinden daha sağlam bir şekilde birlikte çalışıyorlar.

Putin bu hafta 2036'ya kadar başkanlık koltuğunda kalmasına imkan tanıyan yasayı onayladı.

Sovyet diktatörü Josef Stalin'den bu yana diğer tüm liderlerden daha uzun bir süre iktidarda kalan 68 yaşındaki Rus Devlet Başkanı, geçtiğimiz yıl anayasal bir oylama yaptırdı ve görev süresinin biteceği 2024'ten sonra da yeniden aday olabilmenin önünü açtı. Muhalefete sistematik baskı uyguladı.

Çin'de 2012'de iktidara gelen Şi Cinping, Mao Zedong'un acımasız rejimiyle başlayan Komünist Parti yönetiminin yetmiş yıllık iktidarı boyunca ülkesinin en güçlü liderlerinden biri olarak ortaya çıktı. Zaten baskıcı olan siyasi arenaya daha da sıkı uygulamalar dayattı.

Şi'nin yönetimi altında, hükümet entelektüelleri, aktivistleri ve diğer tüm aykırı sesleri gözaltına aldı, hapse attı veya susturdu. Hong Kong muhalefetini sindirdi. Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan'daki azınlık hakları çağrılarını bastırmak için güvenlik güçlerini kullandı. Siyasi rakiplerini bir kenara itti, kendisini eleştirenleri ceza evine attı ve parti üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdı.

Süregelen yolsuzluğa karşı mücadele ederek halkın desteğini kazandı, diğer yandan potansiyel rakiplerini hizada tuttu.

Ömür boyu tek adam olarak iktidarda kalmasının önünü açan anayasal değişiklik, 2018'de kabul edildi. Çin Ulusal Halk Meclisi, böylece 2023’te görev süresi dolacak Şi Cinping'in süresiz olarak görevde kalmasının yolunu açmış oldu.

Ülkenin kurucu lideri ve Çin'i 1949'dan 1976 yılları arasında yöneten Mao Zedung'un tek adam iktidarının yol açtığı 'gücün suistimal edilmesi'ne karşı kendisinden sonra getirilen iki dönem kuralı, 2018'deki bu değişiklikle ortadan kaldırıldı.

Ayrıca Şi, gelenekten koparak bir halef tayin etmeden iktidarda kalma niyetini de net şekilde ima etti. Öyle ki bu görevi üstlenmeye hevesli görünen Sun Zhengcai, 2017 yılında görevden alındı ve yolsuzluk suçlamasıyla ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Rusya'da, Putin’in en açık sözlü eleştirmeni Aleksey Navalny, ülkesinde noviçok isimli sinir gazı ile zehirlenmesinin ardından 5 ay tedavi gördüğü Almanya’dan dönüşünde ocak ayında tutuklandı ve şubat ayında iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Batı'ya meydan okuyan Putin ve Şi, milliyetçi duyguları harekete geçirdi. Putin'in ekonomik sıkıntılar ve emeklilik reformu gibi meseleler nedeniyle düşen popülaritesi, Rusya’nın 2014 yılında Kırım'ın ilhakı ile kamuoyu desteğini yüzde 90'lara çıkardı.

Vladimir Putin ve Şİ Cinping'in iktidarı kalıcı olarak ellerinde tutmalarının etkisi, sadece kendi ülkeleri ile sınırlı kalmıyor. Jeopolitik güç dengesinde sayısız yollarla dışa doğru dalgalanıyor.

Moskova’nın Batı ile ilişkileri, seçimlere müdahale, ABD hükümet kurumlarına siber saldırı ve hackleme suçlamalarının neticesinde Soğuk Savaş sonrası en düşük seviyeye geriledi, Putin bu süreçte artan oranda Çin ile bağlarını güçlendirmeye gayret etti.

Çin ise şimdiye kadar Batı'yla Rusya tarzı bir hesaplaşmadan kaçınırken, Washington ve müttefiklerinin Doğu Türkistan, Hong Kong ve Güney Çin Denizi'ndeki insan hakları siciline yönelik artan baskısı altında.

ABD Başkanı Joe Biden, her iki lidere de gün geçtikçe daha sert bir tutum sergiliyor. Yakın geçmişte Putin'i "katil" olarak nitelendirdi ve yönetiminin üst düzey yetkilileri Çin'i kınadı.

Söz konusu yaklaşımlar, Moskova ve Pekin'i daha güçlü ittifak kurmaya teşvik edecek gibi duruyor. Halklar gibi iki lider de daha yakın bir ilişki kurdu.

Putin'le Şi, nüfuz için Batı ile rekabet ederken bir yandan da iki eski komünist rakip arasındaki "stratejik ortaklığı" güçlendirmek için güçlü kişisel bağlar geliştirdi.

