Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Kılıçdaroğlu: Beş parti genel başkanı önerirse aday olurum

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu   -   ©  AP Photo

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, henüz seçimlerde kimin cumhurbaşkanı adayı olacağının netlik kazanmadığını, ancak bir araya geldiği beş parti genel başkanının kendisine adaylık teklif etmesi halinde bunu kabul edeceğini söyledi.

CHP Genel Merkezi'nde Reuters’ın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, liderler arasında adayın kim olacağının konuşulmadığını, şu ana kadar hedefin güçlendirilmiş parlamenter sistemi geniş kitlelere aktarmak olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Cumhurbaşkanı adayının devlet deneyiminin olmasını, devleti tanımasını arzu ediyoruz; tarafsız olması gerektiğini söylüyoruz. Asıl yetkinin yürütme organında yani başbakanda olmasını, cumhurbaşkanının yetkilerinin büyük ölçüde kısıtlanması gerektiğinden yanayız. Cumhurbaşkanı kim olacak veya kim olmayacak onu daha sonra kendi aramızda oturup konuşacağız.”

Beş genel başkanın aynı zamanda ana muhalefet lideri olan kendisine cumhurbaşkanlığını önermesi halinde bunu kabul edip etmeyeceği sorusuna Kılıçdaroğlu, “Elbette (kabul ederim). Cumhurbaşkanlığı onurlu bir görev. Beş genel başkanın benim ismimi telaffuz etmesi her şeyden önce benim için onur. Ayrıca beş genel başkanın bana güven duyması anlamına geliyor, bu da benim için son derece önemli. Üç, benim sorumluluğumun arttığını bilmem lazım. Görev yaptığım sürede o beş genel başkana karşı sorumluyum ve onlara asla hayal kırıklığı yaşatmamalıyım” diye konuştu.

Beş genel başkanla 28 Şubat’ta bir araya gelecekleri toplantıda, güçlendirilmiş parlamenter sistemden neyi amaçladıklarını kamuoyuyla paylaşacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, TBMM’nin göstermelik olmaktan çıkarılmasını istediklerini kaydetti.

"İlk iş planlama örgütü kurmak"

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandıkları takdirde, bir numaralı kararname ile verilerin alınabileceği bir planlama örgütünü kuracaklarını ve kendi alanında yetkin 25-30 kişinin bu kuruma atanacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu, ayrıca buralara atama yaparken parti ayrımı gözetmeden liyakat usulüne göre tercihte bulunacaklarını ve toplumu hayal kırıklığına uğratmayacaklarını bildirdi.

Son dönemde uygulamaları çeşitli kesimler tarafından eleştirilen ve üst üste faiz indirimine giden Merkez Bankası Başkanı ve PPK üyelerini değiştireceklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Merkez Bankası kültürüne sahip olmayan, para politikası nedir doğru dürüst bilmeyen bir insanın Merkez Bankası başkanlığına getirilmesi kadar yanlış bir şey yok" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“TCMB Başkanı'nın önce parlamentonun çıkardığı yasanın kendine verdiği yetkileri bilmesi lazım. Kendisine verdiği yetkilerin değil de dışarıdan gelen talimatın gereğini yapıyorsa o kişi Merkez Bankası başkanlığı yapamaz. TCMB'nin bağımsızlığı çok önemlidir. Sıcak siyaset TCMB'ye müdahale etmemeli; eğer ederse bugünkü tabloyla karşılaşırız. Aksi halde biz dünyada finans çevrelerine güven veremeyiz.”

TCMB Başkanı'nın kararlar için talimatı "saray"dan aldığını ama bunları değiştireceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "İşi ehline teslim edeceksin, o işi en iyi bilen kişiyi Merkez Bankası başkanlığına getireceğiz. Para Politikası Kurulu'nu da aynı şekilde yapacağız... TCMB'nin kendine özgü bir kültürü vardır ama o kültür yerle bir edildi" dedi.

Kılıçdaroğlu sorunun sadece TCMB'de olmadığını, BDDK, SPK, Kamu İhale Kurumu ve EPDK gibi üst kurullarda da liyakat sorunları bulunduğunu ve gerekli değişiklikleri yapacaklarının altını çizdi.

"Yönetme kapasiteleri yok"

Son dönemde elektrik fiyatlarında yapılan zamlarla birlikte sorunun sadece elektrik olmadığını, ülkenin yönetilememesinin bir örneği olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "(Bunların) yönetme kapasiteleri yok" dedi.

Kılıçdaroğlu, bugüne kadar hükümetin elde olan her şeyi sattığını ve elde bir şey kalmayınca ne yapacaklarını şaşırdıklarını kaydederek, şöyle konuştu:

“Zamları kontrolsüz şekilde yapıyorlar... EPDK dediğimiz kurum işlevsiz hale gelmiş durumda. Fiyatlara zam yapıldı, şimdi zamlar nasıl indirilecek diye hesap yapıyorlar. Konuşması gereken kurum EPDK ama konuşmuyor; Saray konuşuyor. Saray da ne diyeceğini bilmiyor... Onlar için halk önemli değil... Bu sorumsuzluk bugünkü piyasayı, kaosu yarattı ama düzelteceğiz.”

"Devlette liyakat sisteminin egemen olması gerekir”

Kılıçdaroğlu, devlette liyakat sisteminin egemen olması, siyasi etik yasasının çıkarılması gibi öncelikleri olduğunun altını çizdi.

Altı partinin güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili hiçbir görüş ayrılığı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, partiler arasında fay hattı olabilecek herhangi bir durum bulunup bulunmadığı sorusuna şu karşılığı verdi:

“Güçlendirilmiş parlamenter sistemle devletin yeniden inşasını düşünüyoruz; yani bir anlamda hukukun yeniden inşası. Yasama, yürütme ve yargı arasında bozulan sistemin düzeltilmesi gerekiyor... TCMB'nin bağımsızlığı, BDDK, Kamu İhale Kurumu gibi devlette liyakat sistemini önceleyen belirli kurallar getireceğiz, bu ikinci aşama. Üçüncü aşama ekonomi. Ekonomi ve sosyal politikalarla ilgili çalışmalar... Bu konularda altı parti kendi iç çalışmalarını yapacak. Partilerin arasında herhangi bir fay hattı görmüyorum, bir uyum var.”

Altı partinin kafasının arkasında ayrı bir plan olmadığını, tek hedeflerinin gerçek demokrasi, özgürlükler, medya özgürlüğü ve güçler ayrılığı ilkesini getirmek olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, tarafsız bir cumhurbaşkanı olması gerektiğinin altını çizdi.

Kılıçdaroğlu, parlamentoda iktidarın muhalefete hesap vereceğini söyledi ve ekledi: "Bu hem liyakatın daha sağlıklı oluşmasına yol açacak, devlette yozlaşmayı önleyecek ve büyük ölçüde yolsuzlukları engelleyecek."

"İmamoğlu ve Yavaş görevlerinde kalacak"

Anketlerde de isimleri yer alan ve bazı kesimlerce "potansiyel aday" olarak öne çıkarılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında Kılıçdaroğlu, "Onlar görevlerine devam edecek" dedi.

“HDP saygın bir partidir”

HDP'nin ittifaka yakınlığı, uzaklığı ya da desteği tartışmaları halen devam ederken Kılıçdaroğlu, "Şunun altını çizeyim, bugün Türkiye'de tüm siyasi partilerle görüşen tek parti biziz. Bütün siyasal partilerle ilişkilerimizi sürdürürüz. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır ve HDP saygın bir siyasal partidir; dolayısıyla da onlarla da ilişkilerimiz var" dedi.

Kılıçdaroğlu yeri geldiğinde HDP ile görüştüklerini, bundan bağımsız olarak da "Kürt seçmeni" kazanacaklarını ifade etti ve şöyle dedi:

Onlarla (Kürt seçmenlerle) ilişkilerimiz son derece iyi... Herhangi bir sorunumuz yok. HDP ile de Kürt seçmenle de olan ilişkilerimizi demokratik standartlar içerisinde sürdürüyoruz... Diyarbakır'a gidecektim, hava muhalefeti nedeniyle gidemedim, önümüzdeki süreçte gideceğim... Beklentileri, talepleri, ihtiyaçları olabilir. Bunlar demokratik ortam içinde oturulur konuşulur ve insan hakları çerçevesinde de gereği yapılır.

"NATO'nun bir parçasıyız, kendimizi ittifakın dışında göremeyiz”

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin sorun yaşadığı Suriye ve Mısır başta olmak üzere tüm ülkelerle problemleri çözeceklerini belirtti.

Kılıçdaroğlu, son dönemde dış politikada yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, "Biz NATO'nun bir parçasıyız. Dolayısıyla kendimizi bu ittifakın dışında göremeyiz. Bu konuda taahhütlerimiz var. Biz NATO'yu sadece bir savunma aracı, kurumu olarak da görmüyoruz. NATO artık bugün 21. yüzyılda aynı zamanda demokrasinin de bir güvencesi" dedi.

Türkiye'nin üyesi olduğu NATO kapsamında savunma sistemini ve ilişkilerini bu bağlamda götürmesi gerektiğini belirterek, "Rusya ile ilişkilerimizin iyi olmasını isteriz... Ama biz Batı ittifakının bir parçası olmak isteriz" diye konuştu.

NATO sisteminin dışında Rusya'dan alınan S-400 uzun menzilli savunma sistemini Türkiye'nin kime karşı kullanacağını ilk günden beri sorduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Suriye mi, İran mı, Yunanistan mı? Kim için kullanacağız? Bu sorunun şu ana kadar cevabı alınmış değil" dedi.

Kılıçdaroğlu, alınan S-400'lerin depolarda beklediğini belirterek, doğru olanın NATO ile entegre bir sistem olduğunu söyledi.

"Efendim 'Suriye'de demokrasi yok.' Yahu dön kendi ülkene bak, bakalım Türkiye'de demokrasi var mı?"

Millet İttifakı'nın adayı seçildikten sonra Mısır, İsrail, Suriye ve Irak ile ilişkileri düzelteceklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, bölgede gerilim ve terörizm istemediklerini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Mısır ile niye kavga ettik? Suriye ile niye kavga ettik? Efendim 'Suriye'de demokrasi yok.' Yahu dön kendi ülkene bak, bakalım Türkiye'de demokrasi var mı? Demokrasisi askıya alınmış bir ülke başka bir ülkede demokrasi arayışı içinde. Bu kadar saçma bir şey olamaz" dedi.

Türkiye'de resmi rakamlara göre 3.6 milyon Suriyeli bulunduğunu, gettolar ve yeraltı dünyası oluşmaya başladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, Suriye'ye döneceklerin güvenliğinin sağlanması gerektiğini, Esad ile oturup anlaşma yapılması ve diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması gerektiğini söyledi.

Bütün bu konularda yapılacakların kafalarında hazır olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Suriye'ye gideceklerin yaşayacakları yerlerde AB fonlarının kullanılabileceğini, güvelik için de BM'nin devreye alınabileceğini vurguladı.

Mısır, Suriye, İsrail ve Orta Doğu ile ilişkilerin düzelmesi ile Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa'ya gitmesinin yollarını açacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Merkez Türkiye projemiz ile Akdeniz'de çok güçlü bir merkez oluşturacağız" dedi.

"AİHM kararlarına uyarız"

Avrupa'daki çeşitli karar organları tarafından alınan bazı kararların Türkiye tarafından uygulanmamasının kabul edilemeyeceğini, "Osman Kavala da Selahattin Demirtaş da hapishanede boşuna tutuluyor. Yasalara, hukuka aykırı olarak tutuluyorlar. Bir insan düşüncelerinden ötürü yargılanmamalı ve hapse atılmamalı. Eğer siz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını Türkiye'de uygulanabileceğine dair anayasamızı değiştirmişseniz, hukuk sistemini buna uygun hale getirmişseniz, 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararı ben uygulamam' diyemezsiniz" dedi.

"KHK ile üniversitelerden atılan Barış Akademisyenleri göreve dönecek"

Türkiye'nin böyle bir tutum sergilemesinin dünyaya "Türkiye'de demokrasi yok, otoriter yöntem var" mesajının verileceğini kaydederek, "Biz buna karşıyız. AİHM'nin kararlarını uygulamak zorundayız" dedi ve şöyle devam etti:

"Şu gerçeğimiz var: Sadece AİHM kararları Türkiye'de uygulanmıyor, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlar da uygulanmıyor maalesef. Anayasa Mahkemesi en üst mahkeme Türkiye'de; verdiği kararlar var ama en alttaki mahkeme Anayasa Mahkemesi kararlarına uymuyor. Uymayan hakim de terfi ettiriliyor."

Kılıçdaroğlu, KHK ile üniversitelerden atılan Barış Akademisyenleri'ni bir hafta içinde görevlerine iade edeceklerini de belirtti.