Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Doğu Türkistan'da Ramazan: İslam'ın izleri siliniyor mu?

Access to the comments Yorumlar
 Mustafa Bag
euronews_icons_loading
Doğu Türkistan'ın Kaşgar kentindeki İdgah Camisi'nde namaz kılan vatandaşlar
Doğu Türkistan'ın Kaşgar kentindeki İdgah Camisi'nde namaz kılan vatandaşlar   -   ©  AP

Çin'in Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Tursuncan Mamat, Ramazan'da kendisinin oruç tuttuğunu, 8 ve 10 yaşlarındaki kızlarınınsa tutmadığını zira küçükler için oruç dahil dini hiçbir aktiviteye izin verilmediğini belirtiyor.

32 yaşındaki Tursuncan, Pekin yönetiminin getirdiği bir grup yabancı gazeteciye Doğu Türkistan'ın Aksu kentinin dış semtlerindeki evinin önünde 'her şeyden memnun' olduğunu ifade ediyor. Dinin nasıl yaşanacağına dair anlattıklarını Çin Komünist Partisi (ÇKP) yetkilileri de dinliyordu.

"Çocuklarım yaratıcımızın kim olduğunu biliyor, ancak onlara ayrıntılı dini bilgi vermiyorum." diyen Uygur baba, tercüman aracılığıyla yabancı muhabirlere verdiği demeçte, "18 yaşına geldikten sonra kendi istekleri doğrultusunda din eğitimi alabilirler."diyor.

Çin hükümetinin ağır politikalarının altındaki sarp ve karlı dağlarla çevrili, yer yer çorak çöllerden oluşan engebeli coğrafya Doğu Türkistan'da İslam'ın geleceği belirsiz.

Uluslararası bağımsız gözlemciler çok sayıda caminin yıkıldığını, Pekin'in bu suçlamaları reddettiğini ve bölge halkı arasında ibadet edenlerin sayısının azaldığını söylüyor.

Bundan on yıl kadar önce, tarihi İpek Yolu üzerindeki Kaşgar kentinde bulunan tarihi İdgah Camisi'nde kılınan cuma namazlarına binlerce kişi katılırken caminin imamı Mamat Cuma'ya göre, şimdilerde sekiz, dokuz yüz civarında insanın geliyor. Ancak imam ibadet eden insan sayısındaki düşüşün hükümet politikaları değil değerlerdeki doğal değişime bağlıyor ve ekliyor:

"Genç nesil zamanını ibadet ederek değil daha ziyade çalışarak geçirmek istiyor."

Çin hükümeti, İslam'a karşı politikalar güttüğü yönündeki suçlamaları izale etmek için Doğu Türkistan'a 5 günlük bir 'propaganda ziyareti' düzenledi.

Nisan ayının sonunda gerçekleşen gezide yabancı muhabirler bölgeye götürüldü.

Çinli yetkililer, sık sık gazetecilerden, 'Batılı politikacıların ve Batı medyasının yalanları' olarak nitelendirdikleri noktaları değil, kendi gözleriyle gördüklerini aktarmalarını istedi.

Pekin, dini özgürlükleri koruduğunu ve vatandaşların yasa ve düzenlemelere bağlı kaldıkları sürece inançlarını yaşayabileceklerini iddia ediyor.

Oysa pratikte din her alanda Çin tarafından kısıtlanmış halde. Son yıllarda tanımlanan 'Çin İslamı' tanımına uygun şekilde yapılmalı. Bir okul müdürünün söylediği gibi, "din ve eğitim ayrımı" nedeniyle oruç tutmak pamuk ipliği fabrikasına kadar her yerde imkan dışı. İşçilerin yurt odalarında bile ibadet etmeleri yasaklanıyor.

