75. yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi: İlkeler risk altında mı?

Bir gösterici 19.11 tarihinde Valensiya'da Filistin halkına destek için düzenlenen bir gösteri sırasında "Bombaları durdurun" yazılı bir pankart tutarak slogan atıyor.
Bir gösterici 19.11 tarihinde Valensiya'da Filistin halkına destek için düzenlenen bir gösteri sırasında "Bombaları durdurun" yazılı bir pankart tutarak slogan atıyor. © JOSE JORDAN/AFP or licensors
By Ilaria Federico
Haberi paylaşınYorumlar
Haberi paylaşınClose Button
Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil Fransızca

Bugün, dünya tarihinde önemli bir dönüm noktasına işaret eden ve kurucu bir metin olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabulünün 75. yıl dönümü.

REKLAM

Beyanname, 10 Aralık 1948'de Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edildi. 

İnsan haklarına ilişkin en temel uluslararası anlaşma olarak görülen ve 'insan hakları' düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası olarak nitelendirilen bildirge, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden üç yıl sonra kabul edildi. 

Söz konusu bildirge ile savaş sonrası dünyada bir anlamda insan hakları standartlarının temelleri atıldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Avrupa ve Orta Asya Departmanı Direktörü Hugh Williamson, Euronews'e verdiği mülakatta, "Bildirge'nin özü, herkesin eşit doğduğu ve doğuştan (insan) haklarına sahip olduğudur. Bu haklar tartışmasızdır ve evrenseldir. Bu nedenle birçok insan hakları anlaşmasının da temelini oluşturmuştur." ifadelerini kullandı.

Bildirge Paris'te onaylandığında BM'nin sadece 58 üyesi bulunuyordu ve 48 ülke lehte oy kullanmıştı. 

Bugün ise 190 üyeli BM'nin çoğu üyesi, Bildirge ilkelerine dayanan yasal olarak bağlayıcı antlaşmaları onaylamış durumda.

Sembolik olmaktan öte

Anlaşma eşitlik ve sembolik önemden çok daha fazlasını içeriyor. Öyle ki tüm toplumların insan haklarına dayanan ve belirli bir zaman aralığına bağlı olmaksızın ilkeler sunan temel bir "rehber" niteliğinde. 

"Bence bu sembolik olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor, zira Bildirge ile daha sonra yapılacakların temeli atılmıştır. Çocuk haklarından cinsiyet ayrımcılığına ve işyerinde engellilikle ilişkiye kadar çok çeşitli insan hakları konularını kapsayan anlaşmalara öncülük etti." diyor Cenevre Uluslararası İnsani Hukuk ve İnsan Hakları Akademisi Araştırma Çalışmaları Başkanı Erica Harper.

Euronews'e konuşan Harper sözlerini şöyle sürdürüyor: 

"Bu Bildirge, dünyada meydana gelen felaketlere cevaben hazırlandı ve tüm devletlerin birleşerek insanlığı yönetmesi gereken temel ilkelere bağlı kalabilecekleri bir anı işaret ediyordu. Ancak bugün, parçalanmış ve kutuplaşmış bir siyasi atmosferde, Evrensel Beyannamenin sembolik niteliği bile hayati önem taşımaktadır, çünkü bu semboller, birlikte neleri kabul edebildiğimizi hatırlatıyor."

İlkeler risk altında mı?

Bununla birlikte, insan hakları alanında birçok zorluk devam ediyor. HRW'den Williamson'ın da altını çizdiği gibi, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü, gösteri hakkı, örgütlenme özgürlüğü, ister sendikalar ister siyasi partiler için olsun örgütlenme hakkı gibi birçok temel ilke, dünyanın dört bir yanında ihlal edilmeye devam ediyor.

Hugh Williamson, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

"Mültecilerin durumunu ve ayrımcılığı düşünürsek, Avrupa mükemmel olmaktan çok uzak. Evrensel Beyanname'nin önemli bir maddesi; örneğin, cinsiyeti ya da etnik kökeni her ne olursa olsun herkesin temel insan haklarına sahip olduğunu belirtmektedir. Ama Avrupa'da ırkçılık büyük bir sorun."

"AB, Evrensel Beyannamede belirtilen ilkelere saygı gösterme konusunda mükemmel bir örnek değil" diyen BM İnsan Hakları ve Uluslararası Dayanışma Bağımsız Uzmanı Cecilia Marcela Bailliet ise eleştirilerini şöyle sürdürüyor:

"Avrupa'nın demokrasi ve insan haklarına saygı konusunda belli bir seviyeye ulaştığına dair bir düşünce var. Ancak gerçek şu ki mükemmel bir sistem yok. Örneğin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi sığınma hakkı ve ülkeyi terk etme ve kendi ülkesine dönme hakkını düzenler. Avrupa'da ise insanların dolaşımına yönelik birçok kısıtlama var. Bu kısıtlamalar sadece usul ihlallerine değil, aynı zamanda yaşam hakkı ihlallerine ve hatta gözaltı durumlarında işkenceye varan insanlık dışı muamelelere de yol açmıştır."

Gazze, Ukrayna ve Afganistan...

Uluslararası Af Örgütü Fransa Direktörü Jean-Claude Samouiller de, dünya genelinde endişe verici birçok durum olduğunun altını çiziyor. 

Samouiller, "Amerika Birleşik Devletleri'nde kürtaj hakkı, Macaristan ve Polonya'da olduğu gibi geriliyor. Bugün asıl endişelerimiz; savaşan çeşitli tarafların insan haklarını sistematik olarak ihlal ettiği, insan hayatına ve onuruna saygı göstermediği İsrail, Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarında." diyor ve ekliyor: 

"Bombardımanların sivilleri ve sivil altyapıyı etkilediği Ukrayna'da da durum aynı. İnsanlığa karşı suç olarak nitelendirdiğimiz Afganistan'daki ve İran'daki kadınların durumundan da hem kadınların hem de tüm İranlıların durumu açısından büyük endişe duyuyoruz." 

REKLAM

Bununla birlikte geriye dönüp bakıldığında, uzmanlar son 75 yılda kaydedilen ilerleme konusunda iyimser olmayı sürdürüyor. 

Cecilia Marcela Bailliet'e göre, 'insan Hakları Evrensel Beyannamesi, aynı anda hem güncel, hem evrensel, hem de sürekli geçerli olan en mükemmel özgürleşme öyküsü' 

Bailliet, şöyle devam ediyor:

"Bugün dünyaya baktığımızda savaş ve yıkım görüntüleriyle karşılaşıyoruz ama aynı zamanda dünyanın hemen her şehrinde, farklı bölgelerdeki halkları etkileyen ihlallere tepki olarak, sadece komşu bölgelerde değil, çok uzak bölgelerde de gerçekleşen ve tüm halkların barış hakkını talep eden inanılmaz dayanışma gösterilerinden ilham alıyoruz." 

Erica Harper da aynı fikirde: 

REKLAM

"Küresel olarak, 1948'e kıyasla insan haklarına çok daha fazla saygı duyuyor ve bu hakları daha iyi koruyoruz. Örneğin 1948 sözleşmesinde engellilerin haklarından bahsedilmiyordu. Yeni haklar da ortaya çıkarıldı. Mesela geçen yıl 'temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkı' önce İnsan Hakları Konseyi, ardından da BM Genel Kurulu tarafından tanındı."

Peki mevcut durum nasıl?

Evrensel Beyanname'nin kabulünün 75'inci yılında dünya genelindeki insan hakları durumunu değerlendiren Uluslararası Af Örgütü Fransa Direktörü Jean-Claude Samouiller, bildirgede yer alan 30 temel haktan birine işaret ediyor:

"Beyannamenin diğer tüm hakları talep etmemizi sağlayan bir maddesi varsa, o da belki de ifade özgürlüğü hakkıdır. İfade hakkı, gösteri hakkı ve örgütlenme hakkı konusunda çok dikkatli olmak çok önemlidir, çünkü bu haklar diğerlerinin de ileri sürülmesini sağlar. Otoriter bir sistem (bir ülkeye) yerleştiğinde ilk kurbanları siyasi muhalifler, gazeteciler, hak savunucuları ve aydınlar olur."

Cecilia Marcela Bailliet ise okullarda insan hakları konularında eğitim verilmesinin çok önemli olduğunu vurguluyor:

"İnsan hakları eğitimine mutlaka yatırım yapılması gerektiğine inanıyorum. Tüm okullarda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi öğretilmeli. Norveç'te yaşıyorum ve burada çocuklara Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin öğretildiğini biliyorum. Evlerine döndüklerinde bunun hem devlet hem de aileleri için ne anlama geldiğini açıkça ifade edebiliyorlar. Bu özgürleşme yolunda atılmış büyük bir adım."

REKLAM
Haberi paylaşınYorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Antisemitizm: Pensilvanya Üniversitesi Rektörü Liz Magill baskılar karşısında istifa etti

IFJ'den Gazze uyarısı: Son 30 yılda hiçbir çatışmada bu kadar gazeteci öldürülmedi

Kıbrıslı Rumlar, Suriyeli göçmenlerin sığınma başvurularını askıya aldı