Siyasi ve ekonomik elitleri bir araya getiren yıllık zirve, Avrupa açısından Washington ile ilişkiler, ekonomik model ve güvenlik mimarisi bakımından bugüne kadarki en büyük sınavlardan biri olarak görülüyor.
Davos müdavimlerine göre, dünyanın en büyük ekonomi ve siyaset zirvesi öncesindeki pazar günü alışılmışın aksine oldukça hareketli geçti.
Bu yılki Dünya Ekonomik Forumu’nun, önceki yıllardan çok farklı olacağı yönünde güçlü bir beklenti var.
Normalde sakinliğiyle bilinen İsviçre’nin bu dağ kasabasında, dünya liderlerinin gelişine sayılı günler kala hissedilen gerginlik giderek arttı. Zirvenin, mevcut uluslararası düzenin temel bir sorgulamaya tabi tutulacağı bir dönüm noktasına dönüşmesi bekleniyor.
Tüm gözler haftanın ortasına çevrilmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump’ın, altı yıl aradan sonra ilk kez Davos’a katılması bekleniyor. Trump’ın gelişi; Grönland’ı satın alma girişimleri, Avrupalı müttefiklere yönelik gümrük tarifesi tehditleri ve Venezuela’daki askeri müdahalesi nedeniyle artan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşecek.
Siyasi ve ekonomik elitleri bir araya getiren yıllık zirve, Avrupa açısından Washington ile ilişkiler, ekonomik model ve güvenlik mimarisi bakımından bugüne kadarki en büyük sınavlardan biri olarak görülüyor.
Trump içeriyi anlatacak, Avrupalılar yanıt bekleyecek
Trump’ın çarşamba günü yapacağı ana konuşmanın, uluslararası bir platformda gerçekleşmesine rağmen ağırlıklı olarak iç politikaya odaklanması bekleniyor.
ABD Başkanı, ülkede artan hayat pahalılığı nedeniyle baskı altında. Beyaz Saray’dan bir yetkiliye göre Trump, konut maliyetlerini düşürmeye yönelik yeni girişimleri açıklayacak ve ABD’yi küresel ekonomik büyümede lider konuma taşıdığını savunduğu ekonomi politikalarını öne çıkaracak.
Ancak Trump, Avrupalı liderlere de doğrudan mesaj verecek. Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın ABD ve Avrupa’nın “ekonomik durgunluğu ve buna yol açan politikaları geride bırakması gerektiğini” vurgulayacağını söyledi.
Trump, kısa süre önce Danimarka’dan Grönland’ı alma girişimine destek vermeyen Avrupalı NATO müttefiklerine gümrük tarifeleri uygulamakla tehdit etmişti. Bu açıklamaların ardından bazı Avrupa ülkeleri Grönland’a askeri personel konuşlandırdı.
Bu adımlar, Avrupa başkentlerinde ciddi bir rahatsızlığa yol açtı. Avrupalı liderler, “isterlerse de istemeseler de” Grönland’ın kontrol altına alınmasına yönelik bu yaklaşımın NATO’nun temellerini zayıflattığını ve İkinci Dünya Savaşı’nda şekillenen transatlantik ittifakı riske attığını düşünüyor.
Pazar günü İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç ve İsveç ortak bir açıklama yayımlayarak, Trump’ın Grönland hamlelerinin “tehlikeli bir aşağı yönlü sarmala” yol açabileceği ve transatlantik ilişkileri zedelediği uyarısında bulundu.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte gibi bazı isimler tansiyonu düşürmeye çalışsa da, yeni yılla birlikte artan endişe Davos öncesinde daha da derinleşmiş durumda.
Davos’ta konuşulanlar Davos’ta kalmayacak
Zirvenin bir diğer önemli gündem maddesi, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaş.
Savaşı sona erdirmek isteyen Trump, Davos’ta Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelebilir. Zelenskiy, olası bir ateşkes anlaşması kapsamında yeni güvenlik garantileri imzalamayı umut ediyor. G7 liderlerinin de Ukrayna konusunda görüşmeler yapması bekleniyor.
ABD, bugüne kadarki en geniş Davos heyetiyle zirvede yer alıyor. Heyette Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel temsilci Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner bulunuyor. Her üç isim de Ukrayna dosyasında rol almış isimler.
Beyaz Saray resmi bir ikili görüşme planı olmadığını açıklasa da, Witkoff ve Kushner’ın varlığı, Trump ile Zelenskiy arasında Davos’ta bir anlaşma imzalanabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Trump’ın ayrıca Gazze için kurulması planlanan “Barış Kurulu”nun ilk toplantısını Davos’ta yapmayı değerlendirdiği bildiriliyor. Kurula kalıcı üye olmak için 1 milyar dolarlık katkı şartı bulunduğu, toplanacak paranın Gazze’nin yeniden inşasında kullanılacağı belirtiliyor.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın kurula katılmayı kabul ettiği açıklanırken; Ürdün, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Pakistan da davet aldıklarını duyurdu. Kanada, Türkiye, Mısır, Paraguay, Arjantin ve Arnavutluk’un da davetliler arasında olduğu bildirildi. Hindistan da davet alan ülkelerden biri.
Trump, dünya liderlerine gönderdiği davet mektuplarında kurulun “küresel çatışmaları çözmek için cesur ve yeni bir yaklaşım” benimseyeceğini ifade etti. Eleştirmenler ise bu yapının, Birleşmiş Milletler’e alternatif ve Trump’ın doğrudan kontrolünde bir mekanizma olabileceğini savunuyor.
Zirvede ayrıca, ABD’nin askeri operasyonla Nicolás Maduro’yu devirmesinin ardından Venezuela’nın geleceği ve Trump’ın son anda iptal ettiği iddia edilen İran müdahalesi de gündemde olacak. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Davos’ta bulunması, kulislerde temaslar yapılabileceği yorumlarına yol açtı.
Davos’un gözdesi: “ABD Evi”
Davos, Trump için geçmişte her zaman rahat bir zemin olmadı. 2018’deki ilk katılımı zaman zaman protestolarla karşılanmış, 2020’de ise iklim ve ekonomi konusunda 'felaket tellalları' dediği eleştirmenleri hedef almıştı.
2021’de görevden ayrılan Trump, şimdi hem iç hem dış politikada daha iddialı bir lider olarak geri dönmüş durumda. Davos, bu iddialar açısından kritik bir sahne olabilir.
ABD’nin kasabada biri kilise olmak üzere iki ayrı “ABD Evi” kurması, Washington’un kendisini yeniden “özgür dünyanın lideri” olarak konumlandırma niyetinin güçlü bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Zirve, Avrupa’nın düşük büyüme, doğu sınırında giderek daha saldırgan bir Rusya ve ABD’nin güvenlik garantileri olmadan kendini savunup savunamayacağı sorularıyla boğuştuğu bir dönemde gerçekleşiyor.