"Fabrika sınırları içinde yasak ama eve gidebilirler ya da camiye gidip namaz kılabilirler." diyen Aksu bir tekstil firmasının genel müdürü Li Qiang, "Yurtlar işçilerin dinlenmesi için. Sağlıklarını koruyabilmeleri için iyi dinlenmelerini istiyoruz." diye fabrikalarda ve yatakhanelerde ibadetin yasak olduğunu belirtiyor.

Yasa gereği, Çinlilerin İslam, Budizm, Taoizm, Katoliklik ve Protestanlık inancına tabi olmaları mümkün. gerçek hayatta ise durum o kadar da kolay değil.

Fabrika müdürü, işçilerin oruç tutmakta özgür olduklarını, ancak bedenlerine iyi bakmaları gerektiğini söylüyor.

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI) isimli düşünce kuruluşundan uzmanların geçen yıl yaptığı bir araştırmaya göre, Doğu Türkistan'da Uygur ve İslam kültürünün kasıtlı olarak silinmesi çabaları kapsamında camiler ya yıkıldı veya tahrip edildi. Bu bağlamda uydu görüntülerini inceleyen uzmanlar, inceledikleri bölgede 170 caminin yıkıldığı sonucuna vardı. Bu rakam sadece o bölgedeki camilerin yüzde 30'unun ortadan kaldırıldığı anlamına geliyor.

Çin hükümeti ASPI tarafından yayımlanan bu raporu da reddetmiş ve "Çin karşıtı güçler" tarafından desteklenen yalanlar olarak tanımlamıştı.

Ayrıca Pekin, Batılı hükümetlerle ilişkilerini geren camilerin tahrip edilmesi, toplu hapis, toplama kampları ve zorunlu çalıştırma iddialarını da reddediyor.

Pekin suçlamaların aksine ibadethaneleri iyileştirmek, camileri fanlar, klimalar, sifonlu tuvaletler ve bilgisayarlarla donatmak için çok para harcadığını öne sürüyor.

Yetkililer bölgede bağımsız haberciliği engelliyor. AP'nin haberine göre, son yıllarda Doğu Türkistan'ı kendi başlarına ziyaret eden muhabirleri gizli görevliler takip etti, durdurdu, sorguladı ve Doğu Türkistan'dan çektikleri fotoğraf veya videoları silmeye zorladı.

İdgah Camisi'nin imamı, 500 yıllık tarihi caminin hükümet tarafından 'cömertçe' yenilendiğini belirterek, Çin hükümetine şükranlarını iletiyor.

Camilerin yıkıldığı ya da tahrip edildiği yönündeki haberlere inanmayan imam Mamat Cuma, "Güvenlik yenilemeleri için yıkılan bazı tahrip olmuş camiler dışında caminin yıkılması durumu yok." diyor.

Ayrıca Cuma, bazı camilerin bar, kafe ya da farklı amaçla kullanımı için dönüştürülmüş olmasından haberdar olmadığını ifade ediyor.

Ancak birçok yabancı gazeteci camilerin farklı amaçlı kullanıma dönüştürüldüğünü gösteren fotoğraf ve görüntüler çekmişti.

İdgah Camisi'ne girerken en az 3 kameradan geçmek gerekiyor. İmam Mamat Cuma'nın babası da daha önce bu camide imamlık yapmış, Çin hükümeti yanlısı olduğu için 2014 yılında kimliği belirsiz kişilerce öldürülmüş.

Yabancı gazetecilerin gezisi sırasında camide yaklaşık 50 ileri yaşlı kişi yatsı namazını kılıp dağıldı. Gençlerin camide olmaması dikkatlerden kaçmadı.

AP
Doğu Türkistan'ın Kaşgar kentindeki İdgah Camisi'nde namaz kılan vatandaşlarAP

2012'de Çin'den kaçan bir Uygur imam ise bu tür gezileri ziyaretçiler için sahnelenmiş birer tiyatro (gösteri) olarak nitelendirdi.

