Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Doç. Dr. Ceren Sözeri: 'Sosyal medya ve internet haberciliği yasası seçim öncesi bir ihtiyaç'

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren yasa teklifi TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.
sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren yasa teklifi TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.   -   ©  Anadolu

AK Parti ve MHP'nin aylardır üzerinde çalıştığı ve sansüre yol açacağı gerekçesi ile eleştirilen sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren yasa teklifi TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.

Kamuoyunda "sosyal medya düzenlemesi" olarak bilinen, "Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" dezenformasyonla mücadele gerekçesiyle hazırlandığı ileri sürülüyor.

Gazeteci örgütleri ve muhalefetin tepkilerine neden olan teklif ile sadece internet yayıncılığı değil, sosyal medya platformları da etkilenecek.

Yani Basın Kanunu kapsamına alınan internet yayıncılarına bazı sorumluluklar ve yaptırımlar söz konusu.

Ayrıca, 40 maddelik kanun teklifinde 'internet haber sitesi', 'İletişim Başkanı', 'İletişim Başkanlığı', 'Basın Kartı Komisyonu', 'medya mensubu', 'enformasyon görevlisi' gibi ifadelerin tanımı da düzenleniyor.

'Yasa, gazetecilerin haber yapma biçimlerini değiştirecek ve otosansür getirecek'

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ceren Sözeri’ye göre bu yasa ifade ve basın özgürlüğünü çok ciddi anlamda kıskaç altına alacak.

Ve gazetecilerin işlerini yapmaları engellenecek.

Doç. Dr. Ceren Sözeri, bu yönüyle de gazetecilik mesleğinin doğrudan hedef alındığı görüşünde.

"Gazetecilerin haber yapma biçimlerini değiştirecek ve otosansür getirecek. Yani haber alma, haber olma, haber verme haklarının tümünü etkileyecek. Biz bu haberleri öğrenemeyeceğiz çünkü gazeteciler bazı tercihler yapmak zorunda bırakılacak. O nedenle demokrasi tam kalbinden çok derin bir biçimde etkilenecek.’’

Bu yasanın seçim öncesi bir ihtiyaç olduğunu dile getiriyor Sözeri.

Sosyal medyanın denetlenmek istendiğini ifade eden Doç. Dr. Ceren Sözeri, insanların eleştirel paylaşım yapmalarının engellenmesinin amaçlandığı kanaatinde.

"Bu hamlenin esas hedefi sosyal medya. Fakat Türkiye’deki internete dair yasaların tümü başka kanunların altında geçirilmeye çalışılıyor. Onlara birer gerekçe bulunur. Buradaki gerekçe de bir taraftan internet gazetecilerinin gazeteci sayılmadıkları, basın iş kanunu kapsamı dışında tutuldukları, basın ilan kurumundan ilan almak ve buradan pay vermek… Ama bir taraftan da sosyal medyayı denetlemek istiyorlar.

Sosyal medyada dezenformasyonun önlenmesi adı altında insanları korkutup, eleştirel paylaşım yapmalarını önlemeyi amaçlıyorlar. Bu bir seçim öncesi ihtiyaçtır.
Doç. Dr. Ceren Sözeri
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi

RTÜK nasıl radyo ve televizyonları denetleyip muhalif gördüklerini bir ceza konusu yapıyorsa, aynı sistemi basın ilan kurumu vasıtasıyla internet ve basın üzerine getirmek istiyorlar. Burayı denetlemek istiyorlar ve aynı zamanda sosyal medyada dezenformasyonun önlenmesi adı altında insanları korkutup eleştirel paylaşım yapmalarını önlemeyi amaçlıyorlar. Bu bir seçim öncesi ihtiyaçtır.’’

Benzer içerikte ileti paylaşanların örgüt faaliyetinden yargılanabileceğini söyleyen diyen Doç. Dr. Ceren Sözeri, kamunun haber alma hakkının önemine değiniyor.

