Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

AP Başkanı Metsola: Avrupa Adalet Divanı'nın Polonya ve Macaristan kararını bekliyorduk

Access to the comments Yorumlar
 Sandor Zsiros
AP Başkanı Metsola: Avrupa Adalet Divanı'nın Polonya ve Macaristan kararını bekliyorduk
©  euronews

Avrupa Adalet Divanı, Macaristan ve Polonya tarafından Avrupa Birliği (AB) bütçesiyle ilgili koşulluluk mekanizmasına karşı açılan davaları reddederek, iki üye ülkenin Birlik bütçesinden faydalanmasının hukukun üstünlüğüne uymasına bağlanmasının önünü açtı. 

Polonya ve Macaristan, demokrasi ile hukukun üstünlüğü gibi ilkelerde gerileme olduğu gerekçesiyle bir süredir AB tarafından eleştiriliyordu. Avrupa Parlamentosu, 29 Ekim 2021'de hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal eden bu ülkelerin ortak bütçeden fon almasını engellemediği gerekçesiyle Avrupa Komisyonundan davacı olmuştu. 

Avrupa Adalet Divanı Savcısı, 2 Aralık 2021'da yayımladığı yazılı mütalaasında, AB'nin Polonya ve Macaristan’a yapılacak mali yardımların askıya alınması yolunda görüş belirtmişti. Polonya ve Macaristan da buna itiraz etmişti. AB'nin en yüksek mahkemesi Avrupa Adalet Divanı, temyiz edilemeyecek bu kararla iki ülkenin itirazlarını reddetti. Böylece iki üye ülkenin Birlik bütçesinden faydalanmasının hukukun üstünlüğüne uymasına bağlanmasının önü açıldı.

euronews, Global Coversation programında Avrupa Parlamentosu'nun yeni başkanı Roberta Metsola'yı konuk etti.

euronews muhabiri Sandor Zsiros:

"Mülakatmız, Avrupa Adalet Divanı'nın "hukukun üstünlüğü" koşulluluk mekanizmasını onayladığı güne denk geldi. Karar, Birlik bütçesinden faydalanmayı, hukukun üstünlüğüne uymaya bağlıyor. Yani Brüksel, bloğun temel değerlerine saygı göstermeyen bir üye ülkeye yapılan ödemeleri askıya alabilir. Efendim hoşgeldiniz. Bu, yolsuzlukla mücadelede gerçek bir kilometre taşı mı?

Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola:

"Öncelikle beni konuk ettiğiniz için teşekkür ederim. Kesinlikle evet. Bugünkü karar, çokça ümit edilen, beklenen bir karardı. Avrupa Parlamentosu'nun müzakere etmeye çok hevesli olduğu temel bir ilkeye karşı iki üye devlet hükümeti tarafından açılan bir davanın net bir açıklamasını ve reddini istemek için aylar harcadık. Bunu çok yıllı mali çerçeve hakkındaki tartışmalar sırasında müzakere etmiş başarılı olmuştuk. Hukukun üstünlüğü konusunda geri adım attığınızda, o zaman bu ülkeye ödeme yapılmasına ilişkin kararlar buna bağlı olmalı. Ama bu sadece bir karar değil. Şimdi Avrupa Komisyonu'ndan somut adımlar bekliyoruz ve bugün bu parlamentonun büyük çoğunluğunun anlayışı bu olacak."

euronews:

Macaristan ve Polonya, muhafazakar ve liberal olmayan görüşleri nedeniyle bunun kendilerine karşı siyasi bir araç olduğunu söylüyor. Bu argümanları nasıl görüyorsunuz?

Roberta Metsola:

"Benim açımdan, ben bir avukatım ve yargı kurumuna her zaman hem bağımsızlık fikri hem de AB hukukunun yorumu açısından saygı duyulması gereken bir kurum olarak baktım. Bugün elimizde olan, kurumların aldığı bir kararın yorumudur. Avrupa Komisyonu'nun da önerisi ile Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi'ne sahipsiniz. Benim için durduğu yer burası ve bence tüm üye devletler buna saygı duymalı."

euronews:

Avrupa Parlamentosu, Macaristan'ı demokratik gerileme nedeniyle ağır bir şekilde eleştiriyor. Seçimlere sadece haftalar kala durumu nasıl görüyorsunuz? Bu şartlar altında Macaristan seçimlerinin özgür ve adil olabileceğini düşünüyor musunuz?

Roberta Metsola:

"Seçim sonucuna ilişkin kehanette bulunmaya cesaret edemem. Ancak şunu söyleyebilirim ki Avrupa Parlamentosu çok yakından izliyor. Demokrasinin korunmasına, kurumların işlerini yapmasına izin verilmesini ve siyasi müdahalenin olmamasını sağlıyor."

euronews:

Hukukun üstünlüğü tartışması elbette sadece Macaristan ve Polonya ile sınırlı değil. Örneğin kendi ülkeniz Malta'da bir araştırmacı gazeteci öldürüldü. Yerel yetkililerin yaptığı soruşturmayı nasıl değerlendiriyorsunuz ve devletin sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz?

Roberta Metsola:

"Daphne Caruana Galizia'nın öldürüldüğü gün, bu Parlamentonun hukukun üstünlüğü, gazetecilerin korunması ve medya özgürlüğü konusunda bir şeyler yapması gerektiğini bildiği gündü. 4 yıl önce, Ján Kuciak ve nişanlısı Martina Kušnírová Slovakya'da öldürüldü. Bunun tetiklediği şey; uzun bir kararlılık süreci, ülkeye yapılan ziyaretler, Avrupa Komisyonu üzerindeki baskılar ve doldurulabilecek tüm boşlukları dolduran objektif bir hukuk devleti raporu. Aynı zamanda AP Sivil Özgürlükler Komitesi'nde benim de çalıştığım, halkın katılımına yönelik stratejik dava hakkındaki rapor üzerinde yoğun bir çalışma. Bunun için Avrupa Komisyonu'dan bir teklif sunmasını bekliyoruz. Peki bu yeterli mi? Kesinlike yeterli değil. Daphne ve Jan'ı geri getirebilir miyiz? Elbette getiremeyiz, ancak en azından yapabileceğimiz şey, bu Parlamentonun her zaman medya özgürlüğünü savunacağından emin olmaktır. Bu Parlamento her zaman gazetecilerin korunması için ayağa kalkacak. Adaletin tesis edildiğinden ve sadece yapıyormuş gibi görünmekle kalmayıp bilfiil tesis edildiğinden emin olmak için, Daphne ve Jan'ın soruşturmalarında aradıkları, araştırdığımız gerçekler nihayet ortaya çıkıncaya kadar elinden gelen her şeyi yapacaktır."

euronews:

Avrupa'nın çevresinde bir başka kriz daha var. Rus birlikleri hala Ukrayna sınırına yığılıyor. Vladimir Putin'e mesajınız nedir?

Roberta Metsola:

"Mesajımız çok açık. Her şeyden önce diktatörler bizi bölemeyecekler. Avrupa Birliği'ni istikrarsızlaştırmaya çalışanlar (aslında) bunu sadece bizim birlik olmamamız için yapıyor. Bu Parlamento'dan ve ama aynı zamanda Avrupa Konseyi Başkanı, AB Komisyonu Başkanı, AB Dış Politika Yüksek Temsilci'nden gelen mesaj; birlik olacağımız yönündeydi. Gerilimi azaltmak için sürekli baskı yapacağız. Rusya'ya yönelik yaptırımlar açısından kararlarımızı hatırlıyoruz. Ukrayna ile dayanışmamızı ifade ediyor ve gerilim olması durumunda Parlamentonun diğer kurumlarla uyumlu olarak sağlam, acil ve süratle harekete geçeceğini açıkça ifade ediyoruz. Ayrıca bugün Ukrayna'ya 1,2 milyar euroluk makro-finansal yardımı oyladık. Parlamento oldukça hızlıydı. Parlamento bunu yapmaktan vazgeçmeyecek. Aynı zamanda bu somut ve hızlı dayanışma mesajını Ukrayna halkına göndermek bizim için önemliydi."

euronews:

Üye devletlerin ve Parlamento üyelerinin çıkarlarının farklılığını gördüğünüzde, Avrupa'nın dış politikadaki birliğinin süreceğini düşünüyor musunuz?

Roberta Metsola:

"Doğru liderlikle, dille ve aynı zamanda müzakerelerle, bu çatı altında çoğunluğa ulaşabileceğimize gerçekten inanıyorum. Elbette bu Meclis, farklı siyasi geçmişlerden, farklı siyasi gruplardan insanları bir araya getiriyor. Ancak son birkaç günde ve haftada gördüğümüz şey; Belarus muhalefetini desteklemek ve Belarus'taki gayri meşru rejime karşı en güçlü mesajları göndermemizi sağlama bağlamındakine benzer şekilde birleşik ve somut bir yanıt içinde ilerleme yeteneğimizdir. Bizim için bu Meclis çok sesli ve başkanlığımın önümüzdeki iki buçuk yılında da bu yolu izlemeyi düşünüyorum."

euronews:

Başkan olarak Avrupa Parlamentosu'nun geleceği ve AB yapısı içerisindeki yerini nasıl görüyorsunuz?

Roberta Metsola:

"Her şeyden önce, geçtiğimiz iki yıl Avrupa Parlamentosu'nun görünürlüğü açısından çok zorlu geçti. Ama aynı zamanda, Parlamento'nun yarıdan fazlası ya yeni veya ilk defa buraya gelmiş üyelerdi. Dokuz yıl önce bu Parlamento'ya geldiğimde, insanlarla dolu koridorlar, çok aktif bir genel kurul, çok güçlü siyasi ifadeleri yönlendiren ve yasal sonuçlar doğuran çok hararetli tartışmalar gördüm. Birlikte yaşadığımız olağanüstü tedbirlerin artık yavaş yavaş sona erme aşamasındayız. Keza pandemi sırasında yaptığımız teknolojik ilerlemeleri kullanabileceğimizden ve yararlanabileceğimizden emin olmalıyız. Örneğin Avrupa Parlamentosu, hibrit ve çevrimiçi moda geçmek için çok hızlı davrandı. Parlamento'nun ciddiyetini, genel kurulunu ve karar alma mekanizmasını korurken bu esnekliğe izin vermeye nasıl devam edeceğiz? Bu, kurumlar arası altyapıda da önemli olacaktır. Gördüğünüz gibi biz gayet derecede hazırız, oldukça görünür ve çok sesliyiz. 2024 seçimlerine yaklaştıkça bunun daha da artacağından şüphem yok."

euronews:

Sayın başkan çok teşekkürler

Roberta Metsola:

"Ben teşekkür ederim."