ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency), hükümet karşıtı protestolarda 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, salı günü İranlılara protestolara devam etmeleri çağrısında bulunarak “yardımın yolda olduğunu” belirtti.
Açıklama, insan hakları gözlemcilerinin İran genelindeki gösterilerde 2 binden fazla kişinin öldürüldüğünü bildirmesinin ardından geldi.
Trump, yardımın neleri kapsayacağına dair bir detay paylaşmadı. Ancak bu açıklama, ABD Başkanı'nın sadece birkaç gün önce "Tahran’ın Washington ile müzakere etmek istediğini" belirtmesi sonrasında geldi.
Trump’ın sosyal medyada yaptığı son paylaşım ise, İran hükümetiyle iletişime açık olma tutumunda ani bir değişikliğe işaret ediyordu.
Trump sahibi olduğu Truth Social platformunda, "İranlı yurtseverler, protestoya devam edin. Sizin olan kurumları ele geçirin," diye yazdı. "Katillerin ve tacizcilerin isimlerini saklayın. Büyük bir bedel ödeyecekler. Göstericilerin anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle tüm toplantıları iptal ettim. Yardım yolda."
ABD Başkanı, Tahran'ın hükümet karşıtı göstericilere karşı "ölümcül güç kullandığın"ı tespit etmesi halinde Washington'ın askeri harekata geçebileceği konusunda defalarca uyarıda bulundu.
Beyaz Saray'ın önde gelen isimleri ve yetkilileri cuma günü Trump için diplomatik yaklaşımdan askeri saldırıya kadar çeşitli seçenekler geliştirmek üzere toplanmaya başladı.
Trump pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın "çizgiyi aşmaya başladığına" inandığını söyledi. İran'ın ABD ile yakınlaşmasına rağmen kendisinin ve ulusal güvenlik ekibinin "çok güçlü seçenekleri" değerlendirdiğini söyledi.
Trump, pazartesi günü İran’la ticaret yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağını açıkladı. Ancak Beyaz Saray bu kararın ayrıntılarını paylaşmadı.
İran, ülkenin meclis başkanı aracılığıyla, Washington'ın İranlı göstericileri korumak için güç kullanması halinde ABD ordusu ve İsrail'in "meşru hedefler" olacağı uyarısında bulundu.
Son yıllarda yaşanan ayaklanmalarda verdiği rakamlarla güvenilirliği öne çıkan ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı, salı günü ölü sayısını 2 bin 3 olarak açıkladı.
Kurum, ölenlerin bin 847'sinin gösterici, 135'inin de hükümete bağlı kişiler olduğunu aktardı.
Ölü sayısı, İran’da onlarca yıldır görülen diğer protesto ve ayaklanmaları açık ara geride bırakırken, 1979 İslam Devrimi dönemindeki kaosu hatırlatıyor.
İletişim kısıtlamaları hafifletildi
İran’ın zor durumdaki ekonomisine duyulan öfkeyle iki haftadan biraz daha uzun süre önce başlayan son gösteriler, kısa sürede özellikle 86 yaşındaki Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alan, daha geniş çaplı teokrasi karşıtı protestolara dönüştü.
İran’da internetin büyük ölçüde kesilmesi nedeniyle gösterileri yurt dışından takip etmek giderek zorlaştı. Euronews ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamazken, İranlı yetkililer toplam can kaybına ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Tahran yönetimi salı günü ilk kez bazı kısıtlamaları gevşeterek yurt dışına cep telefonuyla arama yapılmasına izin verdi. Ancak vatandaşlar yurt dışından gelen aramaları alamazken, internet ve SMS kısıtlamaları devam etti.
Perşembe gecesi İran’ın ülke içi ve dışıyla tüm iletişimi kesmesinin ardından, kısıtlamaların daha fazla gevşetilip gevşetilmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Salı günü Fransa, Almanya ve Hollanda, Tahran’ın göstericilere yönelik baskısını kınamak için ülkelerindeki İran büyükelçilerini Dışişleri’ne çağırdıklarını açıkladı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin protestoculara yönelik baskılar nedeniyle İranlı yetkililere karşı “hızla” yeni yaptırımlar önereceğini söyledi.
Von der Leyen sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “İran’da artan can kayıpları dehşet verici. Aşırı güç kullanımını ve özgürlüklerin sürekli kısıtlanmasını açıkça kınıyorum,” dedi.
Bu açıklama, Avrupa Parlamentosu’nun İranlı diplomat ve temsilcilere yasak getireceğini duyurmasından bir gün sonra geldi.
Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın “AB ile düşmanlık aramadığını, ancak her türlü kısıtlamaya karşılık vereceğini” belirtti.