’’Bu yasayla gazeteciler etkilenirse, sıradan vatandaş da etkilenmiş olacak. Çünkü o haberleri alamayacaklar. Mesela seçim sonuçlarını sağlıklı alamayacaklar… Bununla ilgili haber yapan gazeteciler bu yasa kapsamında cezalandırılacak. Dolayısıyla bu halkı da doğrudan etkileyecek. Ama diğer taraftan da anonim hesaplar ve 29. Maddedeki değişiklik ile beraber bir örgüt faaliyeti aranacak. Türkiye’de en yaygın pratik, aynı düşünceleri paylaşan insanların bir örgüt olduğunu iddia etmek. Şimdi hepiniz orman yangınlarına isyan edip, benzer içerikte tweetler attığımızda yargılanabiliriz. Bunun önünde bir engel olmayacak.’’

Bu suskunluk sarmalı dediğimiz şey uzun sürmez. Bir kişi o cesareti gösterip o sarmalı kırdıktan sonra bu bir isyan dalgasına bile dönüşebilir.

Doç. Dr. Ceren Sözeri, mevcut teknolojik ilerleme ile insanların bu sansürü deleceği düşüncesinde. 

Suskunluk sarmalı çok sürmez diyen Sözeri; ''Toplumu bir yerden ne kadar baskılarsanız, o basınç patlamanın dozajını da yükseltir'' ifadelerini kullanıyor. 

"Kamu sağlığı ve kamu yararı deniliyor, sırf infial yaratmanın önüne geçebilmek için önlemler alındığı belirtiliyor. Ama Türkiye’de yargının nasıl çalıştığını ve nasıl kontrol altında olduğunu da biliyoruz. Ve bu yasanın kimler için uygulanıp, kimler için uygulanmayacağını da biliyoruz. Dolayısıyla da eleştirel paylaşım yapanların artık eli titreyecek ya da eli o tweeti atmaya gitmeyecek. Veya tam tersi etki de olabilir. Örneğin sokak röportajlarında isyan edenler gibi… Bunun insanları etkileyip çok korkutacağını düşünmüyorum. Çünkü teknolojinin önüne geçebilmek için yine teknolojinin sunduğu pek çok imkan var. Daha önce de Youtube kapalı kaldığında çözümleri bulundu. Bunlar kullanılır. İkincisi ise bu suskunluk sarmalı dediğimiz şey bu kadar uzun sürmez. Bir kişi o cesareti gösterip o sarmalı kırdıktan sonra çok kısa süre sonra bu bir isyan dalgasına bile dönüşebilir. Yani toplumu bir yerden ne kadar baskılarsanız, o basınç patlamanın dozajını da yükseltir. Zaten iktidar medyasında bile bu yasa çıksın diyenler bile bu haliyle iyi olmadı, dönüp dolaşıp bizi vuracak diyenler var."

''Bu yasanın hazırlanmasıyla ifade özgürlüğü çekincesini dert etmiyoruz diyorlar''

Halihazırda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin gazetecilik ve sosyal medya faaliyetlerine dair çokça kovuşturma ve soruşturma süreçleri sürerken, bunların emsal kabul edilmeden üstüne bu yasanın hazırlanmasını eleştiriyor Sözeri. 

Ve mevcut hükümetin ifade özgürlüğü çekincesini dert etmediğini düşünüyor. 

"Teknik olarak ifade özgürlüğü ayrımı koyduklarını düşünüyorlar. Bu kanunun 29. Maddesi ile ifade özgürlüğünü koruduklarını iddia ediyorlar. Halk arasında endişe, korku yaratma saikiyle yapılırsa deniliyor. Zaten halihazırda gazetecilik ve sosyal medya faaliyetlerine dair sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi değil Anayasa Mahkemesi’nin de emsal kararları var. Tonla kovuşturma ve soruşturma sürüyorken ve bunlar emsal kabul edilmeden üstüne bu yasanın hazırlanmasıyla zaten ifade özgürlüğü çekincesini dert etmiyoruz diyorlar."