Ve hatta geçmişte Moskova ve Pekin askeri bir ittifak kurma olasılığını reddetmiş olsalar da, Putin geçen sonbaharda böylesi bir olasılığın tamamen göz ardı edilemeyeceğini dile getirdi.

Hem Putin hem de Şi, koltuklarına sabit şekilde yerleşmiş gibi görünseler de hala birçok zorluk devam ediyor.

Bunlardan ilki olan salgın, her iki lider için de büyük bir zorluk teşkil etti. Her ikisi de salgının ardından benzer şekilde temkinli bir yaklaşım sergilediler.

Putin geçen baharda salgına, zaten zayıf durumdaki Rus ekonomisine ciddi şekilde zarar veren altı haftalık kapsamlı bir karantina getirerek yanıt verdi.

Hemen akabinde kamuoyu desteği yüzde 59 seviyesine düştü. Daha sonra kısıtlamaları hafifletti ve yeni karantinalardan kaçınarak ekonomik hasarı azaltmaya ve kamuoyu desteğini yeniden güçlendirmeye çalıştı.

Olası bir yanlış adımın rakiplerine onu devirme şansı verebileceğinden korkan Şi, salgının ilk haftalarında kamuoyundan uzak kalmayı tercih etti. Neticede Çin'in pandemiyi kontrol etmeye başlaması, Şi’nin liderlik konumunu güçlendirdi.

Diğer yandan Çin lideri, kariyerlerinin Şi Cinping'in uzun görev süresiyle engellendiğini gören hırslı genç politikacıları nasıl durduracağına da çözüm bulmalı.

Keza genişletilmiş, tek adam yönetiminin Mao yıllarının aşırılıklarına, özellikle de derin travmatik 1966-76 Kültür Devrimi'ne yol açmayacağını göstermesi gerekiyor.

American Enterprise Institute Asya Çalışmaları Direktörü Daniel Blumenthal, "Şi Cinping, Çin halkının Maoizmden korktuğunu ve nefret ettiğini biliyor, bu yüzden de Mao değilmiş gibi davranması gerekiyor. Şimdilik Mao tarzı kampanyalar ve tasfiyeler yoluyla parti ve toplumdaki çatlaklarla mücadele eden rakipsiz, güçlü bir lider." diyor.

Putin, daha da göz korkutucu zorluklarla karşı karşıya. Rus ekonomisinin petrol, doğal gaz ve diğer hammaddelerin ihracatına olan aşırı bağımlılığı, onu piyasadaki dalgalanmalara karşı savunmasız hale getiriyor. Batı'nın ekonomik ve mali yaptırımları, Moskova'nın Batı teknolojilerine ve sermaye piyasalarına erişimini kesti, ekonomiyi yavaşlattı ve modernizasyon çabalarını engelledi. Durgun yaşam standartları ve düşen gelirler artan hoşnutsuzluğu körükledi.

Rusya’nın Çin ile giderek artan yakın bağları, Batı yaptırımlarını dengeleme stratejisinin bir parçası. Çinli şirketler, Batı teknolojilerinin eksik kalan kısmını sağladılar ve Kırım'a enerji temini gibi büyük altyapı projelerine yardımcı oldular. Kremlin bağlantılı iş insanlarının üzerindeki yaptırımların yükünü hafifletmek için nakit akışı gerçekleştirdiler.

Carnegie Moscow Center'ın Çin uzmanlarından Alexander Gabuev, yakın tarihli bir analizinde "Pekin, Moskova'ya, ABD ve AB baskısına en azından bir dereceye kadar dayanabilmesi için yardım etti. Bu yardım, Moskova'nın Ortadoğu ve Afrika'da bulunmaktan Venezuela rejimini desteklemeye ve ABD seçimlerine müdahale etmeye kadar dünyanın birçok yerinde daha iddialı olmasına da olanak sağladı." değerlendirmesinde bulundu.

İki ülke arasındaki askeri işbirliği önemli bir unsur olmaya devam ediyor. ABD baskısı arttıkça Rusya, Çin ile askeri bağlarını genişletmek için daha fazla adım attı. İki ülke silahlı kuvvetleri bir dizi ortak tatbikat düzenledi ve Putin, Rusya'nın Çin'e en son askeri teknolojiler sağladığını kaydetti.

Peki kapsamlı bir ittifak, Şi'nin ve Putin’in ortak askeri güçlerini kendi uluslarına dayatan bir birliktelik mi?

İki uzun vadeli lider arasında gittikçe artan sıkı kişisel ilişki göz önüne alındığında ittifak daha soyut görünüyor.

Kimi uzmanlara göre kendi kişisel bekaları için ittifak yapmaya mecburlar.

Putin geçen ekim ayında Rusya Çin askeri ittifakına atıfla, "Buna ihtiyacımız yok ama teorik olarak bunu hayal etmek de oldukça mümkün." demişti.

Ek kaynaklar • AP