Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

DEVA Partisinden 'Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları' raporu

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
Mustafa Yeneroğlu
Mustafa Yeneroğlu   -   ©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "Hukuksuzluğun Sıradanlaşması: Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları Raporunu sundu.

Raporun sunumunda konuşan Yeneroğlu, Gülen grubu ile bağlantılı herkesi terör soruşturmasına tabi tutmanın toplumda travma yaratacağı ve bunun gelecek nesiller üzerinde de etkisini sürdürebileceğini söyledi.

Devletin birimlerinin Gülen grubunu 15 Temmuz darbe girişiminden sadece günler önce 'terör örgütü' olarak nitelendirdiğine dikkat çeken Yeneroğlu, "FETÖ soruşturması geçirenlerin büyük çoğunluğu bu örgüte dini saiklerle girmiştir. Örgütün dini cemaat olarak bilindiği ve bu şekilde görüldüğü ve devletin en tepesi tarafından desteklendiği bir dönemde, insanların Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda öğretmenlik yapması ya da çocuklarını bu okullara göndermesi, gazetelerine abone olunması suç değildir." dedi.

"FETÖ ile etkin mücadele ancak hukuk zemininde kalarak, adaleti sağlayarak sağlanabilir" diyen Yeneroğlu, "Topluma FETÖ ile etkin mücadele ettiklerini söylüyorlar ama aslında tam tersine hizmet ediyorlar. FETÖ ile mücadele ancak hukuk zemininde kalarak, adaleti sağlayarak ve insanları mücadele esaslarına ve yöntemlerine ikna ederek olabilir." diye konuştu.

Yargıtay ve AYM'ye eleştiri

En az 1,5 milyon kişi hakkında silahlı terör örgütü soruşturması açıladığını belirten Yeneroğlu, şunları söyledi:

"Sokaktaki 1,5 milyon insana, 'sen bu örgütün terör örgütü olduğunu bilmedin' diyen yargı kendi üstüne düşeni yapmış mıdır? Savcılar o zaman neredeymiş? Yargıya yönelik baskı ile bu zulme sebep olan yürütme mensupları neden üzerine düşeni 15 temmuz öncesi yapmamışlar? Neden beklemişler? Devletin en üst mercinin bilediğini sokaktaki insanın bilmesi neden gerekiyormuş?"

"Yürütmenin birimi olan mili güvenlik kurumu, darbe teşebbüsünden 50 gün önce, FETÖ ile ilgili terör yapımı tanımını kullanıyor. Ayrıca, bu örgüt, darbe teşebbüsüne kadar, açıkça darbe teşebbüsüne başvurmamış. Yargı ise bu örgütün bir silahlı örgüt olduğunu ilk kez darbe teşebbüsünden sadece 29 gün önce kabul etmiştir. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi, bu yapılanmanın silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmiştir bu tarihte."

Benzer şekilde bylock kullanımı, belirleyici delil kabul eden yargıtay ve hatta AYM suçun maddi ve manevi yönlerini yok saymıştır. Oysa bu içerikler tespit edilmeliydi ve örgüt bağlamında değerlendirilmesi gerekliydi. O zaman o dönemde Fethullah Gülen ile görüşen herkesin terör örgütü üyeliyle yargılanması gerekmez miydi? İçerikleri tespit edilmediği sürece, kişinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunun göstergesi olamaz."