Belçika Anayasa Mahkemesi, Başbakan Bart De Wever hükümetinin bugüne kadarki 'en sert göç politikasını' uygulama girişimlerine darbe indirerek, yakın zamanda yürürlüğe giren bazı iltica kurallarını askıya aldı.
Anayasa Mahkemesi perşembe günü verdiği kararla, mevcut hükümet tarafından getirilen daha katı iltica ve göç kurallarının bir kısmını durdurdu.
Mahkeme, ülkedeki sağ eğilimli koalisyon —parti renklerinin ABD'nin Arizona eyalet bayrağındaki renklerle uyuşması nedeniyle "Arizona koalisyonu" olarak biliniyor— tarafından sunulan göç yasaları hakkında iki ayrı karar yayımladı.
Başbakan Bart De Wever hükümeti daha önce yaptığı açıklamalarda, ülke tarihinin "mümkün olan en sıkı göç politikasını" hayata geçireceklerini ilan etmişti.
Aile birleşimi kuralları mercek altında
Mahkemenin ilk kararı, geçen yıl ağustos ayında yürürlüğe giren ve aile birleşimine yönelik katı kuralları içeren düzenlemeye odaklandı.
Bu düzenleme, ülkelerine dönmeleri halinde "ciddi zarar" görme riskiyle karşı karşıya olan ve "ikincil koruma" statüsünden yararlanan kişiler için iki yıllık bir bekleme süresi getiriyordu.
Göçmen haklarını savunan sivil toplum kuruluşları, bu reformun "birçok aile için aile birleşimini fiilen imkansız hale getirdiğini ve çocuklar üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu" savundu.
Aile birleşimi kurallarından yararlanmak isteyen ve katı yasaya itiraz eden iki aile, önlemlerin askıya alınması ve iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.
Mahkeme, başvurucuların eleştirileri hakkında karar vermeden önce Avrupa hukukunun nasıl yorumlanması gerektiğine dair Avrupa Adalet Divanı'na beş soru yöneltti. Bu sorular yanıtlanana kadar aile birleşimine ilişkin yeni kurallar askıya alındı.
Yemen'deki savaştan kaçan ve yeni yasa nedeniyle eşi ile bir yaşındaki çocuğunu Belçika'ya getiremeyen M.S. adlı sığınmacı, kararı memnuniyetle karşıladı.
M.S., "Bebeğim doğmadan önce Yemen'den kaçmak zorunda kaldım. Umarım sonunda ona sarılabilirim. Her gün başlarına bir şey gelmesinden korkuyorum," dedi.
Belçika Göç Bakanı Anneleen Van Bossuyt ise Euronews'e yaptığı açıklamada, kararın yalnızca ikincil koruma vakalarını kapsadığını vurgulayarak, "Bu, tüm vakaların çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Diğer tüm gruplar için yüksek gelir eşiği ve bekleme süreleri gibi aile birleşimi kuralları yürürlükte kalmaya devam ediyor," ifadelerini kullandı.
Sığınmacıların barınma hakkı
Mahkemenin ikinci kararı, geçen yıl temmuz ayında kabul edilen sığınmacıların kabulüne ilişkin tedbirleri kapsıyor. Belçika, hem iç hukuk hem de Avrupa Birliği hukuku uyarınca sığınmacılara barınma imkanı sağlamakla yükümlü bulunuyor.
Ancak yeni düzenlemelerden biri, başka bir AB ülkesinde uluslararası koruma statüsü almış sığınmacıların Belçika'nın göç ajansı Fedasil tarafından barındırılma hakkını ortadan kaldırıyordu. Sığınmacıları temsil eden Progressive Lawyers Network avukatlarından Marie Doutrepont, bu durumun, aralarında küçük çocuklu ailelerin de bulunduğu pek çok kişinin iltica başvuruları incelenirken sokakta kalmasına neden olduğunu belirtti.
Anayasa Mahkemesi, Yunanistan'da halihazırda iltica hakkı almış olan başvuruculara barınma imkanı sağlanmamasının, "bu sığınmacılar için telafisi güç ciddi zararlara yol açabileceğine" hükmetti. Mahkeme, AB hukukunun Belçika'ya bu durumda maddi yardımı reddetme yetkisi verip vermediği konusunu da Avrupa Birliği Adalet Divanı'na taşıdı.
Ayrıca mahkeme, özel durumlarda nakdi yardım şeklinde yapılan yardımların kaldırılmasının da sığınmacılara zarar verebileceğine dikkat çekti. Belçika'nın barınma ağı Fedasil, yıllardır kapasite yetersizliği nedeniyle ciddi bir kriz yaşıyor.
Bu kriz, Fedasil ve Belçika devleti aleyhine binlerce mahkumiyet kararına ve birçok başvuru sahibinin sokaklarda yaşamasına yol açtı.
Hükümet geri adım atmıyor
Bakan Van Bossuyt, mahkemenin barınma konusundaki endişelerini gidermek için yasada değişiklik yapılacağını ancak mevcut durumda Belçika'da barınma sorununun "yok denecek kadar az" olduğunu iddia etti.
Hükümetin sert politikalarına yönelik eleştirilerde bulunanlar, mahkeme kararlarını hükümetin göç yaklaşımına bir "ihtar" olarak nitelendiriyor. Avukat Doutrepont, "Bu, Belçika hükümetine aile hayatı ve onurlu bir yaşam hakkı da dahil olmak üzere temel hakları göz ardı edemeyeceğine dair güçlü bir sinyaldir," dedi.
Bakan Van Bossuyt ise Belçika mevzuatının Avrupa Adalet Divanı içtihatlarıyla tam uyumlu olduğunu savunarak, 12 Haziran 2026'da yürürlüğe girecek olan AB Göç Paktı'nın kendi düzenlemelerini destekleyeceğinden emin olduklarını belirtti. Mayıs 2024'te kabul edilen AB Göç ve İltica Paktı, sınır kontrollerinin güçlendirilmesini ve iltica prosedürlerinin hızlandırılmasını öngörüyor.