Ekim 2025’ten bu yana Silkeborg’daki sergide dünyadaki en büyük iyi korunmuş bataklık cesedi koleksiyonu yer alıyor. Sergide, yumuşak dokuların korunamadığı farklı bataklık türlerine bırakıldığı için yalnızca iskelet hâlinde kalan örnekler de bulunuyor.
Windeby’deki çocuk, Dahmendorf’taki adam, Osterby’den çıkarılan kafatası… Hepsinin ortak bir noktası var: Yaklaşık 2 bin yıl önce öldüler ve varlıklarını yalnızca bataklığa gömüldükleri ya da orada öldükleri için biliyoruz.
Nemli ve turbalı (peat) bataklık ortamı, Demir Çağı’nda yaşamış bu insanların bazılarının doğal şekilde mumyalanmasına yol açtı. “Bataklık mumyaları” olarak bilinen bu kalıntılar bugün Kuzey Almanya, Danimarka ve Hollanda’daki müzelerde sergileniyor ve geçmişten hikâyeler anlatıyor.
Federal Agency for Nature Conservation verilerine göre Almanya’daki bataklıkların yüzde 90’ından fazlası kurutuldu. Bu durum hem iklim değişikliğinin sonuçlarını ağırlaştırıyor hem de süreci hızlandırıyor. Çünkü kuruyan turba alanları atmosfere karbondioksit salıyor.
Ancak bugüne kadar bulunan kalıntıların büyük bölümü, turbanın hâlâ çıkarıldığı dönemlerde keşfedildi. Almanya’da bu özel toprak altında yaklaşık 60 bataklık cesedi bulundu. Bataklıklar bu kalıntıları oldukça iyi korudu ve geride pek çok çözülmemiş hikâye bıraktı.
Bataklıkta bulunan cesetler: Bilim için soğuk dosya
Bir cesedin bataklığa düşmesinin ya da bırakılmasının birçok nedeni olabilir. Cinayeti gizleme girişimi, gömü, kaza, ceza veya dini ritüeller bu nedenler arasında sayılıyor. Bu nedenle her bulgu ayrı ayrı inceleniyor. Ölüm nedeni, yaralar ve cesedin bulunduğu pozisyon arkeologların yorum yapmasına yardımcı oluyor; ancak her zaman kesin sonuca ulaşılamıyor.
1871 yılında turba işçileri Heidmoor’da bir ceset buldu. Sadece kemikler değil, kıyafet parçaları da hâlâ seçilebiliyordu. Yapılan incelemeler, cesedin 40-50 yaşlarında bir erkeğe ait olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar bu kişiye bulunduğu yerden esinlenerek “Rendswühren Adamı” adını verdi.
Cesedin ayağında sığır derisinden yapılmış bir bandaj vardı. Kurtarıldıktan sonra adli inceleme yapıldı. Sağ gözün üzerinde üçgen biçimli bir kafatası yarası tespit edildi. Kafanın arka kısmı ve parietal kemik parçalanmıştı.
Kafatasının eksik olduğu ise ancak 2005 yılında yapılan bilgisayarlı tomografiyle ortaya çıktı. Kafatasının 1871’deki ilk inceleme sırasında çıkarılmış olabileceği düşünülüyor. Saçlı derinin de o dönemde başka maddelerle sertleştirildiği tahmin ediliyor.
Kıyafet analizleri ve araştırmalar sonucunda kalıntıların milattan sonra 2. veya 3. yüzyıla ait olduğu belirlendi. Ancak kökeni ve ölüm nedeni kesin olarak açıklığa kavuşmadı.
“Windeby kızı” nasıl “Windeby oğlanı” oldu?
19 Mayıs 1952’de turba işçileri Domslandmoor’da kazı yaparken insan kemikleri buldu. Önce bunun bir uyluk kemiği olduğu düşünülerek çalışmalar durduruldu. Polis daha sonra Schloss Gottorf arkeologlarıyla iletişime geçti. Ceset bütün hâlde çıkarılarak müzeye götürüldü.
Bu kalıntı Almanya’daki en ünlü bataklık cesetlerinden biri oldu. Bunun en önemli nedeni, cinsiyetinin ilk etapta yanlış belirlenmesiydi. Cesedin bir kadına ait olduğu düşünüldü ve “Windeboy” adı verildi.
Bataklık, insan dokularını koruduğu için ceset araştırmacılar için son derece değerliydi. İncelemeler, kalıntının Demir Çağı’na ait olduğunu gösterdi. Radyokarbon yöntemi, ölüm tarihini MÖ 41 ile MS 118 yılları arasına yerleştirdi.
Kemiklerin zarif yapısı nedeniyle ceset daha sonra “Windeby kızı” olarak anılmaya başlandı. Cesedin duruşu, gözlerinin üzerindeki bez ve başının sol tarafının tıraşlı olması, onun Germen toplumunda zina nedeniyle cezalandırılmış olabileceği yorumlarına yol açtı.
Birkaç hafta sonra bulunan ikinci bir ceset bu teoriyi destekler gibi görünüyordu. Daha kötü korunmuş bir erkek kalıntısı, boğularak öldürülmüş olabileceğini düşündürdü.
Ancak yıllar sonra yapılan araştırmalar bu hikâyeyi sorguladı. İki cesedin aynı dönemde yaşamamış olabileceği ortaya çıktı. Sonradan bulunan cesedin 150-300 yıl daha eski olduğu anlaşıldı.
2006 yılında yapılan yeni incelemeler ise “Windeby Kızı”nın aslında 16 yaşında bir erkek olabileceğini ortaya koydu. Antropolog ve adli bilimci Heather Gill-Robinson bu keşif sonrası esprili şekilde “Ben ona Windeboy diyorum” dedi. Çocuğun fiziksel yapısının ise sık yaşanan açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanmış olabileceği düşünülüyor.
Bataklık mumyaları Danimarka’da sergileniyor
Schleswig’teki Schloss Gottorf restorasyon çalışmaları nedeniyle mumyalar 200 kilometre uzaklıktaki başka bir noktaya taşındı ve ulusal sınırı da geçti.
Silkeborg Museum Direktörü Ole Nielsen, “Bunlar eşsiz hazineler. Bu paha biçilemez eserlerin bize emanet edilmesi, müzelerimiz ve ülkelerimiz arasındaki güvenin göstergesidir,” dedi.
Ekim 2025’ten bu yana Silkeborg’daki sergide dünyadaki en büyük iyi korunmuş bataklık cesedi koleksiyonu yer alıyor. Sergide, yumuşak dokuların korunamadığı farklı bataklık türlerine bırakıldığı için yalnızca iskelet hâlinde kalan örnekler de bulunuyor.