Türkiye'de yaşayan imam Ali Ekber Dumallah, "Her ihtiyaç duyduklarında böyle bir sahneyi canlandırma rutinleri var. İnsanlar da tam olarak ne yapacaklarını, nasıl yalan söyleyeceklerini biliyorlar, bu onlar için yeni bir şey değil." sözleriyle Çin'in bölgeye düzenlediği gezinin kurgu, konuşanların da Çin tarafından ayarlanan kişiler olduğunu iddia etti.

Sahnelenmiş olsun ya da olmasın, kurgu ya da tiyatro... Bağımsız araştırmacılara göre gerçek olan bir şey varsa o da Doğu Türkistan'da İslam'ın günden güne insanların yaşamından siliniyor oluşu.

Reşit olmayanlar için din eğitimi yasağının, gençlerin gereken altyapıya sahip olmayacakları anlamına geldiğini söyleyen Dumallah, "Gelecek nesil Çin zihniyetini kabul edecek. Bazıları Çinlilerle evlenecek, Çinli aileleri olacak. Etnik köken olarak hala Uygur olarak adlandırılacaklar ama zihniyetleri ve değerleri kaybolmuş olacak." sözleriyle düşüncesini belirtiyor.

Dünyaya bir çağrıda bulunan imam Dumallah, "Dünya herhangi bir şey yapmaz ve süreci durdurmazsa, bir nesil sonra hedeflerine ulaşacaklarını sanıyorum." şeklinde endişesini dile getiriyor.

Yetkililer, İslam diniyle ilgili bilgi sahibi olmak isteyenlerin 18 yaşından sonra devlet destekli İslami bilimler enstitüsünde yapabileceklerini salık veriyor.

Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de bir İslami bilimler enstitüsünün duvarında "Vatanseverlik inancın bir parçasıdır", "Müslüman olan vatanı sever, ulusal anayasaya, kanunlara, yönetmeliklere uyar", "Ülkemizde İslam'ın Çinlileştirilmesine devam et", "İslam'ı sosyalist bir topluma uyum sağlamak için rehber edin" gibi yazılar yer alıyor.

İslam yaşanıyor gibi görünse de bölgedeki Çinlileştirme faaliyetleri dinin günlük yaşamdaki rolünü gözle görülür oranda azalttı.

Mamatjan Ahat isimli bir kişi, "İyi bir eğitim alma şansım olmadı. Keşke eğitim merkezine daha önce gitseydim. Çok iyi olanakları ve güzel bir kafeteryası var. Haftada 5 gün eğitim veriyorlar." diye Çin'in 'yeniden eğitim merkezi' olarak tanımladığı merkezden mezun olduğunu dile getirdi.

Bir gazetecinin, "Peki dine inanmayı neden bıraktınız?" sorusuna, şahıs, "Çünkü çok şey öğrendim ve artık daha açık fikirliyim." diye yanıt verdi.

Yabancı muhabirlerin Urumçi'ye daha önceki gizli ziyaretlerinde Kapalı Çarşı yakınlarındaki camide sadece birkaç yaşlı adamın namaz kıldığı görülmüştü.

Ancak buradaki caminin imamı da namazın her zamanki gibi devam ettiğini fakat katılımın önemli ölçüde azaldığını söyledi.

Bu caddenin aşağısındaki beyaz renkli cami ise neredeyse bomboştu. Zira insanların camiye girmek için X-ray, metal dedektörler ve yüz tarama kameralarından geçmesi gerekiyor.

Camilerin tepesinde Çin bayrağı ve içeride de Çinli yetkililerin fotoğrafları asılı bulunuyor.

Diyasporada yaşayan Uygurlar, halkın fişlenmemek için camiye gidemediğini, ayrıca birçok caminin gerçek imamının toplama kamplarına ya da cezaevlerine atıldığını mevcut imamların Çin devletinin propagandasını yaptırdığı kişiler olduğunu dile getiriyor.

Ek kaynaklar • AP