İtalya’da seçmenler, Meloni hükümetinin hâkimler ve savcıları ayırmayı, Yüksek Yargı Konseyi’ni yeniden yapılandırmayı ve yeni bir Disiplin Mahkemesi kurmayı öngören, tartışmalı yargı reformu için sandık başına gidiyor.
İtalya’da seçmenler, yargı sisteminde köklü değişiklikler öngören anayasa reformu için pazar ve pazartesi günü sandık başına gidiyor.
Reform, ülkedeki mevcut birleşik yargı sistemini değiştirerek hâkimler ve savcılar için ayrı kariyer yolları oluşturulmasını ve yeni bir disiplin mahkemesi kurulmasını öngörüyor. İtalya’da hâlihazırda hâkimler ve savcılar aynı meslek grubuna bağlı bulunuyor, aynı sınavla mesleğe giriyor ve kariyerleri boyunca görevler arasında geçiş yapabiliyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte, meslek başlangıcında hâkimlik veya savcılık arasında seçim yapılması gerekecek ve kariyer boyunca bu iki rol arasında geçiş mümkün olmayacak.
Reform kapsamında ayrıca, hâkimler ve savcıları birlikte yöneten Yüksek Yargı Konseyi ikiye ayrılacak. Ayrı ayrı oluşturulacak hâkimler ve savcılar konseylerinin başkanlığını cumhurbaşkanı yürütecek.
Her iki konseyin üyeleri üçte bir oranında sivil üyelerden, üçte iki oranında ise yargı mensuplarından oluşacak. Üyeler seçim yerine kura yöntemiyle belirlenecek.
Roma’daki Luiss Üniversitesi’nde anayasa hukuku profesörü Raffaele Bifulco, kura sisteminin yargı içindeki grupların etkisini azaltmayı hedeflediğini belirtti. Bifulco, bu yöntemle Yüksek Yargı Konseyi içindeki karar alma süreçlerinde etkili olan fraksiyonların zayıflatılmasının amaçlandığını söyledi.
Reform ayrıca mevcut konseylerin disiplin yetkilerini kaldırarak 15 üyeli yeni bir Disiplin Mahkemesi kurulmasını öngörüyor. Bu mahkemenin dokuz üyesi kura ile seçilecek hâkim ve savcılardan, altı üyesi ise sivil kişilerden oluşacak. Disiplin Mahkemesi’nde görev alacak yargı mensuplarının daha üst düzey kıdeme sahip olması şartı aranacak.
Reformu destekleyenler, düzenlemenin yargı içindeki grup etkisini kıracağını ve disiplin süreçlerinde daha deneyimli isimlerin söz sahibi olacağını savunuyor. Ayrıca hâkimlik ve savcılığın ayrılmasının, ceza yargılamasında taraflar arasındaki dengeyi güçlendireceğini ifade ediyorlar.
Karşıt görüşte olanlar ise birleşik yargı sisteminin bağımsızlığı koruduğunu ve ayrımın savcıları siyasi etkiye açık hâle getirebileceğini öne sürüyor. Eleştirmenler ayrıca reformun yargı sistemindeki personel eksikliği, uzun yargılama süreleri ve dijitalleşme sorunları gibi temel problemlere çözüm getirmediğini savunuyor.
Bifulco da tek bir Yüksek Yargı Konseyi’nin daha dirençli ve özerk bir yapı sağladığını belirterek, savcılık kurumunun ayrılması halinde daha kapalı ve “polis benzeri” bir yapıya dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Avrupa’da farklı modeller uygulanıyor. Fransa ve Portekiz ayrı konsey sistemine sahipken, İspanya’da hâkimlik ve savcılığa giriş yolları birbirinden ayrılıyor. Hollanda’da ise konsey üyeleri yalnızca hâkimlerden oluşuyor ve adalet bakanının önerisiyle kraliyet kararıyla atanıyor.
Adalet Bakanı Carlo Nordio’nun adıyla anılan reform, anayasanın 104 ve 105. maddelerinde değişiklik öngörüyor. Tasarı Ekim 2025’te parlamentodan geçmiş, ancak referandumsuz yürürlüğe girmesi için gereken üçte iki çoğunluğu sağlayamamıştı.
Bu nedenle oylama, Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet için de bir sınav olarak görülüyor. Hükümet yetkilileri ise oylamanın siyasi bir güven oylaması değil, anayasal reform hakkında bir karar olduğunu vurguluyor.
Oy verme işlemi pazar günü 07.00-23.00 saatleri arasında, pazartesi günü ise 15.00’e kadar sürecek. Referandumda katılım barajı aranmazken, kullanılan oyların basit çoğunluğu reformun yürürlüğe girip girmeyeceğini belirleyecek.