Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

İtalya, Gcap’e hazırlanıyor: Eurofighter ve F-35’ten sonra yeni dönem

Japonya Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı'nda yeni nesil bir Gcap savaş uçağının 1:10 ölçekli modeli, Tokyo, 16 Ekim 2024
Japonya Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı'nda yeni nesil bir Gcap savaş uçağının 1:10 ölçekli modeli, Tokyo, 16 Ekim 2024 ©  Mari Yamaguchi/AP
© Mari Yamaguchi/AP
By Stefania De Michele
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Gcap, iki ayrı projenin birleşmesiyle ortaya çıktı: İngiltere’nin Tempest programı ve Japonya’nın FX projesi.

İtalya Parlamentosu, önümüzdeki haftalarda Küresel Muharip Hava Programı (Global Combat Air Programme – Gcap) için önemli miktarda kamu kaynağı ayırıp ayırmama konusunda karar vermek zorunda kalacak.

Roma, İngiltere ve Japonya ile birlikte, yeni nesil muharip hava sistemlerini tasarlayabilen ve bu sistemler üzerinde söz sahibi olabilen sınırlı sayıdaki ülke arasına girmeyi hedefliyor.

Bu tercih, maliyeti yüksek bir risk olmasının yanı sıra, İtalya’nın geçmişte çoğunlukla ikincil bir rol oynadığı büyük savunma projelerinden teknolojik bağımsızlaşma arayışını da yansıtıyor.

Gcap, İtalya’nın orta ve uzun vadeli askeri planlamasının temel taşlarından biri olarak görülüyor. Program, Eurofighter’dan F-35’e uzanan önceki projelerden farklı olarak, teknolojiye erişim ve kabiliyetlerin kontrolünün büyük ölçüde güçlü ortakların elinde kalmadığı bir modeli işaret ediyor.

Gcap nedir?

Gcap, iki ayrı projenin birleşmesiyle ortaya çıktı: İngiltere’nin Tempest programı ve Japonya’nın FX projesi.

Hedef, 2035’e kadar altıncı nesil bir hava muharebe sistemi geliştirmek. Bu sistemin, Eurofighter Typhoon ve Mitsubishi F-2 gibi platformların yerini kademeli olarak alması planlanıyor.

Gcap, müttefik kuvvetlerle yüksek düzeyde birlikte çalışabilirliğe sahip, karmaşık savaş ortamlarında görev yapacak entegre bir hava sistemi olarak tasarlanıyor.

İtalya Savunma Bakanlığı’nın Çok Yıllı Planlama Belgesi’ne göre, İtalya’nın Gcap’e 2035’e kadar yapacağı katkı yaklaşık 9 milyar euro olarak öngörülüyor. Bu tutar yalnızca geliştirme aşamasını kapsıyor; seri üretim ve operasyonel kullanım sürecindeki maliyetler bu rakama dahil değil.

Sadece 2025 yılı için ayrılan kaynak 600 milyon euroyu aşıyor. Bu da Gcap’i, F-35 ve Eurofighter modernizasyonu ile birlikte, askeri havacılıktaki en pahalı projelerden biri haline getiriyor. Savunma makamları, büyük ölçekli projelerde sıkça görüldüğü gibi, maliyet tahminlerinin zamanla revize edilebileceğine de dikkat çekiyor.

Eurofighter’dan Gcap’e geçiş

Gcap, bir süre Eurofighter ve F-35 ile birlikte görev yapacak, ardından bu platformların yerini aşamalı olarak alacak. İtalya’nın envanterinde 118 Eurofighter bulunuyor ve ülke 115 adet F-35 tedarik etmeyi hedefliyor. 2040’a gelindiğinde toplamda 180’den fazla muharip uçak planlanıyor.

Program, aynı zamanda insansız muharip hava sistemleri (UCAS) alanındaki açığın kapatılmasına da katkı sağlamayı amaçlıyor. Ana platformu destekleyecek ileri seviye yardımcı sistemler bu çerçevede geliştirilecek.

Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Istituto Affari Internazionali) Savunma, Güvenlik ve Uzay Programı Direktörü Alessandro Marrone, hedefi şu sözlerle özetliyor: “Önümüzdeki 10, 20, 30 yılı düşünerek donanmamız gerekiyor. Bu, Rusya’ya karşı caydırıcılığı sürdürmek ve daha genel olarak Rusya ile Çin’in farklı bölgesel alanlardaki iddialı tutumunu dengelemek için gerekli.”

F-35 deneyimi ve farklar

F-35 programı, İtalya’da ciddi siyasi tartışmalara yol açmıştı. Buna karşılık Gcap, şu ana kadar daha geniş bir mutabakatla karşılandı.

F-35 savaş uçakları
F-35 savaş uçakları Alejandro Granadillo/Copyright 2026 The AP. All rights reserved

F-35’te işbirliği modeli büyük ölçüde ABD lehine şekillenmiş; araştırma-geliştirme maliyetlerinin ana yükünü Washington üstlenmiş ve teknolojik kararlar ABD’nin kontrolünde kalmıştı.

Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün bir raporuna göre, sınırlı teknoloji transferi ve sistemlerdeki 'kara kutular' İtalyan sanayisini rahatsız etti. Kara kutular, ortak ülkelerin teknolojiye, ileri bakım süreçlerine veya güncellemelere doğrudan müdahalesini engelleyen, ABD kontrolündeki kapalı bileşenler olarak tanımlanıyor.

Gcap ise farklı bir yaklaşıma dayanıyor. ABD’nin programda yer almaması, Roma’ya daha fazla operasyonel ve teknolojik özerklik sağlıyor. İtalya’nın, İngiltere ve Japonya ile birlikte yüzde 33,3’lük eşit paya sahip olması, geçmişe kıyasla çok daha yüksek bir sanayi getirisi anlamına geliyor.

Diğer ülkeler ne yapıyor?

ABD, yeni nesil muharip uçaklar için iki ayrı program yürütüyor. Fransa, Almanya ve İspanya ise Geleceğin Muharip Hava Sistemi (FCAS) adı verilen üçlü bir projeyi hayata geçirmiş durumda. Bu program; pilotlu bir uçak, silahlı insansız hava araçları ve entegre bir “savaş bulutu” öngörüyor.

Ancak FCAS, siyasi ve endüstriyel zorluklarla karşı karşıya. Fransa-Almanya iş birliği karmaşık ilerlerken, İspanya’nın katılımına rağmen takvim belirsizlikleri sürüyor.

2026’ya kadar yaklaşık 3,85 milyar euro ile finanse edilen ilk aşamada temel teknolojiler geliştirilecek. Yaklaşık 4,5 milyar euroluk ikinci aşama ise bir gösterim platformunu hedefliyor. Sistemin hizmete girmesi 2040 civarında öngörülüyor; bu tarih Gcap’ten yaklaşık beş yıl sonra.

İtalya açısından Gcap’in temel riskleri

Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’ne göre Gcap, İtalya için eşi benzeri görülmemiş bir yatırım olmasının yanı sıra, yüksek riskli bir sınama alanı niteliği taşıyor.

Altıncı nesil bir savaş uçağını, insansız sistemleri, ileri iletişim ağlarını ve açık dijital mimarileri bir araya getiren program, sanayi ile kamu kurumları arasında sürekli ve hassas bir koordinasyon gerektiriyor. Eurofighter ve F-35 ile birlikte çalışabilirlik ve kesintisiz modernizasyon, potansiyel sürtüşme noktaları olarak öne çıkıyor.

Bir diğer kritik alan, gizli bilgilerin yönetimi. Çok sayıda İtalyan KOBİ ve araştırma merkezi bu güvenlik seviyelerinde çalışmaya alışkın değil. Bu durum, tedarik zincirinin bir bölümünün program dışında kalması riskini doğuruyor.

Tedarik zincirinin dayanıklılığı da merkezi bir sorun olarak görülüyor. Büyük sanayi grupları, KOBİ’ler ve yüksek teknoloji girişimlerinin aynı çatı altında, çok yüksek kalite ve süreklilik standartlarıyla çalışması gerekiyor. Bu noktada nitelikli insan kaynağı belirleyici hale geliyor: Sürekli istihdam edilen, iyi eğitimli STEM mühendisleri ve teknisyenlerin varlığı, İtalya’nın teknolojik özerkliğinin inandırıcılığını doğrudan etkiliyor.

Son olarak, finansman belirsizliği önemli bir risk unsuru. Program sıkı bir takvimle ilerliyor ve uzun vadede düzenli, kesintisiz yatırım gerektiriyor. Gecikmeler, parçalı bütçeleme ya da düzenleyici belirsizlikler, hem sanayi getirisini hem de kritik teknolojilerin olgunlaşmasını olumsuz etkileyebilir. Parça değişimi ve ihracata ilişkin kuralların net olmaması da uluslararası iş birliğini yavaşlatma riski taşıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Özel haber: Yunanistan Başbakanı Miçotakis çoğu Avrupa ülkesinin Trump'ın 'Barış Kurulu'na katılamayacağını açıkladı

Taormina Belediye Başkanı: Sicilya’da 1 milyar euroluk fırtına hasarı sonrası acil önlem çağrısı

Trump, veliaht prensin ABD ziyareti öncesinde Suudi Arabistan’a F-35 savaş uçaklarının satılacağını açıkladı