Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair, 'Türkiye olarak, çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz,' dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan salı günü yaptığı açıklamada, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin diplomasi çağrısında bulunarak, “Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır,” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye olarak, çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz," diye konuştu.
İran'a yönelik saldırıların artan petrol fiyatlarıyla birlikte küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kurduğunu belirten Erdoğan, "Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz," dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran halkına yaklaşımının mezhepsel bir ayrım içermediğini belirterek Türkiye’nin İranlıları hiçbir zaman “Şii” ya da “Sünni” olarak sınıflandırmadığını ifade etti.
Irk, mezhep, din ve dil temelinde ayrım yapmayı reddettiklerini vurgulayan Erdoğan, Sünnilik ya da Şiiliğin ayrı birer din olmadığını, tek dinin İslam olduğunu söyledi.
ABD ve İsrail’in İran’daki hedeflere yönelik saldırılarıyla başlayan savaşta gerilim bölge geneline yayılmış durumda.
İran, misilleme olarak Körfez’deki hedeflere, ABD üslerine ve bazı müttefik ülkelere füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlerken, çatışmalar enerji altyapısını ve deniz taşımacılığını da etkiliyor.
Özellikle dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik krizi, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump savaşın “çok yakında bitebileceğini” söylese de, tarafların karşılıklı saldırıları çatışmanın kısa vadede sona ermeyebileceğine işaret ediyor.
'Doğrudan hedef olma' riski
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarıyla fitili ateşlenen savaş Orta Doğu’da şiddetini artırırken, bölge ülkeleri için 'stratejik kaza' veya 'doğrudan hedef olma' riski de artıyor. Nitekim komşu ülkelerden biri olan Türkiye, savaşın başından bu yana hem hava sahası ihlalleri hem de doğrudan füze tehditleriyle karşı karşıya kaldı.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin hava ve füze savunma kapasitesini artırmak amacıyla yeni bir adım atıldığını belirterek, bölgedeki son gelişmeler ışığında sınırların ve hava sahasının güvenliği için ek tedbirlerin alındığını duyurdu.
MSB geçen hafta, İran’dan ateşlenen ve Suriye hava sahasını geçerek Türkiye yönüne ilerlediği tespit edilen bir füzenin mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO unsurları tarafından imha edildiğini açıkladı.
Son olarak da pazartesi günü İran topraklarından ateşlendiği belirtilen bir füze, NATO savunma unsurları tarafından havada imha edildi. İmha edilen füzenin parçaları Gaziantep’te boş bir araziye düşerken, olayda can kaybı yaşanmadı. Bu, savaşın başından beri Türkiye sınırları içine düşen ikinci füze olarak kayıtlara geçti.
İran'ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibullah, İran'dan Türkiye'ye ateşlendiği iddia edilen yeni bir balistik füze vakası sonrası yeniden Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. İranlı büyükelçiden olayla ilgili izahat